İlaç meselesi

31.12.2009 00:48

Bülent Korucu

Türkiye'nin bu sıcak günlerinde biraz da gözlerden uzak, başka bir tartışma yaşanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Türk Eczacıları Birliği (TEB) arasındaki kavga, tam bitti derken yeniden alevlendi.

Geçen yıl, iyi bir iletişim stratejisi izlenerek kazasız belasız sonuçlandırılan ilaç sözleşmesiyle ilgili tartışmalar, tekrar gündemin ilk sıralarına oturdu. Taraflar arasında üç yıllığına anlaşma sağlanmasına rağmen bu yıl kavganın yeniden başlamış olmasının sebebini anlamak mümkün değil. İki haftadır ilaç konusunda önemli bir krizle karşı karşıya olduğumuz muhakkak.

Doğrusunu söylemek gerekirse hükümet, sağlık konusunda çok büyük devrimler yaptı. Hastanelerdeki ilaç satışını iptal edip bu işi eczaneler üzerinden yürütmeye başlayarak, emekli ve çalışanları saatlerce kuyrukta bekleme derdinden kurtardı. Ayrıca sigortalı her Türk vatandaşının, istediği özel hastanede muayene olabilmesinin yolunu açtı. Böylece vatandaş, hastane kuyruklarında çile çekmeden muayene olabilme, istediği eczaneden de kolaylıkla ilacını alabilme imkânına kavuştu. Bu sistem aslında hem vatandaşı memnun ediyor hem de ilaçta ciddi bir denetim sağlıyordu. Bu arada eczanelerin kâr oranları düşmesine rağmen ciroları da oldukça arttı. Toplamda daha fazla kazanmaya ve daha çok istihdam oluşturmaya başladılar.

Sistemin uygulamaya konulduğu ilk günlerde ortaya çıkan bazı aksaklıklar ise zamanla giderildi ve bir düzene oturtuldu. Ödemeler ve indirimler konusunda daha önce yaşanan tartışmalar, geçen yıl varılan anlaşmayla çözüldü. Aslında sistem bazı sorunlarına rağmen gayet güzel işlemeye başlamıştı. SGK'nın geçen yılki anlaşmayı iptal etmesi ve Başbakan'ın açıklamaları, olayı bambaşka bir yere taşıdı. Tartışma bir anda SGK-TEB kavgasından çıktı, eczacıları içine alan ve eczacılık mesleğinin geleceğini tartışmaya açan bir yere doğru kaydı.

Şüphesiz her meslekte bu tür sıkıntıların olması normal. Eczacılarla hükümet arasında ya da hükümetle farklı meslek grupları arasında zaman zaman birtakım sıkıntıların yaşanması doğal karşılanabilir. Ancak hükümetin eczacıları yola getirmek için 'zincir eczaneler'i gündeme taşıması anlaşılır gibi değil. 'Zincir eczaneler'in muhtevasından çok algısı bu sektörü tedirgin etmektedir ve bir eczacının bu konuda ikna olabilme ihtimali yoktur.

Bence burada eczacılığı tartışmamak lazım. Çünkü Türkiye'de eczaneler, sadece ilaç satılan bir yer olmaktan çok daha öte görevler ifa ediyor. Özellikle semt eczaneleri düşünüldüğünde, orası hem bir sağlık ocağı, hem aile danışma merkezi hem de bir psikiyatri merkezidir. Yani sosyal bir mekândır. Eczacı da aynı zamanda bir sağlık danışmanı, bir psikiyatrist ve o bölgenin adeta âkil adamıdır. Yani kesinlikle ilaç satılan bir bakkal dükkânı değil orası... Gelirin daha adil dağıtılması konusunda da eczanelerin çok önemli bir görev icra ettiğini unutmamak lazım.

Üç kişinin büyük paralar kazandığı ve diğer herkesi maaşla çalıştırdığı bir sistem mi gelmeli, yoksa mevcut gelirin binlerce kişiye adil şekilde dağıtıldığı bir sistem mi? Yani şunu diyorum; örneğin ortada 100 milyon dolarlık bir gelir var. Bu rakamı üç kişiye dağıtmak mı daha adildir, 5 bin kişiye dağıtmak mı? Esas tartışılması gereken işte budur.

Siyaset yapmak biraz da algıyı yönetmek ve iletişimi sağlıklı kurabilmektir. Yaptığını anlatabilmek, kitlelere kastını doğru ifade edebilmektir. Seçimden seçime yetki alan bir siyasî hareketin yüz binleri bulan bir kitleyi anlamsız yere küstürmesi çok da akılcı gelmiyor bana. TEB'i yola getirmek için 'zincir eczaneler'i gündeme taşımak çok büyük bir strateji hatası diye düşünüyorum. Eczacılarla hükümet arasında kriz neden tekrarladı? Yetkililerin bunu iyi irdelemesi lazım. Geçen yıl bu krizin çok daha suhuletle ve daha sağlıklı bir iletişimle çözüldüğü unutulmamalı. Böyle kritik siyasî ortamlardan geçerken büyük bir kitleyi siyasî rakiplerinin yanına itmek akılcı gelmiyor bana.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim