1. YAZARLAR

  2. Ergun Babahan

  3. İç ve düşman kavramı yordu
Ergun Babahan

Ergun Babahan

Yazarın Tüm Yazıları >

İç ve düşman kavramı yordu

A+A-

Yıllardır iç siyasetimize ‘’düşman’’ kavramı damgasını vurdu.

Sürekli olarak iç ve düşmanlarla mücadele etmemiz istendi.

İç ve dış düşmanlar yüzünden tam bir demokrasiye geçenmeyeceğimiz iddia edildi.

‘’Biz İsviçre gibi bir konumda mıyız?’’ sorusu gündeme getirildi.

1960 Anayasası bu nedenle lüks kaldı.

Hak ve özgürlükler her fırsatta tırpanlandı.

İşkence, kötü muamele sıradanlaştı.

Düşmanı asmayıp besleyecek miydik yani?

Düşman askeri bir terim.

Düşman imha edilir.

Devlet, ne yazık ki, kendinden farklı düşünen herkese düşman gözüyle baktığı, sivil siyaset alternatifi bir söylem geliştirmediği için, düşmanın imhası gerekti.

Onun için solcular yıllarca işkenceden geçti, yargısız infaza tabii tutuldu, cezaevlerinde çürütüldü.

Cumhuriyet tarihimiz aynı zamanda yazanın, çizenin, düşünenin cezalandırılma tarihi oldu.

Öyle ki cezaevinden geçmeyen yazarımız olmadı.

Kürt sorununa da sadece düşman gözlüğüyle bakıldığı için, 20 küsur yılda çoğunluğu Kürt 40 bin ölü verdik.

Düşman kavramı aynı zamanda paranoyaya neden oldu.

Düşmanın işbirlikçileri kavramı türetildi.

Kurtuluş Savaşı söylemleri 2000’lere kadar taşındı.

Mustafa Kemal’in işgal döneminde kullandığı kavramlar çok partili hayata taşındı.

Siyasette düşmanlar olmaz, rakipler, yarışan fikirler olur.

Rakip imha edilmez, sandıkta yenilir.

Hukuk sistemini sağlamlaştırmış, kendine güvenen bir toplum, sürekli bir hayali düşmanın peşinde koşarak enerjisini kaybetmez.

70 milyon olmuş, kişi başı milli gelir hesap usulüne göre 10 bin dolara merdiven dayanmış bir ülkede, öcüler bu kadar hakim olmaz, olmamalı.

Bu atmosferde siyasetin dilini tamamiyle askerin belirlemesi etkili oldu elbette.

Bugün doğru olan askerin siyaset alanından tamamen çekilmesi.

Bildirisiyle, açıklamalarıyla, e-bildirileriyle.

Türkiye ergenlik çağını aştı, olgun bir yetişkin oldu.

Çocuklar öcüyle korkutulur, yetişkinler değil.

Cadılar, bizi kapının önünden kaçıracak, ham yapacak kötüler hikayesini geride bırakalı epey oldu.

Masalcı abiler, bu öcüleri anlatmaya devam ettikçe alay konusu olabilirler.

Bırakın siyasetin dili hakim olsun, iç düşmanlarla bizi yormayın artık.

Soul Kitchen

Tam bir Avrupa sineması ‘’Soul Kitchen.’’

1960’larda Anadolu’dan, Balkanlar’dan misafir işçi olarak gidip Almanya’da kalanların ikinci, üçüncü nesillerinin öyküsü bu.

Bir mozaiğin hikayesini anlatmış Akın.

Bulunduğu yerden mutlu olmayan, yırtmaya çalışanların hikayesi aynı zamanda.

Bildiğimiz filmlerinden farklı ama insan keyif ve huzur veren, neşeli bir film.

Soğuk bir kış gecesinde insanın içini ısıtmak için birebir.

Çıkarsa müzik albümünü de kaçırmayın derim ben.

STAR

YAZIYA YORUM KAT