1. YAZARLAR

  2. Erhan Başyurt

  3. İki askeri savcı ve bitmeyen skandallar
Erhan Başyurt

Erhan Başyurt

Yazarın Tüm Yazıları >

İki askeri savcı ve bitmeyen skandallar

A+A-

Askeri Savcı Hava Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok'un hukuk tarihine geçecek "ifade alma skandalı" dudak uçuklatıyor.

Savcı Üçok, Haber Müdürümüz Güngör Ergün'ü "tanık" olarak davet edip "sanık" muamelesi yapıyor.

Davanın birinci derece tarafı olduğu halde hem soruşturmayı hem de "sorguyu" bizzat yönetiyor.

Gazetemiz yönetimine başka bir haberden dolayı tazminat davası açmış olan yakın arkadaşı eski Askeri Savcı Mehmet Çelik de, nedeni anlaşılmaz bir şekilde, sorgu odasının girişinde bekliyor.

Üstelik Çelik, tanık olarak ifade vermeye giden arkadaşımız Ergün'ü "ev ve işyerinde arama yapmakla" tehdit ediyor.

Oysa Çelik, artık savcı değil. Askeri Yargıtay Tetkik Hâkimi olarak görev yapıyor.

***

Üçok ve Çelik o kadar yakınlar ki, tabiri caizse, "yedikleri, içtikleri ayrı gitmiyor."

Afyon'da bir sivil vatandaşı silahla tehdit ettiği için hakkında inceleme başlatılan Mehmet Çelik'in fotoğrafı yerine başka bir savcının fotoğrafını sivil savcılara gönderdiği için, Savcı Üçok'a "sahtecilikten" kınama cezası verilmiş.

Savcı Üçok, Çelik ile Çankaya'da giriştikleri imar işlerinden "çıkar sağladıkları" gerekçesiyle de ikinci kez kınama almış.

İki savcı hakkında ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcısı'nın başlattığı, "çıkar amaçlı suç örgütü oluşturmak, rüşvet vermek ve rüşvet almak" soruşturması sürüyor.

"Müthiş ikili" daha önce de kendilerinden çok kez söz ettirdiler.

Ergenekon davası ile gündeme gelen Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yasa dışı yapılanma "Karargâh Evleri" ile ilgili soruşturmayı bu ikili yürütüyordu.

Ergenekon savcıları üç iddianame yayınladı. Ama 2007'de ihbar edilen Karargâh Evleri'nin soruşturması halen sürüyor.          

Soruşturma sürecinde ilginç bir adım atıp, "Karargâh Evleri"ni tespit eden MİT'in müsteşarını da "ifade" vermeye çağırdılar.

Bu konunun kurumlar arasında gerilime sebep olduğu ve MİT Müsteşarı Emre Taner'in bizzat ziyaret ederek durumu Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a ilettiği kaydediliyor.

Sonrasında bu "davet" geri çekildi.

Üçok ve Çelik'le gündeme gelen bir diğer "skandal" ise, yönetiminde İşçi Partili isimlerin de yer aldığı Karargâh Evleri soruşturmasında İşçi Partili bir ismi "bilirkişi" olarak atamalarıydı.

***

Gelelim, Albay Üçok'un "tanık" olarak çağırdığı arkadaşımıza "sanık" muamelesi yapmasına...

Üçok, elinde bir "arama kararı" olduğunu söylüyor.

Emekli Hâkim Albay Ümit Kardaş, "Bu durum, savcının 'sanık' olarak gördüğü bir ismi 'tanık' olarak dinlemeye karar verdiğini gösterir. Yasal değil, suçtur" diyor.

Savcı Üçok, sorgu odasında "iyi niyet göstergesi" olarak "arama kararı" olduğunu söylediği belgeyi yırtıyor.

Emekli Askeri Savcı Faik Tarımcıoğlu da, "Arama kararını mahkemeler verir. Eğer belgeyi yırttıysa bu soruşturma gerektirir. Şayet böyle bir belge yoksa memuriyet nüfusunu suistimaldir. Etik dışıdır" tespitinde bulunuyor.

TBMM Anayasa Komisyonu üyesi Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün ise iki önemli uyarıda bulunuyor:

"Sicil amiri olarak Hava Kuvvetleri Komutanı'nın soruşturma açması gerekir. Mağdur olan kişi sivil savcılığa suç duyurusunda bulunabilir."

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay'ın "ifade skandalı" ile ilgili gerekli ilgiyi göstereceklerine inancım tam.

Askeri Adalet Müfettişleri'nin "kamuoyuna açık" çağrımızı görmezden geleceklerini de düşünmüyorum.

Aksi takdirde "Karargâh" sınırları içerisinde hukukun üstünlüğünden de basın özgürlüğünden de söz etmek mümkün olmaz.

Askeri yargıda sivil haklarına saygı var mı yok mu? Yakında göreceğiz.

BUGÜN

YAZIYA YORUM KAT