İktidardan indiriliş öyküleri: Hep aynı kelimelerle

08.04.2008 07:10

Leyla İpekçi

Bir yol ayrımındayız. Hukuksal süreç işliyor, ayağınızı denk alın, uzlaşın diyen insanların hakikat ile olan ilişkilerine yakından bakmayı ve siyasetin bütün kriterlerinin dışına çıkarak onların hesapçı yaklaşımlarına tanıklık etmeyi istiyor muyuz? Yoksa kendi siyasi hassasiyetlerimizin bize açtığı tek yol olan 'iktidar çatışması'ndan ilerleyip parti kapatma davasından politik bir zafer veya yenilgi çıkarmak isteyenlerle suç ortaklığı mı yapacağız? Sahiden ne istiyoruz?

Hukukun evrensel ilkelerini hiçe sayarak hakikatle pazarlık yapanların içtenliğini, entelektüel namusunu ve saf niyetini sorgulamak yerine biz de bu hesapçılığın karasularında kendi kibir adalarımızı mı koruyacağız seri numarası birbirini tutan ve kimler tarafından sağlandığı halen bilinmeyen bombalara, itiraf ve hedef şaşırtma metodlarıyla?

Adına siyaset bilimi dediğimiz ve üniversitelerde göğsümüzü gere gere okuttuğumuz onca bilgi birikimi, onca akademik uğraş ne içindi? Yüz yıldır bu topraklarda vuku bulan isyanların, baskınların veya katliamların yetişen her yeni kuşak tarafından tarih kitaplarında ve siyasi analizlerde irdelendiği gibi olmadığı anlaşıldı da ne değişti? Kullanılan hep aynı uğursuz kelimeler değil miydi? Faili meçhullerin, çatışma çıkaran kışkırtıcıların, kardeşler arasına fitne fesat sokan çokbilmiş kanaat önderlerinin çevirdiği bin bir entrikayı yorumlamak için mi okutuyoruz üniversitelerimizde onlarca ağır metni, kalın düşünsel kitabı, siyasi analizi? Nihayetinde hep 'irtica tehdidi', hep 'birliğimize kasteden rejim düşmanı' diyeceksek yüz senedir...

İkinci Abdülhamit'in tahttan indirilişinin gerçekleşmesi için nasıl bir dil oluşturulduğunu en başarılı siyaset bilimi profesörü bugünden bakarak ölçebilir mi gözü kapalı bir biçimde? İstibdat yönetimini eleştiren ve padişahın alaşağı edilmesi gerektiğini savunan yeni iktidar elitleri hangi gerekçelere, nasıl bir üsluba başvurmuşlardı ve neden? 28 Şubat sürecinde bir başka hükümeti alaşağı etmek için Susurluk'ta uç veren karanlık devlet ilişkilerinin aydınlatılmasına karşı yapılan eylemlerin Refahyol hükümetinin sözümona irticai faaliyetlerine karşı yapılmış gibi gösterenlerin kullandığı dil ve başvurdukları gerekçeleri hatırlayın. Bugün birçok kapatma gerekçesinin çeşitli tezgahlara başvurularak gerçekmiş gibi yutturulduğu ortaya çıkmış olmasına rağmen bir tek yeni kelime girdi mi indiriliş öykülerimizin alt metnine?

Daha birkaç yıl önce Ecevit'in yaşlılığı gerekçe olarak gösterilerek iki kader arkadaşının (Ecevit ve Özkan) arasının açılmasıyla başarıya erdirilen bir başka 'indiriliş' öyküsünün dilini yeterince kavrayabildi mi benzer öykülerin kurgusal arka planını yorumlayan siyasi analistlerimizin çoğu? Kavrayabilselerdi bile hangi dille engel olabileceklerdi, örneğin 28 Şubat sürecinde kurulan azınlık hükümeti döneminde tavan yapacak olan yolsuzluklara? Hangi adalet talibi hukuki mücadelelerle, bilimsel yöntemlerle deşifre edebildi siyasi tarihin resmi olmayan ve bizden her daim uzak tutulan karanlık yüzünü? Hangi kuşak yüzleşebildi bu milletin yüzleşmekten kaçınarak ertelediği onca gayrimeşru 'imha' yöntemiyle, onca 'indiriliş' gerekçesiyle?

Parti kapatma davası için hazırlanan iddianamede kullanılan gerekçelerin birçoğunun yalan haber veya dezenformasyon olduğu delilleriyle birlikte kanıtlanmış olması karşısında isyan etmiyorsak, adalet talebimizde namuslu olmayan bir şeyler var demektir. Hayır AKP'ye ille oy vermiş olmamız gerekmiyor bunun için. Sadece hak ve hukuk adına duyarlı olmamız yeterli. O halde neden ortak bir ses çıkarmıyoruz? Neden bu ülkenin çok okunan gazeteleri hâlâ pişkince bu saptırılmış haberleri parti kapatma gerekçesi olarak sayıp dökebiliyorlar ısrarla?

Zalimlerin dili karşısında yegane gücümüz namusumuz, vicdanımızdır. Serinkanlı ve orta yollu, ılımlı, açılan davayı meşrulaştıracak her türlü analiz karşısında hakikati talep edelim ısrarla. Zira zulmün en fazlası şiddetin gizli diliyle gerçekleşiyor gece gündüz.

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim