İddianamenin şifresi

30.07.2008 05:05

Avni Özgürel

Nihayet açıklandı ve fal üzerine yorum yapmaktan kurtulduk. Savcının ‘Ergenekon’ derken neyi kastettiği, kimi neyle suçladığı artık belli. Geçmişte hayli hacimli ve iddialı çok iddianame ve yargılama sonunda o iddialarla mütenasip sonuç doğmadığını gördüğüm için ‘Vay be’ korosuna katılmak istemem. Ayrıca beş gündür gazetelerin yer verdiği şemalar, tablolar ve bunlara dayalı yorumlara aynı paralelde bir yenisini eklemenin zihin karıştırmaktan öte faydası olacağını sanmadığım için sizleri tahlil girdabına çekmek de istemiyorum.

Ancak iddianamenin dayandığı mantık dokusunun şifresi niteliğinde bazı hususlar var ki, bunların bilinmesi yararlı olur. Gazete makalesinin hacmi içinde bazısı hukuk/yargı tekniğiyle alakalı tuzakların hepsini anlatmam imkânsız. Ancak birine dikkatinizi çekmek istiyorum.

İddianamede sanık ya da tanık sıfatıyla anılan/anılmayan çok kişinin telefon dinleme kayıtlarından bölümler var. Bunlarda adı geçmeyen, hukukta ‘atf-ı cürm’ denilen nitelikte suç teşkil eden fiille ilişkili üst düzey kişi neredeyse kalmamış halde. İki kişi arasında geçen konuşmalardan birinde Başbakan’ın Ağar’a 60 milyon dolar para verdiği, bir başkasında Baykal’ın bir şirketten 5 milyon dolar para aldığı söyleniyor; diğerlerinde eski Cumhurbaşkanı Sezer’den Büyükanıt’a, Kıvıkoğlu’ndan, Bir’e hayli insan hakkında hakaret içeren konuşmalar yer alıyor. Bu konuşmaları yapanlar sıradan insanlar değil. Aralarında kendi komutanlarına demediklerini bırakmayan generaller, Alemadaroğlu vb. isimler var.

Soruşturma sırasında savcı ne Başbakan’ı çağırıp, Ağar’a para vermişsiniz doğru mu, diye sordu, ne Baykal’a hakkınızda böyle bir iddia var ne dersiniz diye. CHP liderinin rüşvet aldığı söylenen şirketin sahipleri ya da yöneticileri de sorgulanmadı. Keza ne hakaret içeren konuşmaları yapan insanlara sarf ettikleri sözlerin sebebinin sorulduğunu duyduk

ne de söz konusu hakaretlerin muhataplarına bu konuda bilgi verildiğini.

İlk bakışta savcının iddianamede bunlara yer vermiş olması manasız görünüyor. Zira ne bahsi geçen olaylarla ilgili bir soruşturma söz konusu, ne de telefonda başka kişiler hakkında ağıza alınmayacak laflar eden kişiler bu filleri dolayısıyla suçlanır durumda.

Durum böyle olduğu halde savcının bu yolu benimsemesinin sebebi ne olabilir diye düşündüğümüzde önümüzde iddianamenin ‘talep’ bölümünde sanıklar hakkında istenen cezalar dışında yazılı olamayan bir amaç bölümünün olduğu düşünülebilir.

Baykal değil miydi ‘Ben bu davanın avukatıyım’ diyen. Savcı ‘Buyurun Deniz Bey, vekili olduğunuzu söylediğiniz davada, hakkında soruşturma bulunan, polisin teknik takibine muhatap kişilerin hakkınızdaki düşünceleri...’ diyor. Ordu komutanları hakkındaki telefon konuşmalarını tek tek vermenin, keza eski Cumhurbaşkanı Sezer’le aynı safta göründüğü kişilerin hakkındaki düşüncelerini iletmenin bana göre tek bir manası var: ‘Ergenekon soruşturmasından huzursuz olduğunuzu, öfkelendiğinizi biliyoruz, ama korumaya çalıştığınız kişilerin hakkınızdaki düşüncelerini bilin ve sesinizi çıkarmayın, bu kişiler himayenizi hak etmiyor.’

Nitekim iddianame açıklanınca bu yaklaşımın savcılığın beklentisi doğrultusunda etki yaptığını görmemek imkânsız. Bu bakımdan iddianamenin yukarıda andığım dedikodu derlemeleri bölümünü amaçsız görmemek gerektiği kanısındayım.

Son olarak işaret etmek istediğim bir husus da ‘1 Numara’ diye anılan ve fiziki tarifi verilen kişi. Bu şahsın kimliğinin savcılıkça bilinmediğini düşünmek akla ziyan. Neden açıklanmadığı konusunda değişik yorumlar mümkün. Belki adı hiç açıklanmayacak. Belki etkili bir kişi olduğundan şüphe edilmeyecek şahsı, iddianameyle verilen mesajı anlayıp hareketsiz hale getirmek için seçildi bu yol.

RADİKAL

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim