1. YAZARLAR

  2. Yasin Aktay

  3. İki saniye sonrasını hesaba katabilmek
Yasin Aktay

Yasin Aktay

Yazarın Tüm Yazıları >

İki saniye sonrasını hesaba katabilmek

A+A-

"İki saniye sonra ne olacağını hiç birimiz bilmiyoruz. Şu halde siyasetin seviyesini bu kadar düşürmeye değer mi?" diye sorarak çıktı son yolculuğuna Muhsin Yazıcıoğlu.

Herkesin büyük bir dalgınlıkla, hatta gafletle seçimin kavgasına kendini kaptırmış olduğu bir anda kendi mitinglerinde avazı çıktığı kadar bağırarak söylediği bu sözlerini, ne yazık ki, kimsenin duyacak hali yoktu. Muhsin bey ise sözlerine canını katarak, kendi "iki saniye sonrası"na dair ibretli bir ders verdi. Siyasette Ahiret gününün asla hesap dışında tutulamayacağını hatırlattı.

Bu kez sesi çok gür çıktı. Bütün sesleri bastıracak kadar gür, bütün tartışmaları bıçak gibi kesecek kadar hakikatli, tartışmaların bütün muhtevasını yeniden yazacak kadar anlamlı.

Geçirdiği kazada hayatına dair sorular henüz giderilmemişken bile, bütün partilerin siyasi söylemlerini bir anda geçersiz kılan bir ses oldu yokluğu, yankılandı... Bütün partilerin mitinglerini iptal etmeleri kuşkusuz Muhsin beye veya BBP'ye karşı basit bir jestten ibaret değildi. Muhsin bey ortalıktan kaybolma tarzıyla bu mitinglerden herhangi bir anlamın çıkma ihtimalini yok etti zaten. Onun kayboluşuna karşı herkesin sergilediği tepkideki ortaklık, ortak hiçbir şeyleri kalmamış olanların yine de anlamlı ve umut verici bir ortaklık alanına işaret ediyordu

Muhsin beyin çok güçlü bir retoriği, kendi çizgisini allayıp pullayacak kadar sofistike bir teorisi yoktu, ama galiba her zaman söylediklerini saygın, sahih ve anlamlı kılan bir duruşu oldu. Yusuf Kaplan'ın dünkü yazısında Sakarya Türküsü'ne atfedilen yakıştırmasını herhalde en fazla hak eden insanlardan biridir Muhsin Bey: Saf çocuğu masum Anadolu'nun.

Anadolu'yu tilkilerin doldurduğu bir dönemde bile, tilkilerin onu kumpaslara çekmeye çalıştığı ve bir ölçüde çektikleri zamanlarda bile yitmeyen bir masumiyetle durdu hayata karşı.

28 Şubat döneminde sergilediği sapasağlam duruş onun hayatında en çok hatırlanacak sahnelerden biri olacaktır herhalde. Siyasetin değme tilkileri onu bir televizyon kanalında darbeci bir çizgiye ikna etmeye çekerken onun Refahyol'dan kerhen de olsa geri çekmediği destekten dolayı suçlayıp sıkıştırıyorlardı. Ağızları bol laf edenlere karşı çok da iyi bir retorik kuramıyordu, onlar kadar hile hurda bilmediği o kadar açıktı ki, her haliyle o saf çocuğu, hesapsız samimiyeti temsil ediyordu, bütün asaletiyle.

Çocukluğundan itibaren mensubu olduğu milliyetçi hareketin, milletten ziyade mevhum bir devletin veya devlet adına hareket eden muhterislerin iktidarına çalıştığını fark ettiğinde, milleti aramaya koyuldu. Bu arayış bütün MHP'yi etkileyebilecek ve dönüştürebilecek bir hareket idi. Bunu başkaları da fark etti ve MHP'den ayrılıp kendi partisini kurmak zorunda bırakıldı. Zaten kurduğu parti hep kendi siyasi geleneğinin samimi bir arayışını temsil etti. Siyasetin sadece çıkarlar için değil, değerler için yapılabileceğini yine aynı duruş tarzıyla ve karınca kararınca ifade etmeye çalıştı.

Onun ardından oluşan yüksek ve paylaşılan sempati hâlesi her bakımdan üzerinde durmaya değer. Siyasi tarihimizde kuşkusuz Muhsin Yazıcıoğlu'nun çok özel ve saygın bir yeri olacaktır.

İnna lillahi ve inna ileyhi raciun

Yıllardır bize teknolojinin ulaştığı seviyeler hakkında anlatılanlar yalan mı yoksa?

Cep telefonlarının kapalı olsa bile istendiğinde yerinin tespit edilmesi bir yana dinlenebileceğine dair şimdiye kadar duyduğumuz şeyler birer efsaneden mi ibaret?

Dinlemek, istihbarat ve casusluk yapmak entrika çevirmek için bile daha fazlasına yaradığını gördüğümüz teknolojiler, iş hayat kurtarmaya, insani yardımlar yapmaya gelince nasıl bu kadar sağır, nasıl bu kadar aciz kalabiliyor?

T.C.'nin bakanları, başbakanı art arda seferber ettikleri bütün imkânlara rağmen, son derece basit gibi görünen sonuca bir türlü gidemiyor, kameraların karşısına çıkıp sadece acizliklerinin gerekçelerini ifade edebiliyorlar.

Bu manzaranın kendisi bile insan için yeterince ibretli bir ders olmalı.

Muhsin beyin dediği gibi "iki saniye sonrasında ne olacağımızı bilemediğimiz üç günlük dünyada" ulaştığımızı sandığımız iktidara bakıp böbürlenmemeyi hatırlamak için gerçekten ne büyük bir ibret.

Allah sonumuzu hayr etsin

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT