1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. İmza çuvala sığmadı
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

İmza çuvala sığmadı

A+A-

Genelkurmay Başkanlığı'nın emri üzerine darbe belgesini soruşturan askerî savcılığın açıklaması, soru işaretlerini ortadan kaldırmadığı gibi yeni sorulara neden oldu. Savcının en başta 'çifte imza' skandalına açıklık getireceğini düşünüyordum. Olmadı. Askerî savcı bunu hiç önemsemedi.

Albay Dursun Çiçek, ifade tutanağının altına neden yepyeni imza atma gereği duydu? Askerî savcının gözleri önünde resmî veya özel işlerde kullanageldiği 40 yıllık imzasını niçin değiştirdi? Bu soru mutlaka cevap bulmak zorunda.

Durup bir düşünün... Savcı, belgenin altındaki imza gerçek mi, yoksa sahte mi diye soruşturma yapıyor. 'At imzanı göreyim' dediğinde Çiçek, tutanağın altına eskilere hiç benzemeyen farklı bir imza atıveriyor. Ve askerî savcı 'çifte imzayı ayrıca incelemeye gerek görmüyor'. Bu yöndeki görüşünü kamuoyuna bu şekilde duyuruyor. Bunu hangi hukuk mantığı kabul edebilir?

Savcının buradan iz sürmesi gerekmiyor muydu? Aranan delillere belki bu iz üzerinden ulaşılacaktı. Soruşturmanın ciddiyetine gölge düşmüş olmadı mı? Açıklamayı gölgeledi ve söylenenlerin inandırıcılığına darbe vurdu. Savcılığın neden böyle yaptığını ben anlamadım, anlayana da rastlamadım. Mızrak çuvala belki sığar ama bu çifte imza asla...

Cevapsız kalan bir başka soru da şu: Darbe belgesi, bilindiği gibi Ergenekon tutuklusu Serdar Öztürk'ün ofisinde ortaya çıktı. Albay Çiçek'in Öztürk'le ilişkisi bütün yönleriyle araştırıldı mı? Araştırıldıysa ne sonuca ulaşıldı? Belgenin mahiyetini anlamak için bu ilişkilerin sorgulanması gerekmiyor mu? Ne yazık ki askerî savcılığın açıklamasında, bu konuda tatmin edici cevap yok. Anlaşılan bunu da inceleme gereği duymamış.

Ben sadece ikisine dikkat çektim, cevabı aranan soru çok daha fazla...

Askerî savcılığın 'belgeyi kovuşturmaya gerek görmediği' yönündeki açıklaması, tartışmaları bitirmedi. Eylem planını doğrulayacak delillere ulaşamadığını söyleyen savcılık, bazılarının iddia ettiği gibi belgenin sahteliği veya üretildiğine ilişkin bir karara varmıyor. Delillerin TSK bünyesinde değil sadece Genelkurmay'da araştırıldığına vurgu yapıyor.

Başbakan Erdoğan'ın dünkü açıklamalarına da yansıdı. Sivil yargının bundan sonraki süreci ele alacağına dikkat çeken Erdoğan, "İnanıyorum ki TSK da gerekli çalışmaları yapacak. Çünkü TSK'nın içinde bu tür bir gayret, çaba var mı yok mu orada da bu çalışmaların yapılması gerekiyor." dedi. Önemli cümleler... Savcılığın açıklamasına rağmen Başbakan Erdoğan, Genelkurmay'ın belge üzerinde yapacağı işler olduğuna inanıyor.

Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin 'belge sahte çıktı' şeklindeki değerlendirmeleri ileri bir yorum. Gerçeği pek yansıtmıyor. Ayrıca dosya kapanmış falan değil. Sivil yargı zaten devredeydi. İstanbul'da Ergenekon savcıları da belgeyi inceliyor. AK Parti'nin suç duyurusu var. Plan, çok yönlü soruşturulmaya muhtaç.

Kesinlikle faili meçhul kalmamalı. Bir zamanlar ortalık faili meçhul cinayetlerden geçilmezdi. Şimdi bunun yerini faili meçhul belgeler almamalı. Doğru ise de, sahte ise de sorumluları mutlaka bulunmalı ve adalete teslim edilmeli. Bunun için ilgili kurumların yargıya yardımcı olması da gerekiyor. Burada Genelkurmay'ın takınacağı tavır çok önemli.

Yargı sürecinin sağlıklı yürümesi için askerin kurumsal defans yapmaması lazım; ki gerçeğe ulaşılabilsin. Belgeyi belirsizliğe mahkûm etmenin veya üstünü örtmenin kimseye yararı yok. Eylem planı tartışmasında yeni bir evreye geçildi.

Bugün Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, medyanın karşısına çıkacak. Gündemde tek konu var: Darbe belgesi... Tartışmaları ve gelinen noktayı değerlendirecek. Umarım başta çifte imza olmak üzere kamuoyunun cevabını merakla beklediği sorulara açıklık getirir. Şimdi gözler Başbuğ'un söyleyeceklerinde...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT