1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. İbrahim (a.s.)’ın mirasına sahip çıkmak
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

İbrahim (a.s.)’ın mirasına sahip çıkmak

A+A-

İçinde bulunduğumuz günlerin Hz. İbrahim (a.s.) ile yakından ilgisinin olduğunu biliyoruz. Kurban onun Allah’ın emrine itirazsız teslimiyeti, hac da onun başlattığı meşa’irin sürdürülmesidir.

İbrahim (a.s.)’ın dini: Peygamberler silsilesi içinde özel yeri olan ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in de soyunun kendisine dayandığı İbrahim (a.s.)’ın dini hanif tevhid dini yani İslâm’dır. “İbrahim ne bir yahudi ne de bir hıristiyandı. Ancak o dosdoğru çizgideki bir Müslümandı. O, müşriklerden de değildi.” (Ali İmran, 3/67) “(Kitap ehli) "yahudi veya hıristiyan olun doğru yolu bulursunuz" dediler. De ki: "Aksine, biz ancak İbrahim'in dini olan dosdoğru dine uyarız. O, ortak koşanlardan değildi." (Bakara, 2/135) Bu itibarla Hz. Muhammed (s.a.s.)’in çağrısına uyanlar aynı zamanda İbrahim (a.s.)’ın dinini sürdürenlerdir. Onun dininden yüz çevirenler ise kendilerini aşağılığa düşürenlerdir. “Kendini aşağılığa düşürenden başka kim İbrahim'in dininden yüz çevirir? Biz onu dünyada seçtik. O, ahirette de salihlerdendir.” (Bakara, 2/130) Onun çizgisini en güzel şekilde sürdürenler kendine uyanlar, Hz. Muhammed (s.a.s.) ve ona iman edenlerdir. “Şüphesiz insanların İbrahim'e en yakın olanları ona uyanlar, bu peygamber ve iman edenlerdir. Allah da iman edenlerin dostudur.” (Ali İmran, 3/68)

İbrahim (a.s.)’ın duruşu: Onun örnek mücadelesinde küfre ve şirke karşı dik duruşu, tevhid bayrağını korkusuzca kaldırıp, Allah’a tam bir teslimiyetle teslim olmayı görürüz. Şirkin öncülüğünü yapan kişi kendisine en yakın ve ona dünyada geniş imkânlar sağlayacak biri olsa da yine hakkı haykırmaktan çekinmemiştir. “Bir zamanlar İbrahim babası Azer'e: "Sen putları kendine ilah mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve toplumunu açık bir sapıklık üzere görüyorum" demişti.” (Enam, 6/74) “Hani o babasına şöyle demişti: "Ey babacığım! Duymayan, görmeyen ve senden bir şeyi gidermeyen şeylere niçin tapıyorsun?” (Meryem, 19/42)

Bugün bizim de İbrahim (a.s.)’ın duruşu gibi bir duruşa ve aynı cesaretle hakkı haykırmaya ihtiyacımız var.

İbrahim (a.s.)’ın duası: O dik duruşlu ve açık tavırlı olmakla beraber yufka yürekli ve çok merhametliydi. “Doğrusu İbrahim çok yumuşak huylu, çok içli ve kendini Allah'a vermiş biriydi.” (Hud, 11/75) Bu özelliğinden dolayı şirkte ısrar eden babası için bile mağfiret dilemişti. Fakat bu dileği şirkte ısrarına rağmen mağfiret edilmesini değil, bu sapık yoldan kurtulmasını arzulaması sebebiyleydi. Ayrıca onun için mağfiret dileyeceği sözü vermişti ve sözünü yerine getirmişti. “İbrahim'in babası için mağfiret dilemesi sadece ona vermiş olduğu bir sözden dolayıydı. Ancak onun Allah'a düşman olduğu kendisine belli olunca artık ondan uzak durdu. Şüphesiz İbrahim çok dua ve niyazda bulunan, yumuşak huylu biriydi.” (Tevbe, 9/114)

Buradan çıkaracağımız önemli bir husus var. Eğer Allah bir kimseyi küfrüne ve şirkine rağmen affedecek olsaydı kendine halil (dost) edindiği İbrahim (a.s.)’ın babasını affederdi. Ama bu gerçekleşmemiş ve İbrahim (a.s.) da babasının Allah düşmanı olduğunu kesin bir şekilde öğrenince artık onun için mağfiret dilemeye son vermiştir. Biz de bu konuda onu örnek edinmeliyiz ve Allah’a dost olmak isteyenler O’nun düşmanlarını kendilerine asla dost edinmemelidirler. Bize dünyanın en iyi nimetlerini kazandırsalar da Allah düşmanı olanların kesin durumları ortaya çıktıktan sonra onlara karşı tavrımız da kesin olmalı.

İbrahim (a.s.)’ın ayrıca birçok örnek duası mevcuttur. Bunların içinde harem belde için ve bu beldeyi ziyarete gelenler için yaptığı dua da vardır.

İbrahim (a.s.)’ın mirası: Onun mirası dünya malı ve serveti değildir. Tevhid dini, bu dinin meşa’irinin yerine getirildiği işaret noktaları, mabedler ve mekânlardır. Bunların bir kısmı bereketlendirilmiş belde olan Kudüs civarında, bir kısmı da harem belde Mekke’dedir. Kudüs’ün hemen güneyindeki şehir İsa (a.s.)’ın doğum yeri olması sebebiyle Beytlahm (Kundak Evi), onun güneyindeki şehir de Allah dostu İbrahim (a.s.)’ın kaldığı ve mirasını bıraktığı şehir olması hasebiyle el-Halil diye adlandırılır. Ama ne yazık ki bugün her ikisi de Siyonist azgınların işgali altında olmaktan, İbrahim (a.s.)’ın hanif dininin bayrağını taşıdıklarını söyleyenlerin ihmallerine maruz kalmaktan dolayı acı çekmektedir. İbrahim (a.s.)’ın sünneti üzere kesilecek kurbanlar hazırlanırken, onun teslimiyetiyle ilgili vaazlar verilirken Siyonist azgınlar el-Halil’de camilere baskınlar düzenliyor, evleri ateşe veriyorlardı. Bu durumda İbrahim (a.s.)’ın mirasına hakkıyla sahip çıktığımızı söyleyebilir miyiz?

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT