1. HABERLER

  2. KİTAP KRİTİK

  3. “Hizbu’t Tahrir ve Hilafet”
“Hizbu’t Tahrir ve Hilafet”

“Hizbu’t Tahrir ve Hilafet”

Son günlerde bazı subaylarla irtibatları iddiasıyla operasyona uğrayan Hizbu’t-Tahrir örgütü hakkında bilgi eksikliğini gidermek amacıyla örgütün tarihi sürecini ve tezlerini anlatan Süha Taci Faruki’nin kitabını Ahmet M. Kaya değerlendirdi.

A+A-

"Hizbu't Tahrir ve Hilafet"

Ahmet Murat Kaya / Haksöz-Haber

Son günlerde kendilerine yapılan operasyonlarla gündeme yerleşen Hizbu't-Tahrir Örgütü (HT), Türkiye halkının pek yakından tanımadığı bir yapı. Bu bağlamda biz de gerek gündem gerekse yapının özelliklerini mercek altına almak maksadıyla haklarında yazılmış bir kitabı bu köşeye taşıyalım istedik.

Süha Taci-Faruki tarafından Hizbu't-Tahrir ve Hilafet adıyla kaleme alına eser, Yöneliş Yayınları arasından 1998'de basıldı. 335 sayfa olan kitap, konusunu akademik bir üslup ile işliyor. Kitapta yazarın kimliği ve kitabın neden yazıldığı konusunda açık bilgiler yok. Ancak üslup bize bir doktora tezi olabileceği yönünde bir kanaat uyandırdı.

Kitap oldukça sistematik bir şekilde beş başlık altında kaleme alınmış. Bunları Nebhani'nin kişisel incelemesi, Hareketin İdeolojisi, Hareketin Stratejisi, Hareketin Örgütlenmesi ve Hareketin Propagandası şeklinde özetlemek mümkün. Son olarak da ek maddesinde "İslami bir devlet için Öngörülen Anayasa, 1979" isimli örgüte ait bir doküman eklenmiş.

İçerik

Takiyyüddin Nebhani, 1909 yılında Filistin'de dünyaya geldiğinde, dünya savaşlar dönemine girmek üzereydi ve ümmet büyük oranda bilincini yitirmiş, içerde hurafeler ve dışarıda da emperyalistler ile sürekli kan kaybetmekteydi. Gençliğinde Osmanlı'nın yıkılmasından işgallere, I. Dünya Savaşından İsrail'in kurulmasına kadar birçok travmatik sahneye tanık olan Nebhani, 1951 yılında HT'yi gayri resmi olarak kurdu. Hareketin kurulduğunda belirginleşen üç vurgusu vardı:

  1. Arap milliyetçiliğinin reddi
  2. Toplumdaki sosyal bağın İslam olduğu
  3. Monarşinin reddi

Kitap, kurulduğu günden bu yana Filistin ve Ürdün'de verilen mücadeleyi kronolojik olarak ele alıyor. Buradan zaman zaman HT'nin Filistin ve Ürdün'de iktidara çok yaklaştığını, şehitler verdiği gibi bilgilere ulaşabiliyoruz.

HT'nin temel vurgularından birini "İslam ideolojidir" tezi oluşturuyor. İçinde bulunduğu dönem itibariyle açılım kaydeden bu söylem, İslami hareketler ve düşünürlerin gündemine sistematik açıdan ilk defa sunulmuş oluyor. Bugün herkesin söyleyegeldiği "İslam da kapitalizm ve sosyalizm gibi bir devlet modeli öngörür!" kanaatini oluşturan en etkin kişi ve çevrelerden birisi de Nebhani ve HT'dir.

Öte yandan Nebhani'nin usuli alanda da bugün kazanım olarak sayageldiğimiz birçok kazanımın mimarı olduğunu da gözlemlemek mümkün. İtikadi konuların zan'dan ve ahad haberlerden arınmış olduğunu vurgulaması, kadere doğa şartları tanımı yapması, içtihat kapısının açık olduğunu ısrarla vurgulaması, ashabın ferdi görüşleri dinde delil olamaz gibi tespitleri ve bunların detayları oldukça dikkat çekici.

Nebhani ve HT, metot konularında da çözümler üretmişler. Metodun Nebevi olduğunu söyleyen hareket mücadeleyi irşat, kalkış, ilişki kurma ve pekiştirme olarak dört safhada belirlemiş.

Öte yandan kitapta örgütlenme, cemaat içi hiyerarşi, ders halkalarının disiplini gibi konularda bilgi bulmak mümkün. Örneğin HT, yapı içinde homojenliği esas kabul ediyor. Ders halkalarını çekirdek örgütlenme modeli, olarak belirlemiş ve disiplinlerini de oluşturmuş. Ders halkaları hafta da bir mutlaka toplanır, derslere katılmamak ihraç sebebi olur, on beş dakika geç kalan derse alınmaz, derslerde şahsi sohbet, şaka vs. olmaz. Yapı içi sorumlular seçim ile belirlenir. Alt birimler sandık sistemiyle sorumlularını seçerler. Dışarıdan para yardımı kabul edilmez, ekonomik gelir sadece halka çalışmalarına katılanlarca sağlanır.

Değerlendirme

Kitap, ele aldığı konu başlıkları ile HT'nin zihinsel yapısı ve tarihi hakkında detaylı ve sistematik bilgiler veriyor. Bu anlamda hareketi tanımak ve değerlendirmek için Türkiye'de basılan tek kitap. İsimler, olaylar, tarihler ile beraber, İhvan-ı Müslimin ile yapılan metot tartışmalarına da yer veriyor. Bu noktadan bakınca oldukça doyurucu.

Ancak HT'nin İngiltere, Endonezya, Özbekistan gibi diğer coğrafyalarda yaygınlaşan ve güçlenen söylemi ile alakalı olarak çok bilgi bulamıyoruz. Oysa HT'nin bu coğrafyalarda güçlü bir yapısının olduğunu biliyoruz.

Ayrıca bu çevrenin usuli ve siyasi konulardaki olumlulukları yanında ne gibi zaaflarının olduğunun kitapta tartışılmaması, çalışmanın sadece mevcudu tanıtmaya dönük olduğu kanaatini pekiştiriyor. Örneğin Hilafet Devleti için tevhid eksenli bir ümmet diriliğinin olup olmadığı, hareketin mektep boyutunun halledilmiş olduğu yaklaşımının taklitçiliği üretip üretmeyeceği, itikadi usulüyle gayri metluv anlayışlarının çelişip çelişmediği veya Filistin olayında görüldüğü gibi mücadelede safha anlayışının her kere vakıaya uygun olup olmadığı gibi konulara pek el atılmamış.

Diğer bir eksiklik de Türkiye ayağı. Aslında bu kitabın yazarına yöneltebileceğimiz direkt bir eleştiri olamasa da bu konu ile ilgili okuma yapmak isteyenlerim HT'nin Türkiye yapılanması hakkında başka kaynaklara yönelmesi gerekiyor. Türkiye'de HT tecrübesi ile alakalı olarak da İktibas dergisinin Ercüment Özkan Özel Sayısı'nı ve hareketin Türkçe sitelerini önerebiliriz.

HABERE YORUM KAT