1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. HSYK, önce ‘disiplin’i halletsin!
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

HSYK, önce ‘disiplin’i halletsin!

A+A-

Ankara Barosu Başkanı Ahsen Coşar, pazartesi günü başlayacak olan Uluslararası Hukuk Kurultayı ile ilgili olarak dün basın toplantısı düzenlemiş ve şöyle demiş: “150-160 kişilik bir yüksek yargı organında 33 üyeliğin boş olması, oradaki çalışmaları etkiler!”

Şimdi soru şu:

İşlerin yavaş yürümesi mi daha anormal bir durumdur?

Yoksa, meslekten ihraç edilmesi gerekecek kadar ağır isnatlar altındaki bir kişinin mahkeme başkanı sıfatı ile karar vermeye devam etmesi mi?

Yine, meslekten kesin ihracı istenen bir savcının göreve devam edip, şu olay hakkında, bu olay hakkında olumlu olumsuz talepte bulunması mı?

İşler yavaş yürüyor ise, hakkınıza biraz geç kavuşursunuz. 10 gün sonra da olsa, kararınızı alırsınız. Kararın adaletine, doğruluğuna, haklılığına bir şüphe duymazsınız.

Sadece 10 gün gecikmiş olursunuz. Bilemediniz 1 ay gecikmiş olursunuz.

Ama ya “meslekten ihracı gereken bir kişinin önünde, dosyanız varsa?”

Evet bu durumda hakkınıza geç ulaşma değil, hakkınıza ulaşıp ulaşamamanız bile tehlikede demektir.

Çünkü, meslekten ihracı istenen hakim veya savcının, sizin hakkınızda vereceği kararın adil olmasını beklemeniz, abesle iştigalden başka bir şey değildir.

Kimbilir, belki de muhatap hakim/savcı, “nasıl olsa meslekten ihraç edileceğim, birkaç yanlış karar daha versem, ne değişir ki? Meslekten ihracın üstünde, daha ağır ceza yok ki?” türünden bir kanaate kapılmış ise, inadına yanlış karar bile verebilir!

Evet, Baro Başkanı Ahsen Bey, esas bu konuya dikkat çekmeli idi..

Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz ve Yargıtay Savcısı Faruk Eminağaoğlu ile ilgili disiplin soruşturması dosyalarının HSYK’da beklemesine itiraz etmeliydi.

HSYK’nın, bu iki disiplin dosyasını bekleterek, kamu vicdanında güvenilirliğini kaybetmeye başladığına dikkat çekmeliydi..

Ama, basındaki darbeseverler, Yargıtay’a üye seçimi ile ilgili gecikmeyi gündemde tutma yönündeki tahriklerinden etkilenmiş olmalı ki;Baro başkanımız da “ihracı gereken”leri değil, “Yargıtay’a seçilecekler”i hatırlatıyor!

Hani konuyu yakından biliyor olsalar, “buyurun konuşun” diyeceğim.

Konuyu bildikleri de yok..

Baro Başkanı Ahsen Bey ne diyor: “150-160 kişilik bir yüksek yargı organında..”

Oysa Yargıtay’da üye sayısı, henüz yürürlüğe girmeyen yeni kanunla 150’ye indiriliyor..

Şu anki üye sayısı ise 250..

Yani; Baro başkanımızın Yargıtay üye sayısı hakkında verdiği bilgi de yanlış!

Üye sayısı, gösterilmeye çalışıldığı gibi 150-160 kişi değil..

Tabiî üye sayısını azaltmanın arka planı var.. 150 kişilik bir kurumda, 33 kişi çok önemlidir ama, 250 kişilik kurumda, 33 kişinin o kadar önemi yoktur..

Gördüğünüz gibi, her işleri çarpıtma.. Yanıltma..

Devletin tüm kurumlarında, sol kafa hakimiyeti kırıldı. Artık resmi kurullarda “Objektif karar alma” yeteneğine sahip üyeler var..

“Sol kafa hakimiyeti”nin hızla sona ermekte olduğunu görenler, hakimiyetin henüz bitmediği malum kurullarda, eski alışkanlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar..

Bunlardan birisi de HSYK..

“Adalet Bakanlığı’na 5.000 kadro aldım.Bu kadroları, parti teşkilatıma tahsis ettim. Ne yani, MHP’lileri, RP’lileri mi alacaktım?” diyen SHP’li (CHP) Mehmet Moğultay’ın izinden gidenler, bugün de aynı seçim usûlünü sürdürmeye çalışıyorlar..

Ama artık bu yanlışa dur denilmelidir..

HSYK’nın yapısı değiştirilmeden, Yargıtay’a yeni üye seçimi yapılmamalıdır.

Kamuoyunun gündeminde olan önemli davaların hakim ve savcıları ile ilgili karar alınması, her ne pahasına olursa olsun önlenmelidir...

Çok meraklı iseler, önce önlerindeki disiplin dosyaları hakkında kararlarını versinler..

Kimse; “HSYK’daki yapı değişmeden, Yargıtay’a üye seçmeme” kararlılığını, “kanuna karşı gelme” olarak da yorumlamamalıdır.

Kanuna karşı gelenler, “Adalet Bakanlığı’na 5.000 kadro aldım.Bu kadroları parti teşkilatıma tahsis ettim” diyenlerdir.. Bu sözü söyleyene itiraz edemeyenler, o sözü söyleyeni yargılayamayanlar, o sözün sahibini ibreti alem olması için mahkûm edemeyenler, şimdi “kanuna aykırı davranılıyor” deme hakkına sahip değillerdir.

Hemen hatırlatalım, zaten onların birçoğu da, malum “kadrolaşma”nın ürünüdürler!

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT