1. YAZARLAR

  2. M. Nedim Hazar

  3. Hissi kablel vuku
M. Nedim Hazar

M. Nedim Hazar

Yazarın Tüm Yazıları >

Hissi kablel vuku

A+A-

367 Sabih Beyefendi ekranda son yılların en müthiş ayarını yerken aklıma geldi. İnsan ürperiyor hakikaten sevgili okurum; böylesi bir zihniyet yıllar boyu 'hukukçu' titriyle davalara girmiş, kararlar aldırmış filan. Düşündükçe iyi hissetmiyor yani.

Yıllar boyu adaletin, hakkaniyetin, vicdanın şaşmaz ölçeği yerine bireysel hisleriyle hareket etmiş olan tekaüt bir savcıyı görmek gerçekten insanı iyi hissettirmiyor. Sonra Yargıtay Başsavcısı beyfendinin 'Partiler kapatmayı hissederler' meyanındaki açıklaması geldi. Hani cümlenin simetrisine baktığınızda 'Savcılar da kapatma davası açması gerektiğini hissederler' gibi bir anlam çıkıyor ki, çok fena. Bizim bildiğimiz hukuk rasyonel belgeler ve kanıtlar ile hareket eder. Kişisel hislerin yol açtığı histeriler ile yürütülen hukuk başka dönemlerde, başka toplumlarda olurdu.

Yoksa herkes eline his kumpasını aldığında ortaya inanılmaz bir tablo çıkıyor.

Mesela birileri yıllardan beri bu ülkede 'irtica' diye bir heyulanın varlığını hissediyor ve bu his neticesinde kapalı kapılar ardında olmadık entrikalar, planlar, projeler kurguluyor. Yapılan her seçim öncesinde kendini iyi hisseden birtakım çevreler, seçim sonuçlarına bakıp epey kötü hislere kapılıyorlar. Ve başka birileri bu hisleri alıp kendi hisleriyle birleştirip yayınlar yapıyor, başlıklar, yorumlar, manşetler çakıyorlar.

Paranın kendilerini iyi hissettirdiği birtakım patronlar ise bu hisseli harikalar kumpanyasına alan oluşturup gönüllü hizmet veriyorlar. Bir tür his kardeşliği anlayacağınız.

Misal CHPlilerin hissiyatı bambaşka oluyor. Ergenekon diye bir oluşumu hissetmedikleri gibi, bunun bir oyun olduğunu duyumsuyorlar. Milletin hissiyatını çok önemsemedikleri için hayalî birtakım ideolojik hislenmeler ile epey bir içleniyorlar.

Misal 28 Şubat dediğimiz süreç bu mercekle bakıldığında kocaman bir his kumpanyası gibi görünüyor! Kendilerini memleketin sahibi gibi hissedenler ile, bu sahiplerin oluşturduğu rant sofrasından kısmetlenenlerin oluşturduğu bir hisse kumpanyası değil de nedir 28 Şubat?

Kendi toplumunun sahip olduğu her değerin kötü olduğunu hissedenlerin onlarca yıl hüküm sürdüğü bir ülke Türkiye. İnancın, manevi değerlerin, kendi kültürümüzün verdiği kötü his ile yaşamaktansa buna karşı mücadele etmeyi hayal gayesi olarak algılayanlar da aynı hislerden besleniyorlar.

Ve sanırım bu kötü hisler yaptırdı onca kötü şeyi. Elbette onlara sorarsanız her şey kendilerinin bu vatana âşık olduklarını hissettirdiği için yapıldı. Onca darbe süreçleri, baskılar, balatalar, bombalamalar, cinayetler vs.

Keza 'ortaçağ karanlığı içinde bir yaşam tekkeler, zaviyeler, gece toplantıları, gündüz toplantıları, kıraat etmeler devam etmektedir. Ve bunlar çığ gibi büyümektedir' şeklinde hisler besleyip, bu büyümeyi bambaşka hislerle yerle bir etmeyi düşünen hisli komutanlar mevcut.

Bittabii bir de aynanın diğer yanında biriken hisler var...

Onlarca yıldır bu ülkede kendini baskı altında hissedenlerin sayısı az değil. Bu hisler ile paradigmanın dışına çıkan siyasi oluşumlara oy verip demokrasi ile bu ülkenin iyileşebileceğini hissedenlerin sayısı da epey fazla.

Giyim kuşamlarından dolayı sosyal hayattan dışlananların hissiyatı var örneğin. Kapalı kapılar ardında 'almayacak mısınız?' şeklinde kendisi ile ilgili kararlar alınan lise müdürünün ne hissettiğini ben merak ediyorum mesela!

Önden ya da arkadan, sağdan yahut soldan, ne taraftan bakarsanız bakın hislerin oluşturduğu kümelerle dolu bir memlekette yaşıyoruz çok şükür.

Çok duygusal bir ülkeyiz çok!.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT