1. YAZARLAR

  2. Mustafa Özcan

  3. İhvan-ABD diyalogu
Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Yazarın Tüm Yazıları >

İhvan-ABD diyalogu

A+A-

Hillary Clinton alt seviyede de olsa İhvan ile temasa geçmeye karar verdiklerini söylemiştir. Onlar açısından artık bu, bir mecburiyettir. Zira artık iktidarda 60 yıldır destek verdikleri diktatörler bulunmuyor.

Ya da çekilmek için sıralarını bekliyorlar. Ve her diktatörün çekildiği ülkede yükselen boşlukta İhvan yeniden doğuyor. Ya da bir biçimde siyasi denklemin içinde. Bundan dolayı diyalog mecburiyetinde olan İhvan değil ABD’nin kendisidir. Mavi Marmara’nın gazileri arasında yer alan Mısır Müslüman Kardeşler temsilcilerinden Muhammed Baltacı diyaloga açık olduklarını lakin dikteyi kabul etmeyeceklerini söylemiştir. Lakin ‘dikteyi kabul etmemek’ Amerikan diktasının kabul etmeyeceği bir şeydir. Olmayacak duaya amin demektir. Dolayısıyla yeni dönemde insiyatifi ABD’ye kaptırmamak gerekir. İçtimai ve siyasi olarak her yana ve yöreye fesat saçtıkları ve bozgunculuk yaptıkları bir gerçektir. Sudan’ın bölünmesinde birinci dereceden sorumludurlar. Hâlâ ABD orantısız bir biçimde İsrail’i kayırıyor ve destekliyor. Böyle bir diyalog olacaksa temel iki şartı olmalıdır. ABD’nin bölgeden çekilmesi ve İsrail’e verdiği desteği kesmesidir. Oysa Pakistan’a yaptığı askeri yardımı kısarken işgalci İsrail’e gönlünü de kesesini de açık bulunduruyor. ABD ile İhvan arasında diyalog meselesinde dünden bugüne ne değişti? Dünya denklemi değişti lakin ABD’nin İslami kesimlerle diyalog şartları değişmedi. Soğuk Savaş bitti ve SSCB aradan çekildi lakin ABD ile İslami kesimler arasında ideolojik zıddiyet bitmedi ve ABD bölgeden tasını tarağını toplayarak çekilene kadar da bitmeyecektir.

¥

Mısır ile Suriye arasında birliğin sona ermesinden sonra kurulan hükümetlerden birisi İhvan kökenli Muhammed Maruf Devalibi hükümetidir ve dönemin Amerikan elçisi Devalibi ile ikili ve çok yönlü ilişkileri görüşür. Aralarında şu muhavere/diyalog geçer.

Amerikan Elçisi: Neden Ürdün’ün yolunu tutmuyor ve İsrail ile açıktan veya gizli ilişkiler yürütmüyorsunuz?

Devalibi: Sizinle dostluk köprüleri kurmakta ve onu muhafaza etmekte kararlıyız. Lakin İsrail şartı öne sürmeseniz! SSCB’nin ideolojisi ve dine olan düşmanlığı bize uymaz. Lakin SSCB bizden hayli uzakta ve bize doğrudan bir tehdit içermiyor. İsrail ise yanı başımızda ve Arap topraklarını yutarak genişliyor. Biz sizinle İsrail olmadan beraber olmak istiyoruz.

Büyükelçi: Bizimle iyi ilişkileriniz İsrail üzerinden geçer. Ya denkleme İsrail’i de katarsınız ya da bizi kaybedersiniz.

Devalibi: Bize seçenek bırakmadınız!

Bundan sonra Amerikalılar Devalibi için ‘kızıl şeyh’ lakabını uydururlar. Halbuki onu İsrail nedeniyle kızılların arasına atmaya çalışan bizzat ABD’nin kendisidir.

Bu diyalog üzerinden yaklaşık 50 yıl geçmiştir ve ne değişmiştir? Hiç... Aradan SSCB çekilmiş lakin Amerikan tutumu aynen kalmıştır. Bunu test etmeye bile gerek yok. Hâlâ Müslüman Kardeşler’den Camp David anlaşmasına sadık kalmasını bekliyorlar. Devalibi’ye bundan farklı ne söylediler ki? Şimdi de Sudan ve Pakistan gibi İslam ülkeleri Amerikan ateşinden Çin ejderhasına sığınmak istiyorlar. Ama nafile! ABD onları da çoktan bağlamış durumda. Çin ise Pakistan ve Sudan gibi ülkeleri Amerikan ihalelerinde müzayede aracı olarak kullanıyor. Ancak bu menhus denklemi İslam birliği ve ittihadı bozar. ABD ve İsrail ise İslam ülkelerinin arasını ve birliğini şuubiye ve taifiye silahıyla vurmaya çalışıyor. Bu bağlamda Iraklı Kürtler ABD’nin ilelebet bölgede kalmasını istiyorlar. PKK’nın yuvalandığı Kandil Dağı ABD’nin kontrolü altında değil mi?

Abdurrahman Azzam Paşa bir gün Şam’da İngiliz elçisiyle tartışmaya girer. Tartışmanın konusu şudur: Bölge için Müslüman Kardeşler mi daha tehlikeli yoksa komunistler mi? Ne beklersiniz? İngiliz elçisi istifini bozmadan İhvan’ın daha tehlikeli olduğunu söyler... ABD bölgeden gidinceye ve emperyalizm bitinceye kadar İslami kesimler ABD ile sıcak ilişkiler kuramaz.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT