1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. "İman ve Amel Bütünlüğü, İtikadın Amelle Olan İlişkisi"
"İman ve Amel Bütünlüğü, İtikadın Amelle Olan İlişkisi"

"İman ve Amel Bütünlüğü, İtikadın Amelle Olan İlişkisi"

Özgür-Der Gaziosmanpaşa aylık müzakereli seminerlerinde Şenel Mutlu "İman ve amel bütünlüğü, itikadın amelle olan ilişkisi" konusunu işledi.

A+A-

Şenel Mutlu'nun sunumundan notlar:

"Öncelikle itikad ve iman kavramlarının kavram anlamlarının bilinmesi gerekmektedir.

İtikad: Bir bilgiye, bir şeye, bir görüşe hiçbir şüpheye yer vermeden sapasağlam bağlılık anlamlarına gelir. İtikad teorik zihinsel bir anlam ifade eder.

İman: Eminlik, sağlam bağlılık, güvenilirlik, güvenilirliği eylemleriyle ortaya koymak anlamlarına gelir. İman da hem teorik hem zihinsel hem de ameli boyut vardır.

Hz. Muhammed’in sağlığında iman ve itikad kavramları felsefi olarak tartışılmamıştır. İndirilen ayetler hemen derhal uygulamaya çalışılmış. Bir sorunla karşılaşıldığında da Hz. Muhammed’e (a.s.) arz edilmiştir. Peygamberimizin açıklamaları, içtihatları yeterli görülmüş O’nun liderliğine, eminliğine, risaletine iman edilmiştir.

İslam yeryüzünde yayılmaya başlayınca çeşitli kavimlerin inanç ve kültür tortuları müslümanların inançlarına, amellerine etki etmiş. Bu da ihtilafların kaynağını oluşturmuştur. Müslümanların sonraki dönemlerdeki ihtilaflarının sebeplerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz.

a) Kavmiyetçilik (ulusçuluk, ırkçılık), asabiyetçilik

b) Hilafet makamının ve diğer yönetim işlerinin seçimi ve yürütülmesindeki anlaşmazlıklar.

c) Eski dinlerden kalan gelenek ve kültür tortuları

d) Hint ve eski yunan felsefelerine ait eserlerin tercüme edilmeleri

e) Gaybi konulardaki gereksiz hatta zararlı tartışmalar

f) Müteşabih ayetlerin nefsi, indi te’villerine dalınması

Zamanla bu tartışmalar gruplaşmaları, mektepleşmeleri, hizipleşmeleri, mezhepleşmeleri ortaya çıkardı. İtikad imandan, iman amelden ayrı tutulamayacağı halde itikadi mezhepler oluştu. Zaman içinde ihtilaflar, mezhepler din haline getirildi.

İtikadi mezhepler Cebriye, Kaderiye, Mürcie, Mutezile adları ile ortaya çıkan mezhepler tartışmalara girmiş, birisi diğerinin yanlışını düzelteyim derken oda başka bir yanlış içerisine girmiştir.

Başta da söylediğimiz gibi iman ameli boyutu olan itikadi bir kavramdır.Nitekim Kura’n-ı Kerim namaz için ‘’iman’’ kavramını kullanmıştır. Kıblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Harama çevrilmesi sonunda önceki namazların durumunun ne olduğu konuşulunca Rabbimiz şöyle buyurmuştur. "Allah Onların İmanlarını (Önce Kıldıkları Namazlarını) Zayi Edecek Değildir."

Hz. Lokman oğluna öğüt verirken Allah’a şirk koşmamasını, kibirlenmemesini, namazlara devam etmesini istemektedir. Bu da bize gösteriyor ki amel imanla iç içedir.

İman ettik demekle müslüman olunamayacağı açıktır. Amelsiz iman korunaksız yanan mum gibidir, hemen sönüverir. Amelsiz iman hemen kararır, pas tutar sonrada çürüyüp yok olur. "Onların kalpleri yaptıkları ile pas tutmuştur.’’ Mutaffifin/14

Allah imanı daima salih amellerle birlikte zikretmiştir. "İman eden güzel amel işleyen" Buruç/11, "Onlar ki iman etmiş ve salih amel işlemişlerdir." Ra’d/29

Günahları kendilerini çepeçevre kuşatmış olanlar, ifsada dalmış olanlar, zenginlik, refah ve israfla azanlar, ekini ve nesli bozanlar, çeteleşenler, ölçü ve tartıda hile yapanlar Rabbimizin şefaatine nail olamazlar. Arı duru tevhid akidesine sahip olan, namazı ikame eden, Allah yolunda infak eden, Allah’a ve emirlerine karşı saygı ve tevazu gösteren, vahyi tertil ile sindirerek okuyup şahitliğini yapan, Rasulleri salih önderler kabul eden, kitaba sımsıkı sarılan, namazlarında gevşeklik göstermeyen, dinlerini alaya alanlardan uzak duran, iyiliği emredip kötülükten nehyeden, hayatının bütün boyutlarını vahiyle boyayan  hayırda yarışan, işittik itaat ettik diyen, kafirleri dost edinmeyen, yalnız Allah’a dayanıp güvenen, müminlere düşmanlık beslemeyen, temiz ve helal olanlardan yiyen, iffetini koruyan, iftira etmeyen, Allah’a itaatte devamlı ve sabırlı,verdiği sözde duran, Allah yolunda cihad edip cehd eden, nimet ve başarılara hamd eden, şerlerin şeytanlardan, şeytani vesveselerden, ins ve cins şeytanlardan, emanetleri koruyan, gözlerini haramdan sakınan, hak ve adaletten ayrılmayan, müminlerin aralarını düzelten, saldırganlara karşı savaşan iman sahipleri Allah’ın şefkatine, merhametine ve şefaatine ulaşırlar.

Samimi bir ortamda geçen seminer katılımcıların sorduğu sorulara verilen cevap ve yapılan açılımlarla son buldu.

Bir sonraki program inşallah "Allaha, hesap gününe, rasullere ve kitaplara iman” Şenel Mutlu’nun sunumuyla gerçekleştirilecektir.

HABERE YORUM KAT