İman-Amel İlişkisi

02.06.2012 00:03
İman-Amel İlişkisi
Özgür-Der Tatvan şubesinin Cuma seminerlerinin bu haftaki konuğu olan Diyarbakır Özgür-Der şubesinden Abdulhakim BEYAZYÜZ hocamızın konusu “İman-Amel İlişkisi” idi.

İmanın amelin kaynağı olduğunu ve amelin de imanın doğal sonucu olduğunu ifade eden Abdulhakim BEYAZYÜZ özetle şunları söyledi:

Bilgi imanı tasdik etmiyor. Dille ifade etmek de yetmiyor. İman pratikte kendini gösterir. İman bedel ödemeyi gerektirir. Hz. Muhammed (sav) in yanına komşu olabilmek bizim tercihimizle gerçekleşecek bir durumdur. Peygamberin güzel örnekliğine göre amel edip, O’nun yaşadığı gibi yaşamak, O’na komşu olabilmek için yeterlidir. İhtiyaçtan arta kalanı tevhid, adalet ve barış yoluna infak edebilmek O’nun örnekliğini gösterebilmektir.

Allah yerine başkasından isteyen insan müşriktir. Hüküm yalnızca Allah’ındır. Kim Allah’a ait olan yasama hakkına karşı çıkarsa onlar kâfirlerin ta kendileridir. Müminler tartıştıkları ve ihtilafa düştükleri konuları mutlaka Allah’ a ve Resulüne götürürler.

İman, hayatın merkezine ahreti almaktır. Hayatın merkezine ahreti almayanlar patır patır dökülürler. Hayatın merkezine dünyayı alan kişi iman etmemiştir.

Her nefis ölümü tadacaktır. Kim bu dünyada ne ekerse Ahirette de onu bulacaktır. Muhakkak ki Allah doğru söyleyenleri ve yalancıları birbirinden ayırt edecektir.  Bu yüzden iman sadece bir iddia değil pratikte de kendini göstermelidir.

"İnsanlar sırf 'inandık' demekle; hiçbir sınavdan geçirilmeksizin bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?  Biz onlardan önceki kuşakları sınavdan geçirdik. Bu sınav sonucunda Allah, doğru sözlüler ile yalancıları kesinlikle belirleyecektir.”(Ankebut 2-3)

Mümin, her şeyden önce Allah’ı sevmeli ve yalnızca Allah’tan korkmalıdır. İnsanlardan bazıları, babalarını, annelerini, kardeşlerini eşlerini, ticaretlerini, makam ve mevkilerini, saray yavrusu gibi evlerini Allah gibi severler.

“Ey müminler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz kâfirliği, müminliğe tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandaş edinmeyiniz. Kimler böylelerini dost edinirlerse onlar zalimlerin ta kendileridirler.  De ki; "Eğer babalarınızı, evlâtlarınızı, kardeşlerinizi, eşlerinizi, hısım-akrabanızı, kazandığınız malları, bozulmasından korktuğunuz ticareti ve hoşunuza giden evleri, konakları Allah'tan, Peygamber'den ve Allah yolunda cihad etmekten daha çok seviyorsanız Allah emrini gerçekleştirinceye, yapacağını yapıncaya kadar bekleyiniz. Allah yoldan çıkmışlar güruhunu doğru yola iletmez. "(Tevbe 23-24)

Ana-baba ve kardeşler, eğer kişiyi Allah’tan alıkoymayı tavsiye ediyorsa bunlar asla veli edinilmemelidir. Dünya malı insana sevdirilmiştir. Ancak bunlar eğer Allah'tan,Resulünden ve cihaddan daha çok seviliyorsa iman etmiş olamazsınız. Eğer bir topluluk İslam’a düşmansa, İslam’ın karşısında engel oluyorsa değil onları veli edinmek onları sevemezsiniz bile. İster ana-baba olsun, ister herhangi bir grup ya da devlet olsun bunları asla sevemezsiniz. Eğer kişi iman etmişse İslam’a düşman olanları asla sevemez.

Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Bu müjdeyi Allah bize Tevbe süresi 111. Ayette şöyle anlatmıştır. “ Allah mü'minlerin mallarını ve canlarını karşılığında kendilerine cenneti vermek üzere satın aldı. Onlar Allah yolunda savaşırlar, bu yolda kimi zaman öldürürler ve kimi zaman da öldürülürler. Bu Allah'ın üzerine borç aldığı ve hem Tevrat'ta, hem İncil'de, hem de Kur'an'da yer verdiği bir sözdür. Allah'dan daha çok sözünde duran kim olabilir ki? O halde yaptığınız bu alışverişe sevininiz. İşte büyük kurtuluş, büyük başarı budur.” (Tevbe-111)

İmanın bir diğer göstergesi de tağutu inkâr etmektir. Kim Tağut'u, azgınlığı reddederek Allah'a inanırsa kopması söz konusu olmayan, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır.(Bakara-256)  Tağut, hayatın tüm alanlarında bizi Allah’tan uzaklaştırandır. Tağut sadece siyasi otorite değildir. Hayatın merkezinden Allah’ı çıkartıp yerine herhangi bir şey bırakan (ister insan, ister grup-cemaat, ister ideoloji olsun) tüm kişiler aslında birer tağuttur. İşte iman etmek, hayatın merkezine geçmek isteyen tüm ilahları reddetmek ve sadece Allah’a evet demektir.

“ Allah'a ve ahiret gününe inananlar, malları ile ve canları ile cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah kötülükten sakınanları bilir. Senden savaştan muaf tutulmaları yolunda izin isteyenler, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanlar, kalpleri kuşkuya kapılıp bu kuşkuları içinde bocalayanlardır.” (Tevbe 44-45)

Eğer iman etmemişseniz Hz. Nuh’un karısı olsanız cehennemi boylarsınız. Hz. Nuh’un oğlu olsanız cehennemi boylarsınız. Hz. İbrahim’in babası olsanız cehennemi boylarsınız. Hz. Muhammed’in amcası olsanız cehennemi boylarsınız.

abdulhakim_beyazyuz-20120602-03.jpg

“Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız Allah'tan en çok korkanınızdır. Allah bilendir, haber alandır.”( Hucurat 13)

Müminler kurtuluşa erenlerdir. Onlar huşu içinde namaz kılarlar. Boş işlerle ilgilenmezler. Zalime karşı çıkarlar.

Münafıklar, Allah’ı az zikrederler. Namaza tembel tembel yaklaşırlar. Cimridirler. İnfak etmezler.

Seminer soru-cevap bölümü ile sona erdi. 

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim