Hz. İbrahim’in Kırdığı Putların Yerine Yenilerini Koymamak..

17.10.2013 17:17
Hz. İbrahim’in Kırdığı Putların Yerine Yenilerini Koymamak..
Kurban etrafında asırlar içinde her topluma göre değişik şekiller alarak gelişmiş-yığışmış bulunan diğer örf ve gelenekler eğer bu İbrahîmî imtihanın esasını unutturmuşsa, kendimizi bir daha hesaba çekmek zorundayızdır, herhalde..

Selahaddin E. Çakırgil

Hz. İbrahim’in Kırdığı Putların Yerine Yenilerini Koymamak..

Herhangi bir resim, heykel, şekil veya kavram put değildir. Put ancak, kendisinde hayatı varetmek, yoketmek, yaratmak, tanzim etmek gibi güçleri olduğuna inanılan / inandırılan,  bunun için de dokunulmaz, kutsal sayılan, kutsallaştırılan ve ‘vehmolunan güçleri karşısında ubûdiyet edercesine kayıdsız-şartsız teslim olunan, başeğilen’  her türlü şekil, resim, heykel gibi cismanî-maddî varlıklar veya gayrî maddî mefhum / kavramlardır.

İnsan, fıtratı- yaradılışı itibariyle, yemeye, içmeye ne kadar muhtac ise, inanmaya da o kadar muhtacdır. Bu inancın inanma ihtiyacının çarpıtılmasının, saptırılmasının kaçınılmaz sonuçlarından birisi de putlaştırmadır. İnsan hiç bir şey bulamadığında, daha da olmazsa, kendi nefsine tapar, kendisini putlaştırır, Nemrud, Fir’avun ve benzerleri ve onların çağımızdaki nice örneklerinde olduğu gibi..

Bunun içindir ki, şair (Âsaf Halet Çelebi),

‘İbrahîm,/ İçimdeki putları devir,/ Elindeki baltayla!..’ dedikten hemen sonra,  bir soruyu da gündeme getirmekten kendisini alamaz ve ‘Kırılan putların yerine, / Yenilerini koyan kim?’ der..

Evet, etrafımıza ve kendimize bir bakalım; putlara ve putçuluğa karşı olduğumuzu söylediğimiz halde, bilerek veya farkına olmaksızın âdetâ putlaştırdığımız bir takım kişiler ya da sevmekte sınır tanımaz derecede bağlandığımız evlâd-u iyâlimiz, eğilim ve ideolojilerimiz, makamlarımız, maddî zenginliklerimiz ve hattâ bizi diğer insanlardan daha üstün bir konuma yükselttiğini zannettiğimiz unvanlarımız var mı, yok mu?

*

Putçuluk eğilimi, ona mubtelâ olan kişiyi en hafifinden, şirk’e sürükler, müşrik durumuna düşürür.  Bunun için, Peygamberlerin en aslî rol ve fonksiyonu, her şeyden önce insanlığa, tevhid inancını, Lailaheillallah / Allah’dan gayri ilah yoktur..’  mânasını tebliğ ve telkın etmektir. Çünkü, bu, bir bakıma, bir ‘kurtuluş ve özgürlük manifestosu’dur. Nitekim, bir hadis-i nebevî rivayetinde bildirildiği üzere, ‘Qûlû, lailaheillallah, tuflihû!..’ / ‘Allah’dan gayri ilah yoktur, deyiniz, kurtulunuz!..’  denilmektedir. Çünkü, insan, Allah’dan gayri bir ilah veya ilahlar edindiği takdirde, cismanî hayatını şu veya bu şekilde yine yaşayabilir, bir çok maddî  imkanlar elde edebilir, ama, insanlığını, insanca yaşamak hak, vazife ve haysiyetini yitirir.. Bu bakımdan, her ilahî Peygamber, tabiî olarak, put karşıtıdır ve put kırıcıdır; ama, putları nasıl kırdığı vahy-i ilahîde mufassal olarak anlatıldığı için, Hz. İbrahîm, putkıranların pîri olarak nitelenen bir Peygamberdir.

Hatırlayalım, Hz. İbrahîm Khalîl-ur’Rahman, mâbeddeki putların -en büyüğü hariç-, herbirisini elindeki baltayıyla kırmış ve sonunda, baltasını da, dokunmadığı en büyük putun boynuna asmıştı. Bu putların kırılması karşısında, musîbetlere, felaketlere dûçâr olacaklarının korku ve dehşeti içinde olan putperestler bu sahne karşısında, bu eylemi kimin yaptığını  belirlemeye çalışmışlar ve bunun üzerine, Hz. İbrahîm de onlara, ‘Balta boynunda olduğuna göre, bu işi o en büyük put yapmıştır..’ diyor; onu  dinleyenler ise, ‘böyle bir şeyin olamıyacağını, çünkü onun şuûr ve idraki olmayan cansız bir nesne olduğunu’ söyleyerek, gerçekte taptıklarının ne kadar şuûrsuz, idraksiz bir nesne olduğunu kendilerinin de bildiklerini, ama, yine de ona tapındıklarını zımnen itiraf ederken, gerçekte, komik ve saçma bir konuma düştüklerini de ortaya koyuyorlardı..

Bu bakımdan, put ve putperestlik karşıtlığı hassasiyeti, özü itibariyle bütün ilahî dinlerde vardı. Ama, insanların putlaştırma eğilimleri de onların fıtratında bir tehlike olarak daima pusuda beklemekte ve ilahî dinlerin bazı bağlıları da, tarih boyunca, bu putperestlik eğiliminden kurtulmak için tetikte bulunmuşlar ve hattâ bazıları bu yüzden, aslında bir hâtırâ vesilesi olarak bulundurulan ve korunan cisimlere, resim veya heykellere bile, putperestliğe yol açabileceği ihtimaliyle karşı çıkmışlardır.

Nitekim, macar kavminden bir gayrimuslim iken, Osmanlı’nın devşirme ocaklarında yetiştirilmiş ve müslüman olmuş ve parlak zekâsıyla dikkatleri çektiğinden, sonunda, Sultan Suleyman’ın kızkardeşi Hadice Sultan’la evlendirilen ve dahası, sadrâzamlığına kadar da gelen ve bunun için Makbûl (daha sonra ise, öldürüldüğü için, maktul) diye anılan sadrâzam İbrahîm Paşa, kendi doğduğu topraklar olan Macar diyarına ordusuyla gelip, Budapeşte’deki bir takım heykelleri getirip, İstanbul’da (bugün Sultan Ahmed Camiinin bulunduğu) Atmeydanı’na diktirdiğinde, halk arasında bir hoşnudsuzluk belirmiş, bunun bir putçuluk eğilimi olduğu düşünülmüştü.

Yazının Devamı…

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim