İki mesaj ve kardeşlik ateşi

19.08.2008 01:23

Mehmet Çağdış

Allah Resulü’nün naaşı ortada dururken ümmetin önemli isimleri arasında başlayan tartışmalar tarihi süreç içerisinde kartopu gibi büyüyerek çığa dönüşmüştür. Sonraki gelenler bu çığın altında mezhepçi bir debelenmenin ağırlığını ve travmasını yaşamışlardır. Bugün de Afganistan’dan Irak’a, Pakistan’dan Türkiye’ye kadar her bölgede bu travmanın artçıları üst seviyede sürmektedir.

 

Son bir hafta içerisinde peş peşe yaşanan iki önemli olay var ki; yüzyıllardır süren artçı sarsıntıların durması açısından büyük önemi haizler. Bunlardan ilki İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın Türkiye ziyaretidir. Lakin bu ziyaret belli odaklar eliyle mecraından uzaklaştırılmaya, verilen mesaj karartılmaya çalışıldı. Kapitalist ve seküler dünya düzeninin erleri magazinleştirme, farklı siyasi oyunlara alet etme yöntemini tercih ederken; buna mukabil Müslüman gruplar ve yazarlar ziyareti gerektiği gibi görmeyip meydanda atılan tekbirlere ve emperyalizme karşı kahramanlık ana temasına odaklayarak mesajı daralttılar.

 

Oysa Ahmedinecad, Şiiler için büyük önem atfedilen bir konuda tabuları yıkarak Cuma Namazı’nı Sünni bir camide yine Sünni bir imamın arkasında ifa etti. Cuma Namazı Türkiye’de kılınmalı mı, kılınmamalı mı gibi kısır ve eskimiş tartışmaya çekilmeden okunduğunda ziyaret; -tarihi ve siyasi sonuçları dünyanın kaderini etkileyebilecek- dev bir mesajla tamamlanmıştır.

 

Ahmedinecad gazetecilerle yaptığı sohbette Sultanahmet Camii’nde ifa ettiği Cuma Namazı’na ilişkin olarak şu sözleri dile getirdi: Benim, bir cumhurbaşkanının orada olması büyük bir siyasi olay değil midir? İslam çok daha büyüktür. Yani siyasi sınırlardan çok daha öte bir şeydir. Cuma Namazı, ibadet ve siyaset yan yana gelen bir şeydir. Benim orada Türkiye halkıyla olmamın sebebi, onların yanında ve onlarla birlikte olduğumun göstergesidir. Bu çok büyük siyasi bir hamledir.”

 

Bölgenin en dirayetli siyaset adamlarından biri yüzyıllardır halkları arasında sevgi bağları oluşmuş ama devletleri arasında limonilik süreklilik kazanmış iki ırka seslenerek bunların hepsinin üzerinde İslam’ın varlığına; İslam’ın milliyetçi ve ulusalcı hastalıkların üzerinde sınırları aşan bir büyüklüğe sahip olduğuna dikkat çekmiştir. Yaptığı hareket ile gerek Şii dünyada gerekse de Sünni dünyada akan kanları, kopartılan fırtınaları, yürütülen çatışmaları ve üstünlük edebiyatlarını ayaklar altına alan Ahmedinecad tarihin en büyük mesajlarından birini vermiştir.

 

Öte yandan bu halk adamı Türkiye’den tarih üstü mesajı verirken, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Hizbullah ile ülkenin en büyük Selefi grubu arasında tekfircilikten kan akıtmamaya, düşmana karşı ortak hareketten ayrılıklardan kurtulmaya değin geniş yelpazeye sahip bir “kardeşlik” anlaşması imzalanıyordu.

 

Gerek Ahmedinecad’ın mesajı gerekse de Hizbullah ve Selefiler’in altına imza attığı anlaşmalar, Müslümanların yüzyıllardır süregelen hastalıktan kurtulmaları ve asıl kaynağa seyir ve dönüşümleri açısından dev adımlardır. Anlaşmayla safları bozan, eğrilten, boşaltan, köhnemiş düzene kaynaklık teşkil eden ihtilaflar ulemanın tartışmalarıyla sınırlandırılmakta, zaman içerisinde bunların azamiye indirilmesi için de ortak çalışmalar hedeflenmektedir. Hizbullah Siyasi Konseyi Başkanı İbrahim Emin ile Selefi Hareketi’nden Şeyh Eş Şehhal’ın imzaladıkları anlaşma gruplara kardeşlik hukukunu hatırlatırken, vahdet ateşini tutuşturmakta, küresel intifadayı daha güçlendirecek bir ortak direniş platformu oluşturmaktadır.

 

Bu anlaşma tüm coğrafyalarda kendini İslam’a nispet eden kişi ve gruplara örneklik teşkil edecek niteliktedir. Türkiye açısından da gerek Kur’an Nesli’nin oluşumu gerekse de emperyalizm ve onun yerli işbirlikçilerine karşı mücadele edecek grupların arasındaki hukuk ve irtibatın sağlanması açısından ciddi keyfiyet taşımaktadır.

 

Kardeş kanını dökmekten men salt anlamda kanın kırmızılığı üzerinden değerlendirilebilecek kısır bir tartışma olamaz. Aynı kıbleye yönelen grupların birbirlerini güzel bir uyarışla uyarmaları ve uyarılara ses verirken karşıdakine kardeşlik hukuku ile yanaşmaları da kan dökmemenin bir şubesidir. Çünkü grupların birbirlerini yere çarparcasına eleştirmeleri benzerini ve kendini yıpratmaktan öte anlam taşımayacağı gibi ortak karşıtların da elini güçlendirmektedir.

 

Hizbullah ile Selefiler arasında imzalanan anlaşmanın maddeleri şu şekildedir:

 

1-     Müslüman’ın kanı Müslüman’a haramdır. Herhangi Müslüman bir gruptan diğer bir Müslüman gruba gelecek her türlü saldırı kınanacaktır. Saldırıya maruz kalan grup meşru yollarla kendini müdafaa hakkına sahiptir.

2-     Provokatif eylemlerden kaçınılacaktır.

3-     Bölgede fitne ve fesat çıkarmak isteyen Amerikan-Siyonist Projenin karşısında ortak duruş sergilenecektir.

4-     Sünni ve Şiiler arasında birbirini tekfir etme düşüncesine son vermek için ciddi çaba harcanacaktır.

5-     Hizbullah ya da Selefiler herhangi bir zulme maruz kaldığında diğer grup ona destek sağlayacaktır.

6-     Sünni ve Şiiler arasında oluşabilecek ihtilaf konularını görüşmek için önde gelen âlimlerden bir komisyon kurulacaktır.

7-     Herkes inancında özgürdür. Hiç kimse bir başkasına kendi düşüncelerini dikte ettirmeyecektir.

8-    Müslümanlar arasındaki fitneye son verilecektir.

 

Ümmetin tıpkı kardelenlerin karların arasından güneşe başlarını uzatması gibi yüzlerini Kur’an’ın birleştirici ve bütünleştirici gücüne yöneltmeden zihinlerini ipotek altına alan mezhepçilik taassubundan sıyrılmaları mümkün değildir. Ahmedinecad’ın verdiği mesaj ve Hizbullah/Selefi anlaşması bu anlamda Kur’ani olana yönelen bir kardelen niteliği taşımaktadır.

 

Gerek Türkiye’de gerekse de Lübnan’da yakılan ateş öyle büyük ve güzel bir ateştir ki, herkes elinden geldiğince bu ateşi körüklemeli ve yüzyıllardır süregelen hastalıkları bu ateşe atarak pislikten arınmalı, vasat ümmet olmanın yolunu tutmalıdır. Çünkü Müslümanlar, insanlar içinden çıkarılmış hayırlı bir ümmettir. Çünkü onlar iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman ederler.

  • Yorumlar 3
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim