1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. İçkale’nin Apoletli Zebanileri: JİTEM
İçkale’nin Apoletli Zebanileri: JİTEM

İçkale’nin Apoletli Zebanileri: JİTEM

Bu ne çirkin bir ‘kültür’ anlayışıdır ki insanları korumak bir tarafa hem katlediyor hem de katledilen insanların cesetlerine ulaşımı ‘koruma kurulu’ kararıyla engelliyor.

A+A-

Kenan ALPAY; Diyarbakır İçkale’de ortaya çıkarılan insan kafatasları ve kemiklerine kamuoyunun ilgisizliğinin nedenlerini sorup, cinayetlerin en üst emir vericilerinin hesap vermesi gerektiğini söylüyor:

İçkale’nin Apoletli Zebanileri: JİTEM

Türkiye’de bir meselenin kamuoyunun gündeme getirilişinde enteresan bir işleyiş var. Kamuoyu oluşturma veya oluşturtmama meselesini gayet örgütlü ve profesyonelce halleden resmi-gayrı resmi bir teamül sürüp gidiyor. Bunun binlerce örneği ilk elde hatırlanabilir elbet. Ama JİTEM’in bölgedeki en kritik merkezlerinden biri olan Diyarbakır İçkale/Saraykapı’da bulunan insan kafatasları ve kemiklerine yönelik ilginin düşüklüğü anlaşılabilir gibi değil.

İçkale uzun yıllardır sadece Diyarbakır’ın değil daha geniş bir bölge insanının adını duyduğunda tüylerinin ürperdiği bir işkence ve cinayet üssü olarak biliniyordu. İşkence ve cinayet şebekesi olarak bölge halkına korku salanlar kimdi? Hangi yetkiyle hareket ediyorlar ve yargılanıp cezalandırılmaktan korunuyorlardı? Sözü dolandırmaya hiç gerek yok. Birileri istediği kadar ‘derin devlet’ vs diye adressiz mektuplar yazsın. Malumu bölge halkı tek kelimeyle üstelik de epey bir zamandır korkusuzca ifade ediyor: JİTEM.

Uzun yıllar boyunca JİTEM Karargâhı olarak çalışan ve hemen yanında Adliye ve Cezaevi bulunan İçkale’den birkaç haftadır adeta cesetler fışkırıyor. Özel Yetkili Savcılık tarafından ‘gizlilik’ kararı verilen kazılarda yeni cesetlerin olup olmadığına dair araştırmalar sürüyor. Şimdiye kadar bulunan insan kafatasının 23 olduğu biliniyor. 

Adli Tıp bir-iki haftalık sürede kemikler üzerinde kimlere ait olduğu, ölümlerin nasıl gerçekleştiği ve hangi dönemden kaldığına dair raporları hazırlayabilecek bir donanıma sahipken ortada rapor filan yok. Yakınlarını kaybeden aileler daha geniş bir bölgede ve daha hızlı aramalar yapılmasını talep ediyor. Fakat Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu İçkale’ye teknik ekipman sokulmasına izin vermiyor.

Kanunla idame ettirilmek istenen bu ne çirkin bir ‘kültür’ anlayışıdır ki insanları korumak bir tarafa hem katlediyor hem de katledilen insanların cesetlerine ulaşımı ‘koruma kurulu’ kararıyla engelliyor. Ama hem gizlilik kararı alınıp arama yapılan bölgeye hiç kimsenin sokulmuyor oluşu, hem de Adli Tıp ve Hükümet’ten resmi bir açıklama yapılmıyor oluşu doğal olarak insanlardaki tedirginliği arttırıyor.

Daha geçen hafta Şırnak Güçlükonak’ta 1994’te köyleri Jandarma tarafından basılıp götürülen ve bir daha kendilerinden haber alınamayan 4 kişiden üçünün mezarına ulaşıldı. Hem de öyle ulaşıldı ki dudak uçuklatacak cinsten. Şöyle ki kaçırılıp infaz edilen insanlardan Beşir Başkök damatlığıyla gömüldüğü ‘çukurdan’ diğer komşularıyla beraber çıkarıldı.

Yazının devamı…

HABERE YORUM KAT