1. YAZARLAR

  2. Kudret Köseoğlu

  3. Hürriyet, Ahmet Hakan’ı nasıl deşifre etti
Kudret Köseoğlu

Kudret Köseoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Hürriyet, Ahmet Hakan’ı nasıl deşifre etti

A+A-

Kullanılan elemanlar, işleri bittikten sonra deşifre edilirler.

Bu işleme, jargonda kısaca ‘satış’ denir.

Hürriyet gazetesi, işte böyle bir ‘satış’ olayına imza attı dün... Eski mahallesini kap kaçağına varıncaya kadar sattırdıktan sonra, Ahmet Arsan’ı satışa getirdi.

Bilmeyenler için olayı kısaca özetleyelim;

Bundan aylar önce bir gün Ertuğrul Özkök, Hürriyet’in Pazar ekinde yazacak yeni bir yazarı takdim etti.

Bu yazarı, Ahmet Hakan ve Nuray Mert’le birlikte icat ettiklerini de açık açık yazdı.

Adını da ‘Hergele’ koydu...

Bunun üzerine medya alemini bir merak sardı; kimdi acep bu hergele yazar?

Kod adı, Ahmet Arsan’dı ve takma isimle daha evvel Gerçek Hayat’ta da yazılar kaleme almıştı.

Tanıklar, gerçek kimliğini

teşhis etmekte zorlanmadılar.

Fakat Ahmet Hakan, ısrarla Ahmet Arsan’ın kendisi olduğunu inkâr etti.

Ve gün geldi, Hürriyet gazetesi, Ahmet Hakan’ı açığa düşürdü.

Basit bir hareketle, kolayca Ahmet Arsan’ın ‘gerçek hayat’ kimliğini ifşa etti.

Ne derler; olursan ifşaatçı, bir gün ederler seni de ifşa!...

Şimdi de bu satış olayının nasıl geliştiğine bakalım:

Haberi ilk, ‘Gazeteciler.com’ adlı internet sitesi yakaladı.

 Kısa bir süre önce internet medyasına hızlı bir giriş yapan ‘sivilmedya.com’ da, eksik kalan parçayı tamamladı.

‘Ahmet Hakan tamam da, Nuray Mert bu işin neresinde?’ diye soran site, Ahmet Arsan’ın dünkü yazısında Mert’in parmak izlerini ortaya çıkardı.

Mert’i tanıyanların dikkatinden kaçmayacak kadar bariz bir hata yapmıştı çünkü.

Kullanılan dil, kelimeler ve anlatım biçimi bas bas bağırıyordu hangi kalemden çıktığını...

İşte ‘sivilmedya.com’un gözünden kaçmayan o yazı ve analiz: “Ahmet Arslan bir değil birkaç kalemin ortak hazırladıkları bir saldırı köşesi. Ekibin başını Ahmet Hakan’ın arkadaşı Nuray Mert çekiyor. ”

Hamiş: Gazetede Ahmet Arsan, sitede Ahmet

Hakan oldu.

Tahmin edebileceğiniz gibi ‘hürriyet.com.tr’de deşifre edilen Ahmet Hakan, ortalığı ayağa kaldırdı. Pazar ekinde Ahmet Arsan kod adıyla yayınlanan yazısı, internette kendi ismi ve resmiyle verilmişti.

Hürriyet, apar topar internette Ahmet Hakan adını tekrar örttü, yerine yine o hergelenin kod adını koydu.

Lakin iş işten geçmişti bir kere...

Bu şok gelişme üzerine, “Hürriyet sitcom’da neler oluyor böyle?”diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Sormayın, bir film dönüyor ama durun bakalım çok yakında anlarız.

Siz rahat olun, kardeşiniz Kudret, söz veriyor;

İki eli kanda da olsa, bu işin peşini bırakmamakta kararlı...

Takibe devam...

 

İkitelli’de out-in

Out: “28 Şubat gerekliydi” demek...

İn: “12 sene evvel yanıldık. 28 Şubat yanlışmış ama 28 Şubat’un mazlumları, bugün zalim oldu” demek...

Out: ‘Kafes Eylem Planı’ haberini sümenaltı etmek...

İn: Kafes Eylem Planı’nı ‘nihayet’ manşete taşımak...

Out: Sedat Ergin...

İn: Tayfun Devecioğlu...

Out: Kolonya imalathanesi...

İn: Oto tamir atölyesi...

Out: TRT-6

İn: TRT-Türk

 

İkitelli medyasında bayram sabahı...

Sizin için İkitelli medyasında

bayram sabahının yazı işleri toplantısında konuşulanlara kulak kabarttım bu kez... Hepinize iyi bayramlar...

Genel yayın yönetmeni: Arkadaşlar, bu bayram yine bol kan göstermeliyiz, “Ortalık kan gölüne döndü. Bayram değil katliam” demeliyiz, foto muhabiri arkadaşlara talimat verdim, psikopat kasapları bulun, yoksa yaratın, bana ‘kanlı’ fotoğrafları getirin diye... Geldi mi?

-Geldi efendim. Buyrun...

-Hmm... yeterli değil, yeterli değil... “Boğaz kan gölüne döndü” de demeliyiz, öyle bir fotoğraf karesi lazım...

-Tamam ayarlayalım efendim. Emrettiğiniz gibi “Nerde o eski bayramlar, eskiden alkollü likör içilirdi, şimdi muhafazakarlaştık” haberlerini de koyduk... Eski İstanbullularla konuşmuş gibi haber hazırladık...

-Harika. Bu temayı birkaç köşe yazısıyla beslememiz lazım. Konuyu “Mahalle Baskısı”na getirelim. Şerif Mardin’den demeç alalım...

-Efendim, artık Şerif Hoca bize demeç vermiyor. “Dediklerimi istismar ediyorsunuz” diyor...

-O zaman Şerif Mardin’e bu ‘mahalle baskısı’ bombasını patlattıran bizim sabah şekerinden demeç alın. O tam istediğimiz gibi konuşur. Bilimsel gibi konuşsun. Selamımı iletin...

-Efendim, eskiden bu bayrama “Şeker Bayramı” denirdi, şimdi “Kurban Bayramı” deniyor diye haberler de yapalım mı? Yine “mahalle baskısı” deriz...

-E benim tiki kızım “Ramazan Bayramı” olunca o haberleri yapacaksınız, yine mi karıştırdın...

-Özür dilerim efendim. O zaman “Bu sene de Kurban’la Hac aynı zamana denk geldi. Hacılar Abu Dabi’de lüks otellerde sözde ibadet ettiler” diye bir haber yapalım mı?

-Ne Abu Dabi’si kızım... İşte bu yüzden inanç editörü alalım diyorum. N’oldu o mesele, bulamadınız mı birini hâlâ?

-Efendim gelenler bir gün bile dayanamıyor... “İnandığım değerlerle sürekli alay edilen bu ortamda çalışamam” deyip ayrılıyorlar... İnançsız bir inanç editörü bulmamız lazım...

-Ah şu bizim itirafçı gibi bir tane daha bulamadım yahu, hakikaten kıymetini bilmem lazım. Neyse arkadaşlar, toplantı bitmiştir...

STAR

YAZIYA YORUM KAT