1. HABERLER

  2. İSLAM DÜŞÜNCESİ

  3. Hz. Âdem’e Öğretilen İsimler Üzerine...
Hz. Âdem’e Öğretilen İsimler Üzerine...

Hz. Âdem’e Öğretilen İsimler Üzerine...

İsimleri ya da müsemmaları bilme düzeyinde bir ilme sahip olma Âdem’i meleklerden üstün kılan bir özellikmiş. Peki, bu isimler ya da müsemmalar nedir?

06 Ocak 2019 Pazar 17:21A+A-

Faruk Beşer, Yeni Şafak gazetesindeki yazısında Hz. Adem’e öğretilen isimler konusunu değerlendirmiş:


İsim vermenin adabına dair bir şeyler yazmayı düşünürken bunun Hz. Âdem’e isimlerin öğretilmesi meselesi ile başlatılması gereğini anladım. Gerçekten de isim ve isim verme sıradan bir olay değil. Mesela biz her namazda okuduğumuz Sübhaneke’de Allah’ı tespih ederken ‘ismin ne yücedir Allah’ım’ diyoruz. O’nun ismi yüce bir varlığın ismi olduğu için mi yücedir, yoksa ismi de bizatihi yüce midir? Mesela ilk inen ayette de ‘Rabbinin ismiyle oku’ buyruluyor. Kuranıkerim’de ‘Allah’ı zikret’ buyrulmasının yanında, ‘Rabbinin ismini zikret’, ‘Rabbinin ismini tespih et’ gibi ayetler de var. Biz bir işe başlarken Allah’la değil de, ‘bismillah’ diye Allah’ın ismiyle başlıyorum deriz. O halde ismin bile başlı başına bir değeri var.

Bu durum müfessirleri, kelamcıları düşündürmüş ve isimle müsemma/ismin konusu aynı şey midir tartışmaları yapmışlar. Mesela Razi, Bakara 31. Ayeti'nin tefsirinde bu tartışmaları uzun uzadıya anlatır ve sonunda isimle müsemmanın aynı şey olmadığı kanaatine varır. Galiba doğru olan da budur, ancak yine de isimle müsemma arasında inkâr edilemez bir alakanın olduğu da açıktır.

İsim vermenin fıkıh ve edep/ahlak tarafına geçmeden önce, Âdem’e öğretilen isimler konusuna değinme lüzumu hâsıl oldu dedik.

Allah meleklere yeryüzünde bir halife yaratacağını söyleyince onlar bunu yadırgamış ve ‘kan dökecek birisini mi yaratacaksın?’ diye şaşkınlıklarını dile getirmişlerdi. Bunun ne anlama geldiği de ayrıca yazılmaya değer. Allah da onlara, kendisinin onların bilmediklerini de bildiğini söyledikten sonra buyurdu ki, ‘Allah Âdem’e isimlerin tamamını öğretti, sonra da onları meleklere gösterip, doğru söylüyorsanız hadi şunların isimlerinden bana bilgi verin bakayım, dedi’ (Bakara 31). Dikkat edilirse burada da isimle müsemma birbiri yerine kullanılmıştır. İsimleri öğretti, sonra da bu isimlerden değil, şunların isimlerinden bana bilgi verin, buyurdu. O halde ‘şunların’ buyurduğu şeyler isimlerin kendisi değil, konuları olmalıdır.

Ama biz haddimiz olmadığı için bu uzun tartışmalara girmeyelim, sadece şunu söyleyelim: Allah (cc), meleklerin Âdem’e (as) secde etmesini istediği bir sadette, ona bütün isimlerin öğretilmiş olması özelliğini üstünlük sebebi olarak gösteriyor. Demek ki, isimleri ya da müsemmaları bilme düzeyinde bir ilme sahip olma Âdem’i meleklerden üstün kılan bir özellikmiş. Peki, bu isimler ya da müsemmalar nedir?

Bunun cevabı açık değildir. Dolayısıyla bu ayet müteşabih bir ayettir. Anlamı için kesin bir şey söylenemez. Ama tevil ve tahminlerde bulunulabilir. Mesela:

Âdem’e öğretilen isimlerin, dünyanın başından sonuna kadar insanoğlunun her bir nesneye verdiği ve vereceği isimler olduğunu söyleyenler bile vardır ki, bu çok anlamlı değildir. O halde bu, ya Âdem’in, yani insanoğlunun eşyaya isim verme yeteneğidir, çünkü bilgi/ilim isimlendirme ile başlar. Bunun anlamsız olduğu söylenemez. Ama bu durumda da akla şöyle bir soru gelir: Allah’ın Âdem’e verdiği bu yeteneği meleklere göstermesi anlamlı olabilir mi? Yani bu cevapta da zihni tırmalayan bir yön vardır.

Ya da bu öğretilen isimler, cinsler ve neviler gibi küllîlerin/tümellerin isimleri olabilir. Her bir cinsin bir âlem olduğunu düşünürsek, o zaman Allah âdeme âlemlerin isimlerini öğretmiş, meleklere de isimlerini söylemeleri için bu âlemleri göstermiş olur. Bu daha makuldür. Çünkü Allah sözü edilen ayette o müsemmaya akıllılar için kullanılan zamiri (hüm) kullanmış, âlem kelimesinin çoğulunu da Kuranıkerim’de hep yine akıllılar kipinde olmak üzere ‘âlemîn’ olarak vermiştir.

Ya da Allah Âdem’e kendi isimlerinin/esmasının eşyadaki tecellilerini, yani her bir şeyin her bir özelliğinin O’nun hangi isminin tecellisi olduğunu göstermiş, meleklere de bunu sormuş olabilir. Çünkü Allah’ın isimleri aslında O’nun fiillerinin ismidir. O halde her bir ismiyle hangi fiiller oluştuğunu, Âdem’e hangi şeyin kendisinin hangi fiilinin sonucu olduğunu öğretmiş olabilir. Zaten Allah Âdem’e isimleri öğretmiş, meleklere ise isimlerden değil onların müsemmalarından haber vermelerini istemiştir. Bize en makul gelen açıklama budur.

Bir başka ihtimal, Allah’ın Âdem’e kendi zamanında, sadece kendisine lazım olacak olan eşyanın isimlerini öğretmiş olmasıdır. Bu da makuldür, ama Âdem’in üstünlüğünü sağlayacak bir özellik olarak zikre değmez gibi görünür.

Her ne olursa olsun isim meselesi önemlidir ve gelecek yazımızda bunun adabından söz etmemize değer.

 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum