1. YAZARLAR

  2. Nasuhi Güngör

  3. İçimizdeki gizli ulusalcılık
Nasuhi Güngör

Nasuhi Güngör

Yazarın Tüm Yazıları >

İçimizdeki gizli ulusalcılık

A+A-

 

Suriye ya da benzeri herhangi bir başlık, fark etmiyor. Sonuçta bu coğrafyada bizi ilgilendiren

hangi konuyu ele alsak aynı sorunu yaşıyoruz. Türkiye’de okur yazarların sorunlara ilgisi yetersiz, ciddiyetsiz ve hatta neredeyse yok düzeyinde.

Bunun ne kadar önemli olduğunu özellikle Gezi operasyonunda hep birlikte gördük. Türkiye kadar iddialı bir ülkenin, entelektüel anlamda bu denli savunmasız olması hayret vericiydi.

Dünyanın herhangi bir yerinde farklı bir görüşün ifade edilmesi bir yana; neredeyse koro halinde Gezi olaylarını devrim olarak yansıtan yorum ve analizlerle karşı karşıya kaldık.

Bugün Suriye’ye yönelik bir uluslararası müdahaleyi tartışıyoruz. Esasen gerçekten tartışıp tartışmadığımız da hayli şüpheli. Hazır kıta bekleyen birtakım isimler ve onların her olaya uyguladığı belli kalıplar var. Bu kalıpların farklıymış gibi görünmesi kimseyi aldatmasın. Esasen bunlar fabrikasyon düşünceler ve gerçekle, gelecekle ve ufukla zerre kadar ilgisi yok.

***

Uluslararası müdahalelerin, sorunları çözmek bir yana daha da içinden çıkılmaz hale getirdiğini her vesileyle ifade ettim. Bir kez daha vurgulamış olayım. Bu durum, müdahaleye karar veren mekanizmaların açmazlarının ve taraflı tutumlarının yanı sıra, tamamen ‘güç’ merkezli olmasının bir sonucu. Neredeyse tüm uluslararası kurum ve mekanizmalar, ‘güç’ odaklı hareket ediyor ve yaptıkları her müdahale de işleri kaosa sürüklüyor.

Şu sıralarda çok bildik, çok tanıdık bazı koroların seslerinin tekrar yükseldiğini görüyoruz.

Bunlardan en tanıdık olanı, ‘Gördünüz mü dün Bosna’da olduğu gibi bugün de Suriye’de Müslümanları, yerden yere vurduğunuz Batı kurtarıyor’ korosu. Kayda değer olmaması bir yana, ahlaktan ve değerden yoksun bir tez bu.

Bir diğer koro ise son zamanların icadı. Olup bitenin tüm faturasını Türkiye’ye kesmeye meraklı, zalimleri ve diktatörleri sözüm ona istikrar ve güvenlik adına meşru saymaya, bölgesel dengelerin devamını kutsalmış gibi göstermeye çalışan bir koro bu.

Onlara göre bu dengeleri bozan aktörlerin başında Türkiye geliyor. Saddam kalsaydı, Esad’a dokunulmasaydı her şey yolunda gidecekti. Türkiye sırf iktidar ve güç hevesiyle hareket ederek dengeleri alt üst etti. Şimdi bunun faturasını ödemeye hazır olmalı!

***

İçimizdeki gizli ulusalcılığın ne kadar tehlikeli olduğuna dair birkaç yazı yazmayı planlıyordum.

Hazır konu buraya gelmişken bir başlangıç olsun. Bu ve benzeri görüşlerin tamamı ulusalcı palavralar ve onlar üzerine kurulmuş köhne binalar. Sahte, suni ve bölgenin dinamiklerinden uzak bu tezleri, özellikle de kendisini İslami kesimin kanaat önderi olarak gören veya görülen isimlerin savunması gerçekten hazin.

Mevcut hali, düzeni ve dengeleri savunan bir Ankara’nın, Şam’dan ya da Bağdat’tan ne farkı olurdu ki. Ankara’nın sorunu, tezlerinin yanlışlığı değil, bu tezlerin bizzat kendi içindeki okur yazarlar tarafından uğradığı ilgisizlik.

Çok mu önemli, ne yazık ki evet. Üniversitelerin, medyanın, strateji merkezlerinin birkaç küçük istisna dışında önemli sorunlara bu kadar ilgisiz, bu kadar aymaz ve vurdumduymaz olduğu bir ülkede, geleceğe doğru yürümek, oyun kurmak ve oyun bozmak hiç kolay değil.

Buna rağmen yürümek zorunda Türkiye. İçimizdeki gizli ulusalcılara ve onların saldığı korkuya rağmen.

STAR

YAZIYA YORUM KAT