1. YAZARLAR

  2. D. Mehmet Doğan

  3. İlahî Türkçe Sözlük!
D. Mehmet Doğan

D. Mehmet Doğan

Yazarın Tüm Yazıları >

İlahî Türkçe Sözlük!

A+A-

Sözlüklere “Kemalizm (veya atatürkçülük ) Türkün dinidir” yazıldığı günler geride kaldı.

Hey gidi “Türkçe Sözlük”!

Dil Kurumu’nun ilk defa 1945’te yayınladığı, son olarak 11. baskısı yapılan “Türkçe Sözlük” Türkiye’deki değişimi okumak için de işe yarar bir kaynak.

“Devlet sözlüğü”!

“Sözlük” devletin olunca, devletin fikriyatı, ideolojisi ondan okunuyor. 1945’teki ilk baskısı o sakat laiklik anlayışının en iyi göründüğü kaynaklardan biri. Mesela bayram “ulusça kutlu sayılan” gündür bu sözlüğe göre.

“Bayram” kelimesi din alanından ödünç alınmıştır ama hemen uluslaştırılmış ve esas anlamı da yok sayılmıştır!

Dinin sahasına giren, dinden kaynaklanan, kültürü yansıtan kelimeler keskin bir ideolojik tarif/tahrifin konusu olmuştur.

Buyurun 1945 sözlüğüne göre bakalım “hâfız” ne demek: Birinci anlam olarak “Kur’an’ı ezberlemiş olan kimse” denildikten sonra, ikinci mâna olarak “aptal” karşılığına yer veriliyor. (Sonraki baskılarda “aptal” yeterli bulunmamış, “ahmak, bön” de eklenmiş!)

Mesaj açık: Kur’an’ı aptal olanlar ezberler! Kur’an ezberi insanı aptallaştırır!

“Hoca” 1945 baskısına göre “medresede yetişip sarık saran, cüppe giyen din adamı”. Ama “eskiden”! Çünkü artık onlar yok sayılıyorlar!

“Hâfız”daki ikinci anlam dokuzuncu baskıya kadar böyle gitti!

Son baskıda baktık ki, bu tahrifkâr tarif kaldırılmış. Elbette doğru yapılmış!

Peki, Türkçe Sözlük’ün dinî-dinden kaynaklanan kavramları anlamlandırma ve tarif etme meselesi tamamıyle halloldu mu?

İfrat ve tefrit arasında mıyız yoksa?

Bu konuda tam hüküm vermek için metnin bütününü incelemek lâzım. Biz tesadüfî bazı kelimeler baktık.

Bunlardan biri “ilâhî”.

Kelime kök alarak aynı olmakla beraber, bu kelime ile ilgili tanımlamalar ve bilgiler 3 başlık altında verilmiş, bir de büyük harfle yazılarak 4. başlık eklenmiş.

Bir sözlükte dört “ilâhî”! İlâhî Türkçe Sözlük!

Esasen 1945 baskısında bir tek ilâhî var. 9. baskıda ise iki. Ünlem olarak kullanılan, hayret ve şaşkınlık belirten anlamı ayrı bir başlık yapılmış. Böylece kelimenin aslından tamamen farklı olduğu varsayılmış. 3. baskıda kelime üçüncü madde başı olmuş. Bu sefer de, şiir ve mûsıkîdeki “ilâhî” farklı bir başlık altında alınmış.

Ya numarasız olan dördüncüsü?

Bu büsbütün anlaşılmaz bir tefrik! “Ey Rabbim, Allahım, hey Rabbimiz” anlamı için neden böyle bir farklılaştırmaya gidildiğini biz bir türlü fehmedemedik. Devletimizin “chief lexicographer”ı elbette bir sebeple bunu yapmıştır.

Peki, ilâhî kelimesinin kullanımdaki bütün anlamları böylece Sözlük’te yerini almış mıdır?
Dört başlık altında beş anlamlandırma var.

Mesela, bu Sözlüğün “ilahi”lerine bakarak Yahya Kemal’in şu cümlesini anlamak mümkün değildir: Genç Fatih, fethin ertesi günü eski an’aneyi yaşatan ilâhîleri buldurdu; uzun uzadıya konuştular.

Burada “ilâhî” rahip, ruhanî anlamına geliyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bursa’da Zaman şiirinde yer alan şu mısralar da bu tanımlamalarla tam olarak anlaşılamaz: Ovanın yeşili, göğün mavisi/Ve mimarilerin en ilâhîsi...

Burada Tanpınar’ın sadece “çok güzel, mükemmel” demek istemediğini dikkatli bir göz seçebilir. Aynı zamanda “maneviyatlı, ruhaniyetli” denilmek istendiği âşikâr.

Türkçe Sözlük’ün “ilahi”lerine ne diyebiliriz bu durumda?

İlâhî Türkçe Sözlük!

Gelelim “chief lexicographer”a.

Biz “sözlükçü, lügatçi” veya “kamusçu” demekten yanayız ve öyle söylüyoruz. Bir vesile ile, bizim “Devlet Sözlük Yazar mı?” kitabımızla ilgili bir soru üzerine, Dil Kurumu’nun sayın başkanı, akademik unvanı ile muğrurlanarak sözlükçülüğün “lexicographer”lara mahsus bir iş olduğunu beyan buyurmuştu. Tercih onun! O bir “lexicographer” hatta “chief lexicographer”! Bakarsınız, önümüzdeki baskıda değil dört, ondört ilahiye yer verir!

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT