İmam Hatiplileri ne yapmalı?

17.04.2009 11:20

Hüseyin Akın

Özdemir İnce yine oturduğu köşeden İmam Hatip mezunu valilere inceden inceye ayar yapmış. İnce'nin konu sıkıntısı çektikçe din mevzularına girmek gibi bildik bir yazınsal tavrı var.

Hem öyle kıyısından köşesinden falan da değil, tam orta yerinden giriyor din konularına. Elbette din kimsenin tekelinde değildir.  Meseleye vakıf olarak herkes -Özdemir İnce bile olsa- dini konularda konuşabilir, kalem oynatabilir. Nitekim bizim memleketimizde dinî konularda en fazla konuşup yol ve yordam öğretmeye çalışanlar bu konuda yeterli donanıma sahip olmayanlar ve muhalif tavır takınanlar olmuştur hep.

Bunlar yüksek perdeden konuşurlar ve gerektiğinden bilimsel fetvalar bile verirler. Bitirdikleri okul, icra ettikleri meslek, bulundukları statü ne olursa olsun hem dünya işlerini çok iyi bilirler hem de din işlerinde kendilerini ehliyetli, liyakatli kabul ederler. Yani dünya ve devlet de onlarındır, din de onların.

Sezar'ın hakkını da Tanrı'nın hakkını da kendi ellerinde tutarak bütün zamanların en avantajlısı olmakta ustadırlar.

Bu beylere göre İmam Hatip Lisesi'nin kapısından içeri girenler bir daha ömür billah devlet işlerinde, bürokratik görevlerde bulunamazlar.

Askere gidebilirler; ama asker olamazlar, doktora gidebilirler; ama doktor olmazlar.

İmam Hatip'lerin kamusunu istediğiniz kadar genişletip uzatabilirsiniz.

Bu mantıkla bir İmam Hatiplinin ne olup olamayacağını rahatlıkla kestirilirsiniz. Sözgelimi; çok güzel resim yapabilir; lakin ressam olmaz, çok sıkı şiirler yazabilir; fakat şair olamaz, çok şık penaltılar atabilir; ama gol geçerli olamaz.

Önünden geçilir, öne geçemez.

Onlar sadece ölmüş bir devletlûnun cenaze namazını kıldırırken öne geçebilirler. Ne de olsa bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yapılabilecek bir şey yoktur.

Bu dünyaya ait olmadıklarından hiçbir protokolde yerleri yoktur.

Din eğitimi almış birinin dünya ve devlet mesellerine müdahil olması  -hele hele vali, kaymakam, bakan, başbakan olması-  her şeyi darmadağın edebilir bu kafalara göre. Her önüne gelen çapına ve birikimine bakmadan dinî sahada ahkâm kesecek; ama hasbelkader İmam Hatip bitirmiş birisi dünyevi, siyasi, bürokratik bir meselede ağzını açmayacak. Bu ne yaman çelişki ve bu ne insafsız bir dağılımdır. Birileri ne kadar kabullenmek istemese de sadece İslam dininin değil Pozitivizm'in de, secularismin de imamları ve hatipleri vardır. Hiçbir düşünce dinden bağımsız değildir.

İtikat derecesinde bağlanılan her düşünce dinleştirilmiş demektir.

Dünya bir tane olmadığına göre herkesin kendi kafasına uygun bir dünya görüşü olduğunu var sayarsak farklı dünya görüşlerinin imamları ve hatipleri için ne düşünülür acaba?

İmam Hatip mezunlarını aldıkları müfredata uygun din eğitimi sebebiyle bürokratik görevlerden kovup bilimsel platformlardan aforoz edenler Auguste Comte'un pozitivizm dininin papası olduğunu ve üstüne üstlük bir ilmihal sahibi olduğunu (Pozitivizmin İlmihali) ya da teorilerine dört elle sarıldıkları Darwin'in Cambridge Üniversitesi'nde rahiplik eğitimi aldığını bilmiyorlar mı?

Anlamadım?

MİLLİ GAZETE

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim