İdlib, Esed İçin Sonun Başlangıcı Olabilir

02.05.2015 16:21
İdlib, Esed İçin Sonun Başlangıcı Olabilir
İdlib'in ardından rejimin kalesi Lazkiye de tehdit altında. Silahlı muhalefet, bütün güçleri arasında koordinasyon sağlarsa Şam'ı büyük tavizler vermeye mecbur bırakacaktır. Bu tavizlerin alternatifi rejimin başı ve erkânıdır.

Fayiz Duveyri, Suriye'de direnişçiler ile Esed güçleri arasındaki çatışmaların askeri yönünü yorumlamış.Ürdünlü emekli general Fayiz Duveyri Askeri ve siyasi konularda yazdığı yazılar ve yaptığı yorumlarıyla tanınıyor. 

Fayiz Duveyri / Al Jazeera

18 Temmuz 2012 günü Şam’ın merkezinde ulusal güvenlik toplantısının yapıldığı binada gerçekleşen bombalı saldırı, Suriye devrimi tarihinde bir dönüm noktasıydı. Zira aralarında bakanların da olduğu üst düzey beş güvenlik yetkilisinin ölmesiyle Suriye ordusunun stratejik pusulası şaştı.

O tarihten itibaren Suriye ordusu, İran Devrim Muhafızları, Hizbullah ve otuzdan fazla Şii gruptan (Ebu Fadl Abbas tugaylarından Fatıma Hazari tugaylarına kadar) müttefiklerinin desteği olmaksızın kendi çabalarıyla hiçbir kritik savaşı kazanamadı. Ayrıca sahadaki gelişmeler, Kusayr, Tel Kelah, Kalemun ve Sefire’de kaydedilen başarılar Hizbullah ve başka grupların hanesine yazılırken Suriye rejim güçleri hava, füze ve top desteği vermekle yetindi ve kara güçlerine sınırlı katkıda bulundu.

Suriye Devrimcileri Cephesi ve Hazm Hareketinin Nusra Cephesi eliyle bitirilmesi, İdlib’de silahlı muhalefetin coğrafi, maddi, moral ve organize boyutlardaki konumunu güçlendirdi. Nusra, Şam Cephesi ve Hazım Hareketinin nüfuz bölgelerini ele geçirdi. Ayrıca bu iki güce ait çoğu mühimmat ve silaha (özellikle de Hazm Hareketinin sahip olduğu ve Cisruş Şugur savaşının kazanılmasında büyük etkisi olan Tow füzelerine) el koydu.

Tüm bunlar Nusra Cephesini İdlib’de önemli bir konuma getirdi. Bu gelişmeler diğer silahlı grupları Nusra ile koordineli çalışmaya, Fetih Ordusunu kurmaya, savaşların kontrol, planlama ve yönetimini yürüten etkin ortak operasyon odasını tesis etmeye sevk etti. Böylelikle devrimcilerin çabaları birleştirildi, ortak yönetim ve planlamaya gidildi, öncelikli hedefler belirlendi.

Suriye rejimi büyük takviye göndermesine ve Albay Süheyl El Hasan’ı İdlib’deki askerî operasyonların komutanlığına getirmesine rağmen, intihar eylemcilerini yoğun şekilde kullanarak eş zamanlı operasyonlarıyla ön plana çıkan Fetih Ordusunun askerî stratejisine karşı koyamadı. Bu da Fetih Ordusuna rekor bir süre içinde Hamidiye ve Vadi Dayf kamplarını ele geçirme imkânı verdi, rejim güçlerini Han Şeyhun ve Morek’te geri çekilmek zorunda bıraktı.

Görünen o ki, rejim güçlerinin askerî operasyonları yönetirken ön plana çıkan en belirgin özelliği, kafa karışıklığı. Kuneytra ve Dera kırsallarında kritik operasyonların başlatılması, Kalemun’un batısındaki başarılı çete savaşı, Halep’in kuzey kırsalının yanı sıra Deyr Ez Zor havaalanındaki çatışmalar bu karışıklığın derinleşmesine destek oldu.

Özgür Suriye Ordusu, İdlib savaşında askerî stratejisinde kısmi bir değişime gitti ve dört koldan kente saldırdı. Rejim’in kentin dışında ve içinde kurduğu kontrol noktalarını ele geçirdi. Ayrıca inisiyatifi elinde bulundurmak için saldırı yoğunluğunu devam ettirmeye çalıştı. Birkaç saat içinde şehrin merkezindeki güvenlik bölgesine ulaştı. Rejim güçleri çekildi ve komutanları kaçtı. Bu güçler sonrasında Karmid bariyeri ve Mastume kampında yeniden toplanırken komuta kademesi Cisruş Şugur’a çekildi.   

Rejim güçleri yeniden toparlanmak için büyük çaba harcadı. Özellikle Fetih Ordusunun en yakın hedefi olarak görülen Karmid kontrol noktası, Mastume kampı ve Eriha kasabasındaki güçlerini takviye etti. Ancak silahlı muhalif güçler, Karmid kontrol noktası, Mastume kampı, Cisruş Şugur ve Sehlül Gab’a eş zamanlı dört askeri operasyon başlatarak rejim güçlerini şaşırttı. Bu operasyonlar rejim güçlerinin belirlenen temel amaca ulaşmasına imkân vermezken uygun zamanda gerekli adımı atma gücünü de kaybettirdi.

Rejim güçleri, Karmid ve Mastuma’ya yoğunlaşırken Cisruş Şugur’un hâkim coğrafi yapısı ve yeterli savunma gücüne sahip olması sebebiyle buranın güvenli olduğunu sandı. Bu bir hataydı. Zira Cisruş Şugur ve batısında bulunan İştebrak kasabası düşerken Sahil Fırkası ve Nasr Savaşı güçleri eş zamanlı olarak Sermaniye, Kahire, Tel Vasit ve Zeyzun elektrik santralinin yanı sıra 25 askerî kontrol noktasını ele geçirdi. Curin kampına ilerleyişini de sürdürüyor.

Nusra Cephesi ile eş zamanlı hareket eden diğer gruplar Karmid kontrol noktası ve Mastume kampında büyük başarılar elde ettiler. Bu iki bölgede rejim güçlerinin elinde küçük yerler kaldı.

Bu gelişmeler rejimi zora soktu ve kafa karışıklığının belirtileri kendini gösterdi. Rejim Hama kırsalında besleyemediği bazı bölgelerden güçlerini çekmeye başladı. Ayrıca devrimcilerin hızlı ilerleyişi ve ağır kayıplar verme endişesiyle Karmi ve Mastume kamplarına takviye güç göndermeyi durdurdu.

Cisruş Şugur'un önemi

Cisruş Şugur, Lazkiye’den Halep’e, oradan da Eriha ve Serakib’e uzanan ana ikmal yoluna hâkim. Cisruş Şugur'un ele geçirilmesi İdlib, Halep ve Hama’nın kuzey kırsalındaki rejim güçlerine karadan ikmallerin durması demek. Rejim güçleri kuşatma altına alınmış olacak ve kuşatmanın uzaması hâlinde önlerinde teslim olmak veya silahlı muhaliflerden rahmet kurşunu beklemek dışında bir seçenek kalmayacak.

Ayrıca Cisruş Şugur üzerinden Lazkiye dağındaki bazı Alevi köylerine ulaşmak mümkün. Muhalif güçler, Hıffa kasabasına 30 km ve Hafız Esed’in memleketi Kardaha kentine sadece 48 km, Lazkiye şehir merkezine ise 57 km uzaklıktalar.

Kuzeyde İdlib, batıda Lazkiye ve güneyde Hama arasında bağlantı halkası olarak görülen Sehlul Gab’taki başarıların sürmesi, Ziyara ve Curin kamplarına ulaşılması (bu iki kamp Kardaha’nın ilk savunma hattıdır), Ceyyid ve Rasıf köyleri üzerinden Lazkiye kırsalındaki Salanfa’ya doğru stratejik manevra yapma imkânı sağlıyor. Bu da rejim güçlerini asker temini konusunda zora sokuyor ve rejimin ana kalesi Lazkiye’yi tehdit ediyor.

Ayrıca Karmid kontrol noktası ve Mastuma kampının tamamen ele geçirilmesi, Şii Kefriye ve Fua kasabaları da dahil sonraki misyonları kolaylaştırıyor, doğudan Ebu Zuhur havaalanına ulaşılmasına ve ele geçirilmesi için kuşatılmasına imkân tanıyor. Keza güneyde Han Şeyhun’un alınması, Hama’nın kuzey kırsalı yolunu açacak.

Suriye’nin batısının orta bölgesindeki bu gelişmeler, ölüm üçgenindeki (Kuneytra kırsalı, Dera ve Şam’ın batı kırsalı arasında bulunan bölge) büyük başarılar, Basri Şam ve Maber Nasib’in ele geçirilmesi, Suveyde kırsalındaki Halhala havaalanının kuşatılması, Kalemun’un batı ve doğu tepelerindeki başarılı çatışmalar, Halep’in fethi savaşının başlaması ve IŞİD’in Rakka, Deyr Ez Zor ve Haseke kırsalının büyük kesimlerini ele geçirmesi, Suriye rejiminin devrimin başından bu yana en kötü durumda olduğuna açık kanıt sunmaktadır.

Ayrıca rejim güçleri operasyonel ve stratejik düzlemde dizginleri eline almakta aciz kaldı. İran’ın verdiği her türlü desteğe rağmen sahada hiçbir kritik savaşı kazanacak güce sahip değil. İran desteğini iki şekilde görmek mümkün. İlki, Dera, Kuneytra ve Basri Şam gibi yerlerde operasyonların komuta sorumluluğunu üstlenmek şeklinde oluyor. Ayrıca, sahada gerek Devrim Muhafızları ve Besiç güçleri gibi İranlı savaşçıların, gerekse Hizbullah ya da başka Şii gruplardan savaşçıların doğrudan desteği şeklinde gerçekleşiyor.

Bu yüzden rejim, savunma savaşında yeni öncelikler belirlemeye çalışacaktır. Şöyle ki öncelikle başkent Şam’ın korunmasına ve buraya yönelik her operasyona karşı dinamik bir yapı oluşturmaya yoğunlaşacaktır. Ardından müttefiklerden gelecek askerî takviyelerle başkentle coğrafi temasın sürmesi için sahil şehirleri ve Humus kentinin güvenliğini sağlama çabası içine girecektir.

Suriye rejimi, inatçılığına, peşi sıra gelen bu büyük kayıpları kabullenmemesine ve destekçilerini dahi ikna etmeyen (Cisruş Şugur çevresine yeniden başarılı konuşlanma yaptığı ve Recep ayına girildiği için savaşı durdurduğu şeklinde) gerekçeler öne sürmesine rağmen bir darboğaza girmeye başladığını biliyor. Özellikle de silahlı muhalefetin güney, orta ve kuzeyde faaliyet gösteren güçleri arasında stratejik düzlemde askeri operasyonlarını koordine etmesi hâlinde işi daha da zorlaşacaktır.

Bu koordinasyon gerçekleşirse (Cenevre-3 konferansının yapılması hâlinde) rejim üzerinde güçlü bir baskı oluşturacak ve Şam'ı büyük tavizler vermeye mecbur bırakacaktır. Bu tavizlerin alternatifi rejimin başı ve erkânıdır. Rejim, Esed’in ve erkânının Suriye’nin geleceğinde hiçbir rolünün olmayacağı Cenevre-1 kararlarını kabul etmeye zorlanabilir.

  • Yorumlar 2
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim