1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. 'İdeolojik Dayatmaya ve Kapitalist Kuşatmaya Son!'
İdeolojik Dayatmaya ve Kapitalist Kuşatmaya Son!

'İdeolojik Dayatmaya ve Kapitalist Kuşatmaya Son!'

Özgür Eğitim-Sen Tokat İl Temsilciliği YGS öncesi Tokat Yeraltı Çarşısı üzerinde düzenlediği eylemle sınav ve eğitim sistemini protesto etti.

A+A-

Basın açıklamasını okuyan temsilcilik yönetiminden Ufuk AKTAŞLI, üniversite giriş sınavlarının ailelerin ve gençlerin korkuları üzerinden belirsiz bir gelecek oluşturduğunu söyledi. YGS ve LYS'nin kapitalist ve ideolojik eğitimin çürümüşlüğünün açık göstergesi olduğunu ifade eden AKTAŞLI, sınırlı ve dayatmacı müfredat nedeniyle gençlerin hakikatle buluşamadıklarını, zihinsel bir köleliğe mahkûm edildiklerini dile getirdi. Eğitim sisteminin çürütücü özelliğinin yanı sıra eşitsizliklerle dolu olduğunu vurgulayan AKTAŞLI, sözlerini şöyle devam ettirdi: "Dünya zenginler listesine her yıl daha fazla dolar milyarderi sokan ülkemizde dersane parasını ödeyemediği için intihar eden çocuklarımız olduğu gerçeğine gözlerimizi daha ne kadar kapayabiliriz? Evde yakacaksızlıktan tir tir titreyen ailelerin talihsiz evlatlarının eşit yarışçılar olduğu yalanına daha ne kadar inanabiliriz? İlköğretim ve lise hayatları boyunca başörtüleri ile okula alınmayan kızlarımızın yaşadığı tahribatı daha ne kadar anlamamaya çalışabiliriz? Resmi ideolojinin fiziki ve düşünsel hapishanelere çevirdiği okullarda yaşam sevincini kaybeden, entelektüel bir seviye yakalayamayan çocuklarımızın karanlık dünyalarına daha ne kadar bîgâne kalabiliriz? Pamukta, fındıkta, pancarda, inşaatlarda yoksulluk ve çaresizliğin girdabında hayata tutunmaya çalışan çocukları hangi öğrenci seçme ve yerleştirme merkezleri anlayabilir? Ana dilleri yasaklanan çocuklarla ana dillerinde sınava giren çocukların eşit şartlarda yarıştıkları iddiasını hangi vicdan kabul edebilir? Alevileri zorla Sünni, Sünnileri zorla laik yapmayı amaçlayan Kemalist eğitim sisteminin farklı etnik kökenlere zorla Türk ulus kimliğini dayatarak Allah'ın ayetlerini yok saymasını vicdanlı insanlar daha ne kadar görmezden gelebilir?"

Özgür Eğitim-Sen olarak, sınavların girdabında, dersane ve okulların kuşatmasında yürek ve zihinleri kuşatılan genç kuşakların özgürleşebilmeleri için her türlü çabayı üretip ve destekleyeceklerini söyleyen Ufuk AKTAŞLI, diyalogcu anlayışı benimsemiş, entelektüel ve kendini ifade edip karşı koyabilen insan modelini öne çıkaracaklarını belirterek açıklamasını tamamladı.

Eylem boyunca "Eğitimdeki Yasaklara Dayatmalara Son, Kölelere Özgürlük" pankartlarının yanı sıra "eğitime özgürlük hemen şimdi, eğitimde yasaklara tek tipleştirmeye hayır, eğitimde ideolojik dayatmalara hayır, test zihninizi köleleştirir" gibi dövizler taşındı ve "herkes için adalet herkes için özgürlük, inanca saygı başörtüye özgürlük, çocuklar bizimdir devletin değil, kışla tipi eğitim istemiyoruz, kapitalizme köle olmayacağız" gibi sloganlar atıldı.

Eylemde okunan basın açıklamasının tam metni aşağıdadır: 

Eğitimde İdeolojik Dayatmaya ve Kapitalist Kuşatmaya Son!

Yine bir üniversite sınavının arefesindeyiz. Sınavların adları sürekli değişiyor ancak niteliği, işaret ettiği dünya değişmiyor.

Yarın yine iki milyona yakın aday sınava girecek. Yine yüz binlerce aile yeni umut yolculuklarına çıkacak. Evlatlar, içerde, sınav salonlarında; aileler dışarıda, bahçelerde ter dökecek. Belirsizlik ve korkutmalarla dolu bir geleceğe yelken açacaklar.

YGS ya da LYS, üniversite sınavları, ülkedeki eğitim sisteminin çürümüşlüğünün açık göstergesidir.

YGS ve LYS, kapitalizmin ve resmi ideolojinin makasına alınmış eğitim sisteminin sembolüdür.

Eşitlik söyleminin pratiğe bir türlü yansımadığı bir ülkede eşitlik yalanıyla genç umutların birbirleriyle savaştırıldığı bir meydan muharebesidir üniversite sınavları.

12 yıl boyunca okullara gidip gelen gençlerin çürüttüğü keşke sadece dirsekleri olsaydı. Zihinlerin, ideallerin, var oluş sancılarının çürüdüğü, adalet duygusunun yok olduğu bir eğitim sistemidir karşımızda duran.

Bir yandan kapitalizme, bir yandan resmi ideolojiye teslim edilmiş bireylerden hangi hakikat tecelli edebilir?

Yarış atından farksız evlatlarımız düşünce ve sanattan mahrum olarak yetişiyorlar. Sistem onları öyle kuşatmış ki gelecekle korkutulmaktan iman edercesine müfredata bağlı hareket etmekten başka bir şey yapamıyorlar.  

Test mahkûmiyeti genç beyinleri zehirliyor, onları düşünemez hale getiriyor. Çerçeveleri belirlenmiş beş şık kadar düşünmelerine izin veriliyor. Her şık için milyarlar harcattırılıyor.

İnanç esası gibi resmi ideolojiye uygun masallarla karakterize edilmiş, şeytani kaygılarla da gelecek korkusu üzerinden köleleştirici bir eğitimden hangi olumlu sonuç çıkabilir?

Dünya zenginler listesine her yıl daha fazla dolar milyarderi sokan ülkemizde dersane parasını ödeyemediği için intihar eden çocuklarımız olduğu gerçeğine gözlerimizi daha ne kadar kapayabiliriz?

Evde yakacaksızlıktan tir tir titreyen ailelerin talihsiz evlatlarının eşit yarışçılar olduğu yalanına daha ne kadar inanabiliriz?

İlköğretim ve lise hayatları boyunca başörtüleri ile okula alınmayan kızlarımızın yaşadığı tahribatı daha ne kadar anlamamaya çalışabiliriz?

Resmi ideolojinin fiziki ve düşünsel hapishanelere çevirdiği okullarda yaşam sevincini kaybeden, entelektüel bir seviye yakalayamayan çocuklarımızın karanlık dünyalarına daha ne kadar bîgâne kalabiliriz?

Pamukta, fındıkta, pancarda, inşaatlarda yoksulluk ve çaresizliğin girdabında hayata tutunmaya çalışan çocukları hangi öğrenci seçme ve yerleştirme merkezleri anlayabilir?

Ana dilleri yasaklanan çocuklarla ana dillerinde sınava giren çocukların eşit şartlarda yarıştıkları iddiasını hangi vicdan kabul edebilir?

Alevileri zorla Sünni, Sünnileri zorla laik yapmayı amaçlayan Kemalist eğitim sisteminin farklı etnik kökenlere zorla Türk ulus kimliğini dayatarak Allah'ın ayetlerini yok saymasını vicdanlı insanlar daha ne kadar görmezden gelebilir?

Birkaç saatlik sınavlarla, derinliksiz ve ezber tekrarına dayalı lise eğitimiyle üniversiteye alınan gençlerden neler beklenebilir? Onlardan ne kadar ve hangi doğrultuda bir gelecek inşası umulabilir?

Bizler biliyoruz ki 6 yaşından itibaren çocuklarımızı zorunlu eğitime tabi tutan sistem, onların zihinlerini biçimlendirmeyi amaçlıyor, yoksa özgürce düşünüp inanan bireyler olmalarını değil…

Kendi amentülerini zorla dayatanlar şunu bilmeliler ki Allah'ın özgür bireyler olarak yarattığı insanların zihinlerini zorla biçimlendirmeye çalışmaları ilahi gazaba açık çağrıdan başka bir şey değildir.

Zihinlere dönük dayatmalar çocuklarımızın inanç ve düşünce evrenlerini kısırlaştırıyor, kuşatıyor. Zorba zorunlu eğitim, farklılıkları yok ediyor, tedrisattaki zorunlu tevhid nesilleri içi boş kütüklere çeviriyor!

Her türlü ahlaki ifsadın yaygınlık kazandığı okullarda şiddetin ve cinsel sapkınlıkların çılgınca yükselişine şaşmamalı! Çocuklarımızın her türlü kimlik ve inancını kuşatmaya alanlar için bu son, beklenir bir sondur.

Özgür kimlik, inanç ve düşüncenin mahkûm edildiği bir ülkede yozlaşma ve çürümenin kaçınılmazlığı gün gibi ortadadır.

Her yeni sınav bize bu süreçleri yeniden düşünme fırsatı veriyor. Egemenlerin kurdukları sahte dünyalar kapitalizmin dünya cenneti vaatleriyle bugün insanların başlarını döndürebilir. Ancak acı sonların yıkımı her şeyden daha sarsıcı olmaktadır.

Ezber kutsalların dışına doğru bir hat oluşturmak zorundayız. Muhalif çevreler olarak diyalogcu eğitim modelleriyle alternatif eğitim süreçlerimizi var etmeliyiz. Yozlaşma ve çürümeye, kapitalist ve resmi ideolojik kuşatmaya karşı var edeceğimiz özgür süreçler insan olmaklığımızı herkese hatırlatacak, çocuklarımızı daha özgür dünyalara yürütecektir. 

Özgür Eğitim-Sen olarak, sınavların girdabında, dersane ve okulların kuşatmasında yürek ve zihinleri kuşatılan genç kuşaklarımızın özgürleşebilmeleri için her türlü çabayı üretecek ve destekleyeceğiz. Bankacı eğitim metodlarının egemenlerin iktidarlarını süreğen kılan test hegemonyalarına karşı durarak entelektüel ve diyalogcu anlayışı benimsemiş, kendini ifade edip karşı koyabilen insan modelini öne çıkaracağız.

İnsanlığın emperyalist hırslar ve kapitalist azgınlıklarla hızla yok olmaya doğru sürüklediği bir dünyada, karşı koyabilme iradesini üretemezsek biz de kaybedenlerden olacağız.

HABERE YORUM KAT