1. YAZARLAR

  2. Abdurrahman Dilipak

  3. İhlal ihbar hattı
Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Yazarın Tüm Yazıları >

İhlal ihbar hattı

A+A-

Bizim Mazlum-Der’in böyle bir hattı vardı, bizim Gülden Sönmez’in başını çektiği bir grub arkadaşın başlattıkları..

 (Bu arada, özellikle de Genel merkez ve İstanbul Mazlum-Der’in bu süreçte daha etkin olabilmesi, daha fazla bir şeyler yapabilmesi için, ciddi anlamda maddi kaynağa ihtiyacı var.. Bu çabalara katkı sağlamak isteyenlere duyurulur ve tabii çalışacak insana da ihtiyaç var..)
Hadi, şimdi kim ne biliyorsa, bildiklerini yazmaya başlasın..
Bu hükümetin, Anayasa değişikliğinden sonra en hayırlı hizmetlerinden biri olacak olan “faili meçhuller”le ilgili Meclis araştırması bugüne kadar geç kalan bir araştırma idi..
Aslında Meclis araştırması faili meçhullerin tümünü kapsamıyor, ama eğer bu yönde bir ilerleme sağlanırsa, Mumcu, Üçok, Hablemitoğlu, Ersever, Aksoy, hepsinin arkası gelir.. AK Partili Agah Kafkas ve 114 milletvekili, Çorum, Kahramanmaraş, Sivas, Başbağlar ve 1 Mayıs 1977’de Taksim’de meydana gelen olayların aydınlatılması için Meclis Araştırması istedi. Şimdi sıra komisyonun kurulup çalışmaların başlamasına geldi.. Unutmamak gerekir ki, bir kişiye yapılan bir haksızlık, bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir..
Derin devlet ve çete davaları açısından da bu Meclis araştırması, önemli bazı cinayetlerin, yolsuzlukların ortaya çıkması noktasında son derece önemli bir konu..
Bu araştırmaya, bakalım yine CHP, MHP, BDP karşı çıkacak mı?
Aslında bütün parti, vakıf, dernek, oda ve sendikaların bu ve benzer konular için ihlal ihbar hatları kurmaları gerek. Bu konuda her STK bir komite ya da komisyon kurabilir, diğer vakıf ve derneklerle karma komisyon toplantıları yapabilirler. Herkes kendi çevresindeki bilgileri toplayıp, bunları bir araya getirerek büyük resme ulaşabiliriz..
Bakın, Türkiye’de anaların anasını ağlatan terör, vurgun, soygun düzeni bu fotoğrafın ortaya çıkartılması ile son bulabilir.. Kim ki bu gerçekleri gizlerse, o da bu cinayetlerin bir parçası, zalimlere yardım ve yataklık eden biri haline gelir.. Bir topluluğa karşı olan düşmanlığımızın ya da birilerine olan yakınlığımızın bizi adaletten saptırmaması ve bizim adil şahidler olmamız gerekir..
Kural şu: Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana zalimlere karşı duralım.. Mazlum düşmanımız da olsa, zalim babamız da olsa..
Diyanet ve vakıflarla ilgili sendikaların, dünden bugüne yok edilen camiler ve vakıf eserleri, dini haklarla ilgili hakları rapor edip, bunları internete taşımaları gerek..
Bu lanetli büyü ancak bilginin aydınlığında bozulabilir..
Unutmayın, “Haksızlıklar karşısında susanlar dilsiz şeytanlardır” denmiştir.. “Adil şahidler olun” denmiştir. Zulm ile abad olunmaz denmiştir.. Def-i mazarrat, celb-i menafiden evladır denilmiştir.. Susmayın, sustukça sıra size gelecek denmiştir..
Susmayın.. Yazdıklarınızı, açık isminizle ya da müstear isimle, TBMM ilgili soruşturma komisyonuna, TBMM Dilekçe Karma Komisyonu’na, Adalet Bakanlığı’na, Cumhuriyet Başsavcılıklarına, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na, basına, internet sitelerine, insan hakları ve hukuk derneklerine gönderin.. Bu belgeleri, her ay ya da 2-3 ayda bir her dernek hukukçularla değerlendirip, gelen ihbarları birbiri ile ilişkili olanları birleştirerek ve gerçekliğini hukukçu mantığı ile sorgulayarak, basın açıklaması ile savcılıklara gönderebilir..
O, bazen sizin önemsemediğiniz küçük bilgi kırıntıları bile asıl gerçeğin ortaya çıkartılması için inanılmaz katkılar sağlayabilir..
Mesela, yıkılan camilerle ya da dünden bugüne inanç hürriyetine ilişkin hak ihlalleri ile ilgili olarak elinde bilgi ve belge olanlar, fotoğraf bulunanlar, internetten bana da gönderebilirler.
Türk tarihinin acı sayfalarını oluşturan bu 5 kanlı olayın üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen her şey hâlâ dün gibi belleklerde. Zira, sivillerin yara aldığı, zarar gördüğü bu katliamların bazılarının suçluları hâlâ ortaya çıkarılamadı; işte acılar biraz da bu yüzden taze. Yıllar sonra yapılan bu araştırmanın amacı ise yakın geçmişteki karanlık noktaları aydınlatarak barış ve güven ortamını geliştirmek. Acı verecek olsa da bu hüzünlü sayfaya bir dönüp bakalım, neler yaşanmıştı o tarihlerde...
Bu sadece 5 katliamla sınırlı kalamaz.. Çorap söküğü gibi gelir arkası. Bu cinayetlerin işlendiği tarihe bakın. Tanıkları ve sanıkları hâlâ aramızda dolaşıyor olabilir. Belki bir kısmı emekli, hâlâ vicdan azabı çekiyor olabilir ve gerçekleri kendi bedeni ile birlikte toprağa gömmek yerine, din gününde hesaba çekilmeden itiraf edip kurbanlarının yakınlarının vicdanına sığınarak kul hakkından kurtulmak için bağışlanmayı dileyebilir..
Hiçbir şey gizli kalmaz. Ahiret gününe inananlar için büyük gözaltı her zaman var. Kiramen katibin her şeyi kaydediyor. Dahası akıllardan, kalplerden geçenler de dahil.
Hiçbir bilgi, toprak altında da olunsa gizli kalmayacak!.. Ahiret gününü unutmayalım.. Hani şu kuzuların kurtlardan hesap soracakları büyük gün!
Bir toplumun tarihini çalanlar ve ölürken bile bu bilgileri hak sahiplerinden saklayanların ahrette hesaplarının daha zor olacağını düşünüyorum. Çünkü, hakikat ortaya çıkmayınca, o zulüm etkinliğini sürdürüyor, zalimler cinayet işlemeye devam ediyorlar ve vicdanların sızısı dinmiyor. Dolayısı ile bu hakikatleri gizleyenler, aslında suç işlemeye devam ediyorlar..
Bize hep “muhbirlik” kötü olarak gösterildi. Adına “ispiyonculuk”, “gammazlamak” da dendi. İftira etmeyin, yalan söylemeyin, kişilerin özelini araştırmayın, dedikodu yapmayın, hakikati eğip-bükmeyin, haksızlıklar karşısında susanlardan da olmayın. Adil şahidler olun! Bu mazlum insanların yerini zalimlere haber verip, maddi çıkar sağlayan ve zalimlerle işbirliği yapanlar, bu suça ortak olanlardır.. Zalimleri korumak için gerçekleri gizlerseniz, işte o zaman yine aynı suçu işlemiş olursunuz.. Hakikati gizleyen hakikat düşmanları, gün gelir o zalimlerin ocağına düşerler, Allah zalimleri, kendilerine yardım edenlerin başına musallat eder.. Açın bakın kitaba.. “Zalimlere yardım etmeyin, ateş size de dokunur” der..
Selam ve dua ile..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT