'Ilımlı İslam' korkusu

26.03.2008 05:13

Ali Bulaç

Müzakereci siyaset yöntemini takip edip 'demokratik laiklik'e doğru kendine entelektüel bir mecra araması gerekirken, giderek "radikal laiklik"e doğru gerileyen bir gazetemiz (Radikal, 23 Mart 2008), Denizli'deki sosyo-ekonomik gelişmeyi "Ilımlı İslam'ın kötü bir gelişmesi" olarak gösterip Türkiye'yi buna karşı 'uyarma' lüzumunu hissetmiş.

Maalesef Türkiye'nin pozitivist aydınları, laiklik konusunda ilham kaynaklarını Fransa'dan, Fransa'nın da sıkı jakoben 3. cumhuriyetinden ve hatta Pierre-Jean Luizard'ın deyimiyle Cezayir için geliştirilmiş "sömürge tipi laiklik modeli"nden almaktadırlar. Her ülkenin kendine özgü bir tecrübesi var ve din-devlet ilişkisini, dinin toplumsal ve kamusal hayattaki rolünü kendi tecrübesine uygun bir biçimde çözmektedir. Hemen söylemek gerekir ki, biz laikliği Batı'nın en kötü havzasından, yani Fransa'dan almış bulunuyoruz, ama toplumların kendine özgü tecrübeleri dolayısıyla diğer ülkelerin; mesela Amerika veya İngiltere'ninki de bize uymaz. Belki diğerleri daha az acıtıcı ve dokuyu tahrip edicidirler sadece.

150 yıllık otoriter modernizasyon sürecinden sonra Türkiye kendine özgü bir model geliştiremedi. Bu, özellikle aydınlar, akademisyenler ve bürokratik merkez açısından böyledir. Ortada bir sorun var, söz konusu kesimler bu sorunu ya halının altına süpürmeye çalışıyorlar veya babadan kalma baskı politikalarıyla ortadan kaldırmak istiyorlar.

Buna mukabil, halk kendi tabii mecrasında yol almaya devam ediyor. Bu mecrada modern tarihe katılma ve modernlikle ilgili yeni bir tecrübe geliştirme konularında önemli performans gösteriyor.

Anadolu'daki iktisadi hareketlilik bundan kopuk değil. Bu çerçevede Denizli'nin kaydettiği gelişmeyle ilgili dün Kürşat Bumin şöyle diyordu: "Cumhuriyet idaresi bugüne kadar Denizli'ye tek bir yatırım yapmadığından, bu yoksunluk şehir için sonuçta bir şans olmuş ve Denizlililer 'mademki devletten hayır yok, iş başa düştü' diyerek tezgahların başına geçip bugünkü gelişmişlik derecesini yakalamışlardır. (Yeni Şafak, 23 Mart 2008)"

Selçuklular dönemindeki gibi Orta ve Doğu Anadolu hattında görülen sosyal ve iktisadi hareketlilik Türkiye'nin modern tarihe katılışının takip ettiği modeldir. Tabii ki bunun "din"den, başka bir ifadeyle İslamiyet'in bir motivasyon ve örnek sunma fenomeninden bağımsız olduğunu düşünemeyiz. Eğer buna "Ilımlı İslam" denilecekse, ilgisiz bir niteleme olduğunu söyleyebiliriz. Zira özellikle 11 Eylül'den sonra yeni küresel güç merkezlerinin hegemonyalarını meşrulaştırmak üzere geliştirdikleri "İslami terör"e karşı -daha öncesinde "fundamentalizm, radikal İslam veya siyasal İslam" gibi politik amaçlı nitelemeler söz konusuydu- kendi haklarının çıkarlarına aykırı olarak bu hegemonik güçlerle işbirliği halinde olan bazı grup ve hareketler kastediliyorsa, bunun Anadolu'daki iktisadi/sosyal hareketlilikle ilgisi yoktur.

Bumin'in Denizli için söyledikleri, hem bizim 1929'dan bu yana devlet eliyle takip ettiğimiz modernleşme-kalkınma modelimizi, hem merkezdeki çekirdeğin dışında kalan toplumsal merkezin durumunu tam olarak yansıtmaya yetiyor. Kendilerinden kaynak transfer edip kendi serasında yetiştirdiği zengin zümrelere aktaran ve yukarıdan baskı politikalarıyla belli bir yaşama tarzı empoze eden devlete karşı, halk kendine özgü bir model geliştirmiş bulunuyor. Bu, Batılı oryantalistlerin ve güç merkezleriyle ortak çalışan İslamologların yaptığı "Ilımlı İslam" veya başka nitelemelerle hiçbir şekilde ilgili değildir.

Öyle olmakla beraber, pozitivist aydınlar ve bürokratik merkez, İslam'ın başına "ılımlı" bir niteleme konulmasından bile rahatsızlık duymaktadırlar. Onlar için İslam'ın "ılımlı" yorumu da olmaz, çünkü bizatihi kendisi "kötülük, şiddet, gerilik, şer ve zarar"dır. Sadece kamusal hayattan değil, toplumsal hayatın bütününden ve mümkünse bireyin zihninden kazınıp atılmalıdır. Laiklikten anladıkları bundan başkası değil. Anadolu'da diğer şehirler "Denizli gibi olmak için can atarken", radikal laikçi aydınlarımız "Aman dikkat, Türkiye Denizli olmasın" diye korku salıyorlar.

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim