1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. ’Hikâye-i Kesikbaş’ ve ’Kemalist-Laik’ Bir ‘Menemen’..
’Hikâye-i Kesikbaş’ ve ’Kemalist-Laik’ Bir ‘Menemen’..

’Hikâye-i Kesikbaş’ ve ’Kemalist-Laik’ Bir ‘Menemen’..

Menemen hadisesi Irak’da Saddam’ın 35 yıllık, Suriye’deki 50 yıllık Baas diktatörlüğünün ve (Baba- Oğul) Esed Hanedanı’nın 43 yıllık kanlı uygulamalarının bölgemizdeki çağdaş öncüsü sayılabilecek mahiyette değil midir?

A+A-

Selahaddin E. ÇAKIRGİL

’Hikâye-i Kesikbaş’ ve ’kemalist-laik’ bir ‘menemen’..

Henüz okuma-yazmayı bile tam sökemediğim çocukluk yıllarımda, rahmetli dayım bize geldiğinde, okuma-yazması olmayan rahmetli anam ona ikram etmek için, bir taraftan bir şeyler hazırlarken, bir taraftan da, ’Ağa, şu ‘Hikaye-i Kesikbaş’ı bir daha okusan..’ diye ricada bulunur ve o da okurken, hem kendisi ve hem de anam ağlardı..

Çocuk dimağımızın bunları anlaması mümkün değildi..

Ama, zihnimizde bir kalıyordu..

Daha sonraki yıllarda, bu ‘Kesikbaş Hikayesi’nde anlatılan konunun, Hz. Huseyn ve Ehl-i Beyti ile bir avuççuk yârânının Kerbelâ’da Yezid güçleri tarafından mâruz kaldığı o büyük ve korkunç canavarlık neticesinde katledilişi ve Hz. Peygamber (S)’in rıhleti / dünyamızdan ayrılışı üzerinden sadece yarım asır geçmekteyken, O’nun torunu Hz. Huseyn’in başının kesilip bir sırığa geçirilerek Yezid’in Şam’daki sarayına götürülüşü olduğu anlaşılıyordu..

Bizim yöremizde, alevî geleneği ve anonim kültürünün hemen hiç etkisi yoktu.. Bu yüzden de, köyümüz insanlarının başkalarınca baskıya uğrayacaklarının korku veya vehmiyle böyle bir perdelemeye de gerek duydukları da söylenemezdi.. Böyleyken, (radyo-tv, gazete gibi yayınların da olmadığı o zaman diliminde) uzun kış gecelerinde, bu hikayenin, faili ve mef’ulü açıklanmaksızın, esrarengiz bir korkunç cinayet ve canavarlık olarak tekrarlanması ilginçti..

Sonraki yıllarda, bu örtülü anlatımın sebebini anlamaya çalışanlar, bu uygulamanın, laik rejimce uygulanan baskılar yüzünden olduğunu farkedeceklerdi..

Hatırlayalım ki, 1940’lı yılların ortasında, Matbuat Umûm (Genel) Müdürü Vedat Nedim Tör, gazetelere, yayınevlerine gönderdiği emirnamede, ‘Son zamanlarda yayınlarda dinî muhtevalı konulara bir yönelme olduğu müşahede edilmektir.. Cumhûriyetimiz, dinî duygulardan uzak bir nesil yetiştirmek istediğinden, bu hususlara dikkat gösterilmesi gerekir..’ mânâsını taşıyan ihtarlarda bulunuyordu.  

*

Laikler, toplumun, inançlarından kaynaklanıp şekillenen kültür ve geleneklerden de arındırılması için, geçmişle hattâ alay ederler ve bin yıl öncelerdeki bir hadiseyi hâfızâlarda canlı tutmaya vesile olan böyle anlatımları kazımaya çalışırlardı.

Elbette, bir hadiseye, sadece ‘nasıl olduğu’ derecesinde yaklaşmanın mantığı üzerinde bir şeyler söylenebilir, ama, o konunun devamlı hatırlanmasıyla, o cinayetin ‘niçin işlendiği’nin şuûruna yol bulunması da mümkündür.

*

Daha da ilginç olanı, İslam tarihindeki bir takım acı-tadlı hadiselerin halkın anonim kültüründe yer etmesi ve bunların sık sık hatırlanmasından rahatsızlanan kemalist-laiklerin, 23 Aralık 1930 günü İzmir-Menemen’de cereyan eden ve mahiyeti açıkça hâlâ da ortaya konulamamış olan ve büyük ihtimalle, müslüman halkın inançlarına karşı yapılıp, halk kitlelerinin suçlanarak sindirilmesine hizmet edecek bir entrika, bir manipulasyon, bir savaş oyunu olarak tertiblenmiş olması da çok mümkün gözüken KubilayHadisesi’ni, aradan geçen bunca zamana, 80 küsur yıla rağmen, halk kesimlerinin belli bir bölümünü suçlamak ve sindirmek ve kendilerinin hemoglobinli/ kanlı  devrimlerinin korkusunu hatırlatmaktan, yine de meded ummaları..

Ki, Menemen’de o hadiseden sonra ilan edilen Örfî İdare’nin /Sıkıyönetimin’in de kumandanı olan Fahreddin (Altay) Paşa bile, bu hadisenin failleri olan kimselerin bir tehlike oluşturmayacağına dolaylı olarak işaret etmiştir:

"Bunların hepsi, kömürcü, fırıncı, ayakkabıcı, kahveci çırağı... Bunlar mı inkılabı yıkacak, devirecek?.." (Prof. Mete Tunçay - Türkiye Cumhuriyetinde Tek Parti Yönetimi)

Dahası, bizim çocukluğumuzdaki bu Menemen ağıtları ve devrim histerisi içinde atılan nutuklar ise, bize daha çok, bol acılı bir menemen yemeğini hatırlatmaktan ileri bir mânâ taşımazdı..

*

İzmir’in Menemen kazâsında ne olduğu hâlâ da tartışılamamakta.. 10 yıl öncelerde, Genel Kurmay Başkanlığı, yayınladığı bir bildiri ile, ‘tartışılacak bir şeyin olmadığı, herşeyin Genelkurmay belgelerinde açıkça ortada olduğu’ kabilinden bir açıklama yapmış ve konunun üzerini bir kez daha kapatmıştı..

Yazının Devamı…  

HABERE YORUM KAT