1. YAZARLAR

  2. Ahmet Kurucan

  3. Hz. Peygamber (sas) ve vergi memuru?
Ahmet Kurucan

Ahmet Kurucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Hz. Peygamber (sas) ve vergi memuru?

A+A-

Emeviler döneminin ittifakla en adaletli halifesi Ömer b. Abdülaziz zamanında cereyan eden şu vak'a İslam tarihinde çok meşhurdur. Herkesin bildiği gibi İslam dinini kabul veya redde esas olan ferdi iradedir.

Fert hiçbir baskı ve zorlamaya maruz kalmadan, özgür iradesi ile dini kabul eder veya reddeder. Üçüncü bir şık yoktur. Kur'an'ın genel manada düşünce, özelde de din ve vicdan hürriyeti kapsamında ele alabileceğimiz birçok ayeti bunu emretmektedir. Efendimiz'in (sas) uygulamaları aynı istikamettedir.

Medine şehir site devleti örneğinden hareketle ifade edecek olursak gayrimüslim kategorisine giren insanlar, kendi din veya inançsızlıklarında sabit kalıp Müslümanlarla aynı devlet çatısı altında yaşamayı kabullenememişler ve bunlar sosyal statü ve vergilendirmede ayrı kurallara tabi olmuşlardır. Kendilerinin de kabullendikleri toplumsal statüleri itibarıyla bunlara verilen isim zimmi, alınan verginin adı da cizyedir. Zimmiler özgür iradeleri ile İslam'ı tercih ederlerse itikadi bağlamda Müslüman oldukları gibi, devlet vatandaş ilişkisi itibarıyla da mazisine bakılmaksızın tıpkı ilk Müslümanlar gibi muameleye tabi tutulurlar.

Efendimiz (sas) ve dört halife döneminde bu şekliyle uygulanan söz konusu kurallar, Emeviler döneminde kesintiye uğramıştır. Erken dönemlerde bazı Emevi halifeleri, İslam'ı tercih eden zimmilerin çokluğundan dolayı cizye/vergi gelirlerinde azalma olduğunu veya olacağı düşüncesiyle Araplar dışında Müslüman olan zimmilere tam Müslüman statüsü yerine Mevali adı verilen bir statü vermişler ve bunlardan cizye almaya devam etmişlerdir.

Burada yapılan iki yanlış vardır. Bunlardan birincisi ırkçı anlayışın geriye dönüşüdür. Halbuki bu anlayış Kur'an ve sünnetin yüzlerce beyanı ile yasaklanmış cahiliye fikriyatıdır. Evet, neden müşrik ve kafir Arap kabilelerinden birisi Müslüman olunca, ona tam Müslüman statüsü tanınıyor, Arap olmayan milletlerden din değiştiren kişiler için ayrı bir statü öngörülüyor, icad ediliyor?

Buna isimlendirme ya da gelmiş olduğu etnik köken itibarıyla devletin vatandaşını tanıması diye cevap verilebilir. Bir başka anlatımla, günümüzde doğum sertifikalarında, nüfus cüzdanı veya pasaportlarda bulunan etnik kimlik hanesi ile izah edilebilir. Bence bu yaklaşım kabul edilebilir bir açıklama ama tatmin edici değil. Kabul edilebilir; çünkü gerçekten devletin sınırlarının her geçen gün büyüdüğü bir ortamda, devlet idaresine ait elbette yeni düzenlemelerin getirilmesi şarttır. Belki de bu onlardan biridir.

Ama tatmin edici değil; çünkü Mevali statüsü verilen bu yeni Müslümanlardan, gayrimüslim dönemlerinde olduğu gibi vergi alınmaya devam edilmektedir. İşte hem ırkçılık bağlamında cahiliye anlayışına geriye dönüşü ihtiva eden, hem de vergilendirme ekseninde adalet anlayışını yansıtmayan bu çarpık yaklaşımın farkında olan Ömer b. Abdülaziz halife olur olmaz Mevali adı verilen Arap ırkına mensup olmayan Müslümanlardan cizye vergisini kaldırmıştır.

Bundan sonra ne olmuştur? Kaynakların verdiği bilgilere dayanarak Mevaliler ile devlet arasında yeniden bir güven tesisi sağlanmış ama devletin vergi gelirlerinde gözle görülür bir azalma meydana gelmiştir. Bu durum karşısında birçok vali devlet başkanı Ömer. B. Abdülaziz'e mektup yazarak şikâyetlerini iletmiş, eski uygulamaya geri dönülmesi gerektiği konusunda düşüncelerini belirtmişlerdir. Halifenin bunlara verdiği tarihî bir cevap vardır ki bu cevap günümüze de büyük ölçüde ışık tutmaktadır. Şöyle der Ömer b. Abdülaziz: "Allah, Hz. Muhammed'i (sas) İslam'a davet edici olarak gönderdi, vergi tahsildarı ve memuru olarak göndermedi."

Bu söz günümüze ışık tutuyor dedim, bilmem anlaşıldı mı?

 ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT