1. YAZARLAR

  2. Yavuz Bahadıroğlu

  3. “İdeoloji deli gömleğidir”
Yavuz Bahadıroğlu

Yavuz Bahadıroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

“İdeoloji deli gömleğidir”

A+A-

Çok düşündüm…

Neden bu Çiftetelli (İkitelli semtinde üslenmelerinden kinaye) medyasının üniversiteler bitirmiş anlı-şanlı yazarları her seçimde duvara tosluyor?..
Daha da ilginci, bunca dersten “ders” çıkartamamayı nasıl başarıyorlar da aynı “hata”yı üst üste tekrarlıyorlar?..
Neden halkın “ak” dediğine sürekli “kara” diyor, halkı okumayı bir türlü beceremiyorlar?..
Halk Mersin’e giderken tersine gitmeyi neden “entelektüel yaklaşımın gereği” sayıyorlar?..
Anladık, milleti küçümsüyorlar, “cahil-cühela” sayıyorlar, “Göbeğini kaşıyan adam” yakıştırmalarıyla hor görüyorlar, ama sonunda milletin dediği olduğuna göre, bunlar ne işe yarıyor?..
Sorularımın cevabı, rahmetli hocam Cemil Meriç’in bir kitabında karşıma çıktı…
“İdeoloji deli gömleğidir” diyor, Cemil Hoca…
Akıl tutulması yapar…
Mantığı devre dışı bırakır…
Öyle bir körleştirir ki, körlerin gördüğünü bile görmez, sağır sultanların duyduğunu dahi duymaz, top yekün bir “akıl tutulması” yaşarsınız…
Artık analitik düşüncenin, gerçekçi okumanın, derin anlamanın ve sağlıklı değerlendirmenin imkânı kalmaz, sübjektif yaklaşımlarla oyalanır gidersiniz…
Pireyi deve, deveyi pire yaparsınız!
Bin dereden su getirip gerekçeler uydurur, farklı bakış açılarını peşinen mahkûm edersiniz… Ve tabii hata üstüne hata yapar, ideolojinizi terk etmedikçe hatalarınızdan ders almayı dahi beceremezsiniz.
Şimdi bu durumdalar…
Bu yüzden “Biz niçin böyleyiz?..” diye sormak yerine, hemen her seçimde isabetli kararlar verip hizmete oy atan halkı sorguluyorlar: “Halk neden böyle yaptı?..”
Bunlar var ya, bunlar…
27 Mayıs 1960 darbesi sürecinde gözükara bir şekilde darbeyi ve darbecileri desteklediler…
Halk ise eline geçen ilk fırsatta darbecilerin kökünü kazıyıp Demokrat Parti’nin devamı mahiyetinde olan Adalet Partisi’ni iktidar yaptı…
Tabii Çiftetelli medyasının anlı-şanlı yazarları fena halde şaşkına döndü:
“Halk neden böyle yaptı?..” diye yazıp durdular.
Fakat halkın tercihini doğru okuyamadılar. Bu yüzden de 12 Mart müdahalesini (ideoloji arkadaşları olan sol teröristlerin üzerine gidinceye kadar) desteklediler…
Halk müdahaleden hemen sonra eline geçen “tercih” fırsatını değerlendirip Adalet Partisi’ni tekrar iktidara getirdi…
Çiftetelli kalemşorları tekrar şaşırdı, aynı soru yine gündemlerine girdi: “Halk neden böyle yaptı?..”
12 Eylül darbesi sonrasında Halkçı Parti’de yığıldılar. Ne de olsa CHP’nin devamıydı. Ne var ki, halk ANAP’ı tercih etmişti. Yine duvara tosladılar.
Bir şaşkınlık sonrası aynı soru: “Halk neden böyle yaptı?..”
Özal döneminde, Özal’ın deyişiyle Türkiye bir “transformasyon” geçirdi. Her şey olumlu anlamda değişti. Ne var ki, ideolojik saplantılarını aşamayan Çiftetelli medyası hiç değişememiş, anlı-şanlı kalemşorlar değişimi bile özümseyememişti.
Sonra Doğru Yol Partisi… Refah Partisi…
Bizimkilerde yine derin bir şaşkınlık: “Halk neden böyle yaptı?..”
Bir günden bir güne “Biz neden böyle yapıyoruz?..” diye sormadılar.
Derken 28 Şubat süreci…
Çiftetelli medyasından büyük alkışlar…
Öyle mi? Peki o zaman buyurun AK Parti iktidarına!
Üstelik tek başına… Hayal ötesi!
“Muhtar bile olamaz” manşetleriyle hırpaladıkları Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık dönemi…
Yapılan tüm seçimleri ezici çoğunlukla kazanması…
Ve Çiftetelli medyasında derin bir şaşkınlık daha: “Halk neden böyle yaptı?..”
Nihayet halktan tümüyle umut kesip darbeye bel bağlamaları…
“Ergenekoncular”, “ulusalcılar” ve “Balyozcu”larla derin işbirliği…
27 Nisan “e-muhtıra”sını hararetle içsellemeler… Ancak iktidarın omurgalı duruşu karşısında bu vartanın atlatılması ve aynı sorunun gündeme oturması: “Halk neden böyle yaptı?..”
Halkın neden İnönü-Ecevit yerine Demirel’i, İsmet Paşa’nın eski Özel Kalem Müdürü Necdet Calp (12 Eylül müdahalesi sonrasında kurulmasına izin verilen birkaç partiden CHP’nin devamı olarak kurulan Halkçı Parti’nin Genel Başkanı) ya da emekli orgeneral Turgut Sunalp (12 Eylül darbesini gerçekleştiren darbeci generallerin kurdurduğu Milliyetçi Demokrasi Partisi Genel Başkanı) yerine Demirel’in eski arkadaşı Turgut Özal’ı tercih ettiğini bir türlü kavrayamadılar…
Oysa bunu kavramak son derece basitti…
Halk ideolojiye değil “hizmet”e oy veriyordu ve Çiftetelli medyası kalemşorlarının ideolojik nedenlerle tercih ettikleri sol partilerin Türkiye’de çakılı tek çivisi yoktu.
Cemil Meriç Hocam boşuna kayıt düşmemiş: “İdeoloji deli gömleğidir” diye.

Bu camia halkın verdiği mesajı okumamakta hâlâ direniyor…
Akıl almaz mazeretlerle konuyu geçiştirmeye çalışıyor…
Satır aralarında “Nankör millet” temasını işliyor.
Bir millet kendi kendisinin “nankör”ü olamayacağına göre…
Sakın asıl “nankör”, milletin parasıyla okuyup milleti aşağılayan Çiftetelli medyatörleri olmasın!

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT