1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İğrenç Suskunluğun Yerli Malı Versiyonu
İğrenç Suskunluğun Yerli Malı Versiyonu

İğrenç Suskunluğun Yerli Malı Versiyonu

Bulaç’ın tasvir ettiği “güvenilmez Suud-Selefi” heyulasıyla İran ve Hizbullah’ın korkunç misyonu bundan daha iyi nasıl perdelenebilirdi ki?

A+A-

İğrenç Suskunluğun Yerli Malı Versiyonu

Kenan Alpay

BM’yi işaretleyerek Batı’nın ikiyüzlülüğünden, uluslar arası kamuoyunun menfaatperestliğinden, diplomasinin klişe söylem ve süreçlerinin arkasına gizlediği sinsi planlarından şikâyet etmek en kolay yol.

Biraz olsun İngilizce, Fransızca biliyor ve Batı basınına yansıyan beyanatlara, bir iki thing tank raporuna atıf yaparak söylediklerinize entelektüel arka plan kazandıracak renklerle süslüyorsanız yazılarınızı harika bir aydın-yazar olmanız işten bile değil.

Batı’nın sömürgeci geleneğinin yeni şekiller alarak nasıl da üzerimize musallat olduğuna dair tahliller yaparken bağımsız, tutarlı, vicdanlı olduğu kadar ufku geniş, tecrübesi derin, muhakemesi hikmetli bir şahsiyet abidesi olarak parmakların sizi işaretlememesi için hiçbir meşru gerekçe bulunmaz. Lakin Suriye ve Mısır üzerine söylenen sözler kadar söylenemeyen sözlerin de üzerinde biraz olsun düşününce iç açıcı bir manzara gözükmüyor. Çünkü aydın-entelektüel kesimin sol ve liberal kesimlerinde olduğu kadar İslami camiadakilerinde de ciddi bir meşruiyet krizinin baş gösterdiği bir sır değil.

Katliam ve Issızlık Yarışı

Cinayet ve katliamların içimizi parçalayıp gözyaşlarımızı sele döndürmesi için ille de kimyasal silahlarla gerçekleşmiş olması gerekmiyordu elbette. Ama geçen hafta Şam’ın Guta beldesinde çoğunluğu çocuk 1.300’den fazla kardeşimizin kimyasal silahlarla katledildiğine dair görüntüler karşısında sergilenen tavırlar kelimenin tam anlamıyla iğrenç bir suskunluk olarak kayıtlara geçiyordu. Ancak kanaatimce mesele, BM’nin geniş zaman yayılmış inceleme prosedürü, Obama’nın "ABD'nin göz atması gereken bir olay” şeklinde nitelemesinden veya AB’nin nereye varacağı ve ne işe yarayacağı hiçbir zaman anlaşılamayan kaygılarından daha derinlerde.

Esed/Baas rejiminin başından bu yana işlediği katliamlar için Rusya, İran ve Hizbullah’ın ısrarla muhalif İslami örgütleri suçladığı zaten malum. Özellikle İran ve Hizbullah, 12 İmam’ın masumiyeti inandığı kadar Esed/Baas rejimin masumiyetine de inanıyor. Zerre miktarı tereddütleri olmadığı için hem İran’dan Devrim Muhafızları hem de Lübnan’dan Hizbullah savaşçıları en üst düzey komutanlarına kadar İslamcı muhaliflere karşı Esed rejimin bekası adına savaşıyorlar. 10 bin savaşçı yetersiz kalırsa Nasrallah’da cepheye gideceğini beyan ediyor. Belki de Hamaney’in benzer bir beyanat vermesine az kalmıştır, kim bilir!

Sürecin aktörleri şaşırtıcı hiçbir dönem bir tavır sergilemedi: İran ve Rusya, hiç vakit kaybetmeksizin kimyasal saldırılardan ötürü Esed’in değil muhalifleri suçladı. Hatta öyle ki İran Dışişleri Bakanı Zarifbu kesinlikle hiçbir suçu işlemekten geri durmadıklarını gösteren terörist ve zındık grupların işidir” deyiverdi. Evet, yanlış okumadınız “terörist ve zındık” diyor.

Şimdi, diğer birçok bölgede olduğu gibi Guta’da da katliama tepki gösteren, çocukları veya diğer aile fertleri katledilen insanların feryat ederken neden Esed ve Şebbihaları kadar İran ve Hizbullah’a da lanetler okuduğunu anlamamakta ısrar edenlere soralım: 100 binden fazla insanı katleden Esed’in en büyük suç ortakları İran, Hizbullah ve Rusya değil mi?

Kan gölünde boğulmak istenen Suriye halkı Hamaney ve Nasrallah’ın Beşşar veya Mahir Esed’den zerre miktarı farklı olduğunu kabul etmiyor. İnsanları ahmak yerine koyup BM, AB, ABD veya İİT’ndan çözüm üretecek bir tepki beklemeye yöneltmenin hiçbir manası yok. Katliam İran, Hizbullah ve Rusya’yı arkasına almış Esed rejimi eliyle gerçekleştiriliyor. Ama sessizce seyretme makamında olup katliamlara dolaylı vize verenler sadece Batılı kurum ve siyasiler değil.

Yalnız ve Başarısız Olan Kim?

Türkiye bağlamında Başbakan Erdoğan’ın Suriye’deki katliamlara ve Mısır’daki askeri darbeye karşı sergilediği siyaseti “başarısızlığı yol açtığı bir yalnızlık” olarak yaftalamak için çırpınıp duranların maksadı ne? Despotik iktidarlara karşı halkların meşru haklarına vurgu yapan Başbakan Erdoğan’dan beklenen katil Esed’le bitişik nizam durup Suriye halkına karşı savaşması mıydı?

Putin, Hamaney ve Nasrallah gibi Esed’in Şebbihalarını silahla donatıp Suriye halkının daha çok kanının akıtılmasına katkı sağlaması mı bekleniyordu, Başbakan Erdoğan’dan?

Yazının Devamı…