1. YAZARLAR

  2. Fadime Özkan

  3. İlk Dört Maddeyi Değiştirmek TÜSİAD’ın Önerisiydi
Fadime Özkan

Fadime Özkan

Yazarın Tüm Yazıları >

İlk Dört Maddeyi Değiştirmek TÜSİAD’ın Önerisiydi

19 Ocak 2017 Perşembe 00:42A+A-

İlk tur oylamada tasarının mimarı iki parti arasında küçük çaplı bir krize yol açan şey AK Parti Bursa milletvekili İsmail Aydın’ın “İlk dört maddenin görüşülmesi teklif dahi edilemez, vurgusu kabul edilemez” deyişiydi.

Başbakan dahil çok sayıda AK Partili açıklama yaptı ve “Partimizin böyle bir düşüncesi ya da önerisi yok” diyerek MHP’yi teskin, durumu izah etti.  

Gerçekten de daha önce anayasa taslakları hazırlayan AK Parti’nin ilk dört maddeye ilişkin değerlendirmesi olmadı. Kurumsal olarak bu yönde bir tasarısı, tartışması, beyanı olmadı.

Ama Türkiye bu tartışmayı en geniş haliyle 2010-2011 yıllarında siyaset dışı aktörler sayesinde yaptı.

Dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Habertürk gazetesinden Muharrem Sarıkaya’ya yaptığı açıklamada Anayasa’da “değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen ilk üç maddeye dokunulabileceğini” söyleyerek tartışmanın fişeğini ateşledi. Kılıç “Bence ilk üç maddeyi dondurmak, evrensel hukuk kurallarına uygun değil. Aksi halde Anayasa’yı dondurursunuz. Hukuk devletini, demokrasiyi, laikliği geri götüren uygulamaya geçit verilemez. İlk üç maddeye pozitif olarak dokunulabilir” diyordu.

Daha sonra açıklamanın içeriğini yalanladı ama tartışma başlamıştı bir kere.

Siyasipartilerdençok sayıdatepki geldi amahukukçular da ikiyeayrıldı.Eski Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk “Son derece tehlikeli bir tartışma. İlkeleri değil sadece sözcüklerin yerini değiştirebilirsiniz” derkenProf. Dr. Serap Yazıcı Haşim Kılıç’ı destekledi ve Prof. Dr. Bülent Tanör’ün 1986 tarihli çalışmasına ve “Anayasanın 1. maddesine değişmezlik izafe edilebileceği, diğer maddelerin değiştirilebileceği” tezine atıf yaptı.

***

Bu tartışmanın ardından 2011 Haziranında genel seçimlere gidildi. Dört büyük parti de halka yeni-sivil bir anayasa sözü vermiş, Meclis’e bu şartla girmişti ama malum, o anayasa bir kez daha yapılamadı.

O süreçte atmosferi geren etkenlerden biri de TÜSİAD’ın Anayasa önerisiydi. TÜSİAD’ın önerisi, pek çok sivil toplum kuruluşunun, üniversitenin, partinin hazırlattığı önerilerden sadece biriydi ama Türkiye Devleti’nin bir cumhuriyet olduğu hükmü dışında, her maddenin değişebileceğini önerdiği için küllenen tartışma yeniden ateşlendi.

Taslak AK Parti’den tepki gördü.

Dönemin HDP’si BDP hariç muhalefetten de tepki gördü.

TÜSİAD da dernek içinden ve dışından gelen tepkileri dikkate alarak “ilk dört madde değiştirilebilir” görüşünü geri çekti.

***

Sonra evet, zaman zaman konunun etrafında dolanıldı. Milletin iradesini temsil amacıyla teşekkül etmiş TBMM’nin “kurucu meclis olmadığı” -aslında darbe meclisi olmadığı-gerekçesiyleanayasa yapma yetkisine de sahip olmadığı gibi utanç verici bir ima hep dolaşımda kaldı.

Bunu dillendirenlerin vesayet savunucuları olması,Prof. Dr. Mustafa Şentop’un “Anayasanın ilk üç maddesinin değişmezliği 12 Eylül darbesini yapan beş generalin tasarrufudur” hatırlatmasıyla birlikte okunduğunda meselenin künhüne varmak mümkün aslında.

Şunu da hatırlamak lazım. Konuyu tartışanların kahir ekserisi (HDP çevresi Kürt, Kürtçe vurgusunun anayasada yazılmasını talep ediyor) cumhuriyetten, bayraktan, Türkçeden ya da başkent Ankara vurgusundan vazgeçilsin demiyor. Daha çok kötü Türkçe kullanımına, mantıki çarpıklıklara, devlet ve hukuk felsefesi açısından yanlış tanımlamalara ya da kötü kurgulanmış cümlelere itiraz ediyor ve aynı içeriği doğru şekilde ifade etmeyi öneriyor.

Cumhuriyetin devlet değil yönetim biçimi olması dolayısıyla tanımlamanın “demokratik cumhuriyet” olarak düzeltilmesi gibi. 

Ya da devletlerin dili olmayacağı için ifadenin “devletin resmi dili Türkçedir” şeklinde yazılması gibi. Veya devlet tanımlanırken “insan haklarına saygılı” yerine “insan haklarına bağlı” denmesi gibi.

Ama ideolojik kilitlenme ne yazık ki buna imkân vermiyor.

STAR