İktidar bölünüyor biz birleşelim

09.04.2010 15:34

Melih Altınok

Ulusalcı kesimlerin, iktidar partisinin icraatları karşısında “Hiçbir hükümet muhaliflere karşı bu denli tahammülsüz olamamıştı” türünden hezeyanlarına hepiniz gibi ben de alıştım. Ancak bir takım rezervlerini koruyarak AKP’nin demokratikleşme yolundaki adımlarını destekleyen solun vicdan ve izan sahibi kesimlerinin amnezi ürünü bu söylemelere prim veren tavırlarını üzülerek takip ediyorum.

Geçtiğimiz günlerde gazetemizin Ankara bürosuna ziyarete gelen sosyalist bir dostumla bu şaşkınlığımı paylaştım. Konuşmamız süresince, hükümetin olumlu adımlarının hakkını o da verdi, sağ olsun. Ancak sohbetimizin sonlarına doğru oturduğu koltukta sola doğru kaykıldığını görünce, “tamam” dedim “doğru konuşacağız”. Yanılmamışım, amalı bir girizgâhla başladı konuşmaya:

“Bugüne değin kaç hükümet gördün Melih?”

“Bilmem, aklım başıma geldiğinden beri 5-10 tane görmüşümdür herhalde.”

“Peki, hangi dönemde siyasal iktidara karşı geliştirilen muhalefet bugünkü gibi sert bir şekilde bertaraf edildi?”

O anda kısacık hayatım gözümün önünden geçti. Kendi mağduriyetlerimi çabucacık geçip, daha ortada AKP yokken yürüttüğümüz muhalif faaliyetlerinden ötürü halen cezaevinde olan ‘yoldaşlarım’ geldi aklıma. Ama uzatmadım.

“Şaka mı yapıyorsun” demekle yetindim.

“Hayır” dedi. “Çünkü şimdi hükümetle değil, askerî iktidarla uğraşıyorsun. Bu yüzden de siyasal iktidarın baskısından etkilenmiyorsun.”

Evet, pek çoğunuzun bu minval üzere gelişen tartışmalara takılıp kaldığınızı adım gibi biliyorum; bunalıyorsunuz da.

Ama bence bu tartışmalarda gözden kaçırdığımız çok önemli bir nokta var ve bunun üzerinde ısrarla durmalıyız. O da Cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasal iktidarla, askerî ve bürokratik iktidar ayrımının belirginleştiği ve bu sürece koşut olarak da bugünkü muhalefetin, geçmişte yekpare bir devlet aygıtına karşı verilen mücadeleden farklı bir niteliğe büründüğü.

Başından söyleyeyim, yaşandığını iddia ettiğim saflaşmanın, solun arzu ettiği radikal bir dönüşümle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı, bu süreçte muhaliflerin tavrının çerçevesini belirleyecek en tâli konu. Zira kimse solun kendisi üzerinde var ettiği zeminlerden uzaklaşmasını, bugün ülkede yaşanan kutuplaşmanın ana unsurlarına yedeklenmesini falan önermiyor. Bilakis, dünya konjonktürüne uygun olarak Türkiye’de yaşanan iktidar bölünmesini algılayıp, daha da ‘radikalleşen’ ve söylemlerini bu değişime uygun biçimde revize eden özgürlükçü solcuların ve demokratların yegâne önerisi, solun evrensel değerlerini anımsayıp, statükocu oligarşik iktidara karşı mücadelesini kesintisiz sürdürmesi.

Ancak, bugüne değin resmî ideolojiye karşı her türlü hamlesi, muhatabı askerî ve bürokratik oligarşiden önce onun sivil görünümlü taşeronluğunu yürüten siyasi iktidarlarca bertaraf edilen sol muhalefetin titreyip kendine gelmesi zaman alacak elbette.

Ama er ya da geç, CHP, MHP, DSP, DYP... hükümetleri döneminde ceberut devletin, karşılarına yekpare bir yapıda dikilmesine alışan sol, bugün muktedir olmak için demokratik açılımlara mecbur olan ve bu nedenle ürkek de olsa statükoya vuran AKP’nin icraatlarına, ulusalcı ‘yurttan sesler korosu’nun “içki yasağı geliyor” gibisinden ezgilerinden mest olup karşı çıkarken, asli düşmanına muhafızlık ettiğini anlayacak.

Bu yüzden, Orwell’in meşhur romanındaki tarihi öğüten hafıza kutuları misali, çok değil yedi sekiz yıl önce siyasal iktidarların halkına karşı oligarşiyle giriştiği işbirliğine dair unutturulmaya çalışılan notlarımızı paylaşmanın tam zamanıdır.

İşte o zaman mesela, kendi kontrolündeki cezaevlerinde mahkûmların katledilmesi emrini veren bir hükümetin mi yoksa ‘polisine’ Ergenekon sanığı paşaların ses kaydını almak için sanat tarihi dergilerinden satırlar okutacak kadar ‘ileri giden’ (Bkz. Radikal/ 7 Nisan 2010) bu iktidarın mı daha ceberut olduğu daha rahat anlaşılacaktır.

Siyasal iktidar sürüden ayrılmaya meyletti, Türkiye’nin 80 yıllık mutlak iktidarı bölünüyor. Muhalefet birleşmeli ki, halkın iradesini yine kurt kapmasın.

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim