II. Abdülhamid, AKP ve muhalefet

06.07.2010 12:19

Nuray Mert

Geçen hafta, AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, iktidara karşı muhalefete ilişkin bir benzetme yaptı. Vatan gazetesinde, ‘Tartışma yaratacak benzetme’ (1 Temmuz) başlığı ile çıkan haberde, Çelik, iktidara karşı farklı çevrelerin, tıpkı II. Abdülhamid’e karşı birleşen, ‘gayrimüslim, dindar, ateistler’ gibi birleştiğini ifade ediyordu.
Bu benzetme, Vatan gazetesinin dediği gibi, fazlasıyla tartışma yaratması gereken bir benzetme, ama nedense fazla ilgi çekmedi. Veya aynı hafta Rize Belediye Başkanı’nın tartışma yaratan sözleri daha fazla ilgi ve tepki çektiği için kaynayıp gitti. Oysa, bence, üstelik uzun dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapmış ve akademisyen asıllı bir siyasetçi olan Çelik’in sözleri çok önemli bir tartışmaya davetiye çıkarır mahiyette.
Tartışmaya girmeden önce, bir iktidarın, kendisine karşı muhalefeti, ‘ortak cephe’ olarak görmesinin, büyük bir zaaf, göstermeye çalışması ise, otoriter zihniyet ifadesi olduğunu hatırlatmak istiyorum. İlk olarak, iktidar partisine, genel olarak, bu görüntüyü vermekten özellikle kaçınmasını tavsiye ederim.
İkinci önemli husus, II. Abdülhamid devrine yapılan ilginç göndermedir. Gerçi, Çelik, Abdülhamid’e muhalefet yapanların içinde ulemadan bazı isimleri zikrederek, Jön Türk muhalefetini ve sonra İttihat Terakki Cemiyeti’ni mason-dönme-Yahudi ittifakı olarak tanımlayan klasik sağ/muhafazakâr komplo teorisine bir ölçüde mesafe koymuş. Ancak, ulemadan bazı isimlerin de ‘mason’ olduğu düşünülürse, bu mesafe anlamını kaybediyor.
Gerçekten ve sadece, II. Abdülhamid’e karşı farklı isim ve kesimlerin muhalefetinden bahsedilmek isteniyorsa, İslamcı Şair Mehmet Akif’in de, Abdülhamid muhalifi olduğundan bahsedilmek gerekirdi. Üstelik, Hüseyin Çelik, Ali Suavi ve dönemine ilişkin kitabı olan ve bu dönemi iyi bildiğinden kuşku duyulmayacak bir isimdir.
Yok, maksat, II. Abdülhamid’e karşı muhalefetin, mason-dönme-Yahudi eksenli bir ‘ihanet’ çevresine gönderme yapmaksa, konu daha da vahim boyutta demektir. Zira, sağ-muhafazakâr tarih okumasında, bu gönderme merkezi bir yer ve özel bir anlam taşır. Bu tarih okumasına göre, II. Meşrutiyet ile başlayıp, Cumhuriyet’le devam eden modernleşme tarihi bir ‘ihanet tarihi’dir. Hatta, II. Meşrutiyet, Yahudilere Filistin’de toprak vermeyi reddeden II. Abdülhamid’den öç almak için tezgâhlanmıştır. Necip Fazıl’ın, ‘Ulu Hakan İkinci Abdülhamid Han’ kitabı, bu tarih okumasının en ‘veciz’ ve popüler örneğidir.
Bu tarih okumasının geçmişi, ilginç bir şekilde, bir yandan Arap milliyetçiliğinin yükselmesi, diğer yandan Birinci Dünya Savaşı sürecine kadar gider. İkinci Meşrutiyet döneminde, Arap milliyetçiliği ile İttihat ve Terakki’nin yollarının ayrılması çok iyi çalışılmış ve tartışılmış bir konudur. Arap milliyetçilerinin, İttihat ve Terakki’yi ‘Siyonizm’e taviz vermekle’ suçlamalarının muhtelif nedenleri vardır. Ama, aklı başında hiçbir tarihçi, bu suçlamaların kaynağı olarak, Jön Türk hareketi içinde, mason, dönme ve Yahudilerin varlığına işaret edenleri ciddiye almaz.(*)
I. Dünya Savaşı esnasında Almanlar ile ittifak içine giren İttihat ve Terakki’ye karşı ve Arap isyanını başlatan İngiliz-Arap ittifakı çerçevesinde, bu husus Arap milliyetçiliği çerçevesinde çokça  tedavüle girmiştir.
Daha sonra ise, daha ziyade Arap dünyasında dini muhalefet çevrelerinde itibar kazanmıştır.(**)
Bu konuda, İngiliz kaynaklı ilk doğrudan gönderme, benim bildiğim kadarıyla, Kahire temsilcisi Sir Eldon Gorst’un Londra’ya çektiği telgrafta, İttihat ve Terakki’nin, “Yahudi masonu İmanule Karasso,
Çingene Talat bey ve Yahudi olduğu gizlenen Cavid Bey” gibilerin kontrolüne geçtiği şeklindeki ifadesidir.(***)
Ne yazık ki, günümüzde, akademisyen imzalı tarih çalışmalarında dahi, bu ifadeler, yeterli tarihsel çerçeve irdelemesi yapılmaksızın kaynak olarak kullanılmaktadır.(****) Umarım, kendisi de akademisyen asıllı olan Hüseyin Çelik, II. Abdülhamid dönemi ve muhalefetine bu çerçevede gönderme yapmıyordur. Ne yazık ki, gazetelerde yer alan ifadesi, fazlasıyla bu bakış açısını yansıtıyor.
En önemlisi, bu sıradan bir akademik tartışma konusu değil, fazlasıyla ideolojik ve siyasi boyutu olan bir tarih okuması ve zihniyet tablosu konusu.

* (Bu konuda Ernest Dawn ve Rashid Khalidi’nin çalışmaları en önemli kaynaklar arasında sayılabilir. İlgilenenlere, bu konuda bu iki ismin de konuya ilişkin makalelerinin yer aldığı, ‘The Origins of Arab Nationalism’, Columbia University Press, 1991 adlı çalışmayı tavsiye ederim)
** Savaş sonrasında, Arap milliyetçiliğinin, Kemalizm’e bakışı ile dini muhalefet çevrelerinin görüş ayrılığı konusunda da İ. Gökalp ve F. Georgeon’un derlediği, ‘Kemalizm ve İslam Dünyası’ (Arba, 1987) çalışmasına göz atmanızı tavsiye ederim.
*** Elie Kedourie, Middle East Studies, vol. 7, no.1, Jan. 1971
**** Dr: Mustafa Bıyıklı, Türkiye’nin Ortadoğu Politikaları, Gökkubbe, 2007, s. 27

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim