Hizbullah kendine ne yaptı?

29.05.2013 15:38

Yaser ez Zeatira

Hâlâ direniş rejimine yönelik evrensel komploda ısrar eden solcu ve milliyetçi siyasetçiler yanı sıra Şii halkın ezici çoğunluğu dışında Hizbullah, Siyonist düşmanla mücadelesi sırasında biriktirdiği bütün kredisini bitirdi.

Hizbullah Siyonist düşmanla mücadelesi sırasında ümmetin geniş kesimlerinin saygısını almışken şimdi hem örgüt hem lideri, Suriye halkına yönelik savaşa katılması sonrası ezeli iki düşman oldu. Birkaç ay öncesine kadar Nasrallah Suriye konusunda rejimin yanında yer aldığını gizlemese de zahiren uzlaşmacı bir dil kullanıyordu ancak Nasrallah haftalar önceki tarihi İran ziyaretinden ve dini lider Ali Hamaney'le görüşmesinden döner dönmez Suriye'nin gerçek dostlarının bu ülkenin ABD'nin, İsrail'in veya tekfirci grupların eline düşmesine izin vermeyeceğini belirterek, açık ve sarih biçimde Suriye halkına savaş ilan etmiş, devrimci Suriye halkının çoğunluğu için ABD, Siyonist oluşum ve tekfirci cemaatlerinin uşakları şeklinde bir dağılım yapmıştı.

Bütün bunlar tam bir açık savaş ilanıydı. Bunu toprak üzerindeki pratik adımlar izledi. Şöyle ki ikna edilmeleri süren örgüt mensupları arasında mezhepçi dolduruş en kötü biçimiyle baş gösterdi. İkna çabası Suriye'de olan bitenin Amerikan-Siyonist komplosu olduğu iddiasıyla yapılmadı. Çünkü bu malzeme örgüt mensuplarını Suriye'de ölüme götürmek için yeterli değildi. Örgüt mensupları Suriye'de olan bitenin Ehli Beyt'e saldırı, Şiileri engelleme ve zulüm dönemlerine götürme çabaları olduğuna ikna edildi. Ayrıca Ehli Beyt'i ve Seyyide Zeynep makamının savunulması hikâyesi ve benzeri mezhepçi dolduruşlar öne sürüldü. Gerçekten de örgüt en azından şu ana kadar hiç kimseyi Suriye'ye gitme hususunda zorlamadı. Örgüt mezhepçi dolduruşla yetindi. Keşke solcular, milliyetçiler ve Mişel Avn bu dolduruşun terimlerine kulak verseler de nasıl bir savaşı desteklediklerini anlasalar. Ardından örgüt kendi unsurlarından gönüllü olmalarını istedi. Bunu da Suriye'den cenazelerin gelmesine yönelik halk tepkisinden korktuğu için yaptı. Bununla birlikte Şii çevrelerden sınırlı bir azınlık hariç şu an hiç kimse Hizbullah'ın Suriye'de yaptıklarının boşuna olduğunu ifade etme cesaretinde bulunmadı. Özellikle de Şii denklemin diğer tarafı olan Nebil Berri liderliğindeki Emel hareketi İran finansmanının esiri oldu.

Bugün Hizbullah ve Suriye'nin her karış toprağında savaşı idare eden, uzmanlar ve pilotlar sunan İran, savaşın kalbine ağırlıklarını veriyorlar. Bu durum zaman geçtikte artacakken Suriyeli devrimciler kendilerini kopmalar ve geçen yıl zarfında içine düştüğü yorgunluk sebebiyle bilfiil çöken rejim gücüne eklenmiş yeni bir destek karşısında bulacaklar. Bu durum rejimi savaşı tamamen İran kampına teslim etmeye sevk etti. Bu kamp da savaşı istediği gibi idare ediyor. Bu bariz değişimin sonucu örgütün Arap ve İslam kucağını kaybetmesi ve yukarıda bahsini ettiğimiz gruplar hariç ümmetin kolektif bilincinde bir düşmana dönüşmesiyle sınırlı kalmayacaktır. Buna Lübnan ve bölgenin genelinde mezhepçi bölünmenin derinleşmesi ve Lübnanlıların geniş bir kesiminin bilincinde bariz düşman olarak görülmesi eklenebilir. Bu durum peşi sıra iç savaşlarla felaketzede olmuş bu ülkede birlikte yaşamı gölgeleyecektir.

Bu da bizleri özellikle Lübnan Sünnilerinin, Suriye halkına düşman bu örgütün davranışlarına karşı alacakları tutumla ilgili soruya götürüyor. Örgütün 2006 yılından beri direnişin durması sonrası içerideki davranışları da cabası. Örgütün silahı, güneydeki savaşçılarının bir kısmını Kusayr'a ve Suriye'deki diğer bölgelere çekmeden önce içeriye yönelikti. Lübnan Sünnilerinin, Hizbullah'ın Suriye halkına gösterdiği bu küstahlığa karşı çok güçlü tutumlar alması kaçınılmaz. Hiç kimse örgütün silahı ve askerî gücü tekeline alması gölgesinde askerî bir çatışmadan bahsetmiyor. Konu yaşananlara yönelik öfkelerini gösteren siyasi tutumlar ve halkçı faaliyetlerle sınırlı. Örgütün kitlesel toplanma gücü daha güçlü görünse de Lübnanlı Sünnilerin sokaklara inmeleri gerekli. Arap Birliği'nden çıkacak kınamanın bu bağlamda bir tutum alması için Lübnan'a baskıya geçmesi gereken Arap tutumu da önemli.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim