1. YAZARLAR

  2. Mümtazer Türköne

  3. 'Ilımlı laiklik'
Mümtazer Türköne

Mümtazer Türköne

Yazarın Tüm Yazıları >

'Ilımlı laiklik'

A+A-

Baykal "çarşaf açılımı"nda direniyor. Önceki gün Antalya'da önünü kesen ve hesap soran "laik" hanımlara karşı savunması bu direnişin göstergesi. "Herkese saygı göstermek lâzım.

(Başörtülüleri kastederek) Onlara saygı gösterilmiyor. 'O yanlış giyiniyor' deniyor. Kardeşim sana göre yanlış giyiniyor." Baykal'ın açılımını üzerine inşa ettiği ana tema "saygı". Karşısına geçenlere de ısrarla "düşmanlık yapmayacağım" diye diretiyor.

Baykal'ın bu açılımının tutarsızlıklarla malûl olduğu tartışılabilir. Hatta özünde hiçbir inandırıcılığı olmadığı, basit bir seçim manevrası olduğu öne sürülebilir. Ama dikkatten kaçmaması gereken bir nokta var. CHP'nin "kıyafet özgürlüğü" üzerinden giriştiği açılım, aslında dar bir alana sıkışan laiklik tartışmaları için de yenilikler taşıyor.

Bu yeniliği görmek için, herkesin dikkatinden kaçan küçük bir ayrıntıyı ön plana çıkartmamız lâzım. CHP'nin çarşaf veya başörtüsü açılımı ile laiklik arasında bir ilişki kurmak, bu açılımı laiklikle temellendirmek veya laiklikle itiraz etmek kimsenin aklına gelmiyor. CHP'nin laik bir parti olmasına yapılan soyut vurgudan bahsetmiyorum. Somut olarak CHP'nin açılımı ile laiklik arasında bir bağ kuran ve bu bağı temellendiren ne bir itiraz var ne de bir savunma. CHP lideri, üniversitelerdeki başörtüsü yasağını savunurken bile somut olarak laikliğe değil "kanunlar"a sığınıyor.

İlginç değil mi?

Bu açılımın nereye kadar uzanacağını, ne kadar kalıcı olacağını kestirmek gerçekten zor. Ama sadece bu açılım etrafında süren tartışmalar bile Türkiye'de sadece CHP'nin değil, bürokrasiye yerleşmiş laiklik yorumlarının bile artık eskisi gibi olamayacağını gösteriyor. Gösterdiği şey kısaca şu: Hanımların başlarına örttükleri başörtüsünün laiklikle yakından uzaktan bir ilişkisi yok. Başörtüsü sorunu bir laiklik sorunu değil. Sadece ve sadece "farklı olana tahammül" veya "farklı olana saygı" sorunu. Baykal'ın başörtülü hanımların CHP'ye üye olmalarını savunmak için kullandığı yegane argüman, işte bu "saygı"dan ibaret.

Dindar birinin farklı inançlara hoşgörü ile yaklaşması nasıl laiklik değilse, laiklik konusunda hassas birinin başörtüsüne saygı ile yaklaşması da laiklikle değil, hoşgörü ile alâkalı. Laiklik tartışmalarının içinden çıkılmaz hale gelmesinin temelinde "farklı olana tahammülsüzlük"ün laiklik zannedilmesi yatıyor.

Laiklik, Türk siyasetinin merkezî kavramı olarak çok ağır görevler yüklendi. Bir anayasal prensibin kestirmeden bir siyasî kimliğe dönüşmesi, bu ağır yükün en basit göstergesi. Toplumda inanç farklılıklarından kaynaklanan kavgalara son vermek ve sosyal barışı tesis etmek üzere icat edilmiş bir kavram olan laikliğin, bizde sadece siyasî kavga sebebi olması bu ağır yüklerle açıklanabilir. Laikliğe ilave edilen bu ağır yüklerin başında dindar çoğunluğa karşı, profan seçkin-azınlığın ayrıcalıklarını laiklik zırhı arkasında savunmaları geliyor. Başörtüsü bu seçkin azınlığın, kendilerini farklılaştırdıkları ana sembollerden biri. Başörtüsü gerçekte bu seçkin azınlık için dinin değil, halktan olmanın bir göstergesi olarak görülüyor.

Laikliğe yüklenen rasyonalist-pozitivist bir felsefî inanç olma niteliği de, aslında bu hukukî prensibin özünde var olmayan ama onu seçkin bürokratik azınlığın ideolojisine dönüştüren ilave yüklerden biri.

CHP'nin çarşaf açılımı tek başına, laikliğe yapılan bu aşırı yüklemelerden birini teşhir ediyor. Kıyafet özgürlüğü laiklik ile değil, "farklı olana hoşgörü" ile temellendirilebilir. Baykal'ın önünü kesip protesto eden hanımların tamamının, konken partisinden fırlamış görüntüleri sadece bu hoşgörüsüzlüğün bir göstergesi. Kendi profan hayat biçimlerini tek ve tartışılmaz kabul edenlerin itirazı söz konusu.

Tekrarlayalım: CHP içinde savunanlar da itiraz edenler de gerekçelerini laikliğe dayandıramıyorlar. Ortada seçkin azınlığın temsilcisi olarak temayüz eden partinin laiklik açılımı değil, halka açılımı var.

Bunun adı "ılımlı laiklik" olmalı.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum