1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. ‘’İlk Kur’an Neslinin Mücadele Örnekliği’
‘’İlk Kur’an Neslinin Mücadele Örnekliği’

‘’İlk Kur’an Neslinin Mücadele Örnekliği’

Ramazan Yazçiçek, Muş Alparslan Üniversitesi’nde İnsani Değerler Topluluğu’nun düzenlediği ‘’İlk Kur’an Neslinin Mücadele Örnekliği’’ konulu konferansı sundu.

A+A-

Konuşmasına başlarken sohbetinde “klasik bir siyer okumasından öte İslam öncesi cahiliye anlayışından farklı olarak İslam dininin neyi getirdiğini ve Bi’seten önce ve sonrayı ayıran teorik ve pratik (İman ve amel) temel unsurlar nelerdi?” Sorularına cevap verecek ve bu cevapların doğru verilmesi sonucunda ancak meselelerin doğru anlaşılabileceğini vurguladı.

Birincisi Cahiliyeden İslam’a değişimin boyutu, sadece belli bir bölgeye ve belli bir zaman aralığına münhasır değildi ve Cahiliyeden İslam’a değişimin boyutu sadece belli bir bölgeyi ilgilendiren sosyal bir olay olmadığı gibi belli bir zaman aralığına münhasır bir hadise de değildi. Âlemler ile vahyin son kez irtibatı kuruluyordu.

Cahiliye sanılanın aksine sıradan anlamıyla “bilgisizlik” olmayıp, bilme “alime”nin değil, sakin olma “halüme”nin karşıtıdır. Yani bilginin değil hilmin karşıtı bir ifadedir cahiliye.

İslâm’ın geldiği günlerde hak ile bâtıl, gerçek ile düzmece, din ile hurafe, felsefe ile masal birbirine karışmıştı. Hâsılı karaları ve denizleri fesadın kapladığı bir dünyadan söz ediyoruz. (Rum, 30/41)

İkincisi Cahiliyede Allah’ın inkârı, dinin inkârı yoktu, dinsizleşme de yoktu. Dine karşı din vardı. Hatta onlar dinde Teşeddüd (aşırılık/ şiddetli olma) ehliydiler ve davranışlarında da teşeccü vardı. Vahyin son kez geldiği cahiliye toplumu dinsiz bir toplum değildi. Bu vurgu doğru anlaşılmalıdır. Ve hatta o toplum için teşeddüd ehli bir toplum, dindar bir toplum da denilebilir. Bu dindarlık, ruhbanîyet cihetiyle ortay konulan bir dindarlık olmayıp şecaat cihetiyle ortaya konulan bir dindarlıktı. Arap toplumu için vakıa olan cehalet ve rezalet dönemin diğer toplumlarını da çepeçevre sarmıştı.

Üçüncüsü İslam’ın yegâne getirdiği şey tek Allah inancı mıdır? Sırf manevî, uhrevî olana dair bir sükûn mu telkin edilmiş? Ekonomik ve Sosyal hayatı ahlakî temeller üzerine inşa eden bir ahlakçı hareket midir? Sorularının burada önemli olduğunu düşünüyorum. Bu ve bunun gibi soruların hiç birinin cevabı İslam’ın geliş amacını karşılamaz. Yeni dinin getirdikleri bu tanımlamalara denk düşmez. Bu izahlar İslam’ı tanımlamak ve getirdiği mesajı anlamaktan uzaktır.

İslam düşüncesinin esaslarını anlayabilmek için Kur’an’ın temel kavramlarını; İslam düşüncesinin anahtar kavramlarını bilmekte yarar vardır. Buna, Kur’an’ın varlığa bakışı; Kur’an’ın hayata bakışı bir anlamda Kur’an’ın dünya görüşü de diyebiliriz.

Bütün dönemlerde esas mesele, Kulluğun Allah’a has kılınması meselesiydi.

Nitekim bugünde esas mesele aynıdır. Lailahe İllellah sağlam bir inanç sisteminin özü ve özeti olarak bir iman ilkesi olduğu gibi aynı zamanda bir ahlak ilkesidir.

Risaletle birlikte Arap toplumu özelinde tüm insanlık için inançla beraber sosyal hayatın temel taşları da yeniden inşa edilmiştir.

İslam’ın dünya görüşü bütün insanlığın sorunları için kökten çözüm öneriyordu. İslam hayatın bütün alanlarında fıtrî, insanî ve pratik çözümler getiriyordu.

İslam, tasavvurları vahiy ile inşa ederken hayatı da sünnet ile ihya ediyordu.

İslam değişen bireysel ve toplumsan dinamizme değişmeyen İslamî değerlerle çözüm sunma karakterine sahiptir. İslam düşüncesinin temel özelliklerini Kur’an’ın toplam mesajından ve Resulullah’ın tebliğ ve tebyininden (açıklayıp-göstermesinden) anlamak durumundayız.

İslam, insan merkezci, doğa, atalar yolu vs. merkezli algının yerine Allah merkezli bir inanç getirmiştir. Ardından Allah (cc)’ın ne olduğunu tarifin yanında ne olmadığını da tanıtmıştır.

Kur’an mümin bir şahsiyet inşa ediyor. Kur’an bu şahsiyet öznesi eliyle yeni bir toplum inşa ediyordu.

Alak Sûresi’yle bildirilen anahtar kavramlar oldukça açıklayıcıdır. Örneğin ‘bilginin kaynağı sorunu’, ‘Kerim kavramı’, ‘Rabb kavramı’, ‘Hadi kavramı’, ‘Taği’ ve ‘İstiğna’ kavramlarını sayabiliriz.

Risaletle birlikte yine halledilen ilk sorunlarda biri Bilginin Kaynağı Sorunu olmuştur. Kur’an’da, Alak, Kalem, Müzemmil ve Müdessir Surelerinde verilen sıralı mesaj, “Oku, yaz, kalk ve uyar!” şeklindedir."

Yazçiçek konuşmasında ayrıca resul(a)’ün, ilk neslin yaklaşımlarını da örneklendirerek somutlaşmasını sağladı.

Konferans soru cevap faslının ardından sona erdi.

ramazan_yazcicek-20140515-01.jpg

ramazan_yazcicek-20140515-02.jpgramazan_yazcicek-20140515-03.jpg

HABERE YORUM KAT

2 Yorum