Hiç bitmeyecek muhteşem proje!

10.03.2008 05:52

Koray Düzgören

Sınırötesi kara harekatının ardından başlayan tartışmalarla çalkalanan Türkiye'de Karadeniz Sahil Yolu'nda bir faciadan kıl payı dönüldüğünü kaç kişi biliyor?

Giresun'un Espiye ilçesinde yamaçlardan düşen büyük kaya parçaları nedeniyle yoldan geçmekte olan üç araç kayaların altında kaldı. Heyelan nedeniyle bir araç sürücüsü yaralandı.

Karadeniz Çevre Yolu ulaşıma kapandı.

Bu sıradan bir doğal afet değil. Karadeniz Sahil Yolu'nda bu tür 'afet'ler sık sık oluyor. Ve maalesef olacak.

Çünkü bu yolun kendisi yapay yani insan eliyle yaratılmış bir afet. Uzmanların onca uyarılarına, yöre sakinlerinin ve çevrecilerin karşı çıkışlarına, mahkeme kararlarına rağmen inatla yapılmış bir çevre felaketi.

Ama doğa buna itiraz ediyor. “Bu yol buraya yapılmamalıydı” diyor.

Başbakan Erdoğan 20 yıldır yapımı süren -aslında hâlâ da süren ve sürecek olan- bu yolu, çevrecilere ve bu yolun yanlış yapıldığını söyleyen uzmanları suçlayarak bir yıl önce hizmete açmıştı.

Şimdi ne oldu? Gerçi bu son olay doğrudan dalgalardan kaynaklanan bir afet değil, ama yine de felaketin nedeni yolun geçtiği güzergah.

Bu konuda fazla bir şey söylemeye gerek yok. Yaklaşık bir yıl önce, 9 Nisan 2007'de yazdığım 'Karadeniz için muhteşem proje: Hiç bitmeyen yol' başlıklı şu yazı halen güncelliğini koruyor.

“Yapımı 20 yıldır süren - halen de inşaatı devam eden- Karadeniz sahil yolu Başbakan Erdoğan tarafından kısmen hizmete açıldı.

Yolun açılışı kısmen memnunlukla karşılandı. Kısmen de tepkiler ve hayal kırıklıklarıyla...

Açılışla ilgili haberlerde pek rastlamadım ama, mesela Ordulular Başbakan'ı “Kayadeniz”e hoş geldiniz” diye karşılayarak bu tepkilerini ifade etmiş olmalılar.

2.5 milyar dolara mal olduğu söylenen bu 542 kilometrelik yola sadece Ordulular değil, yöre halkının önemli bölümü, çok sayıda bilim insanı ve çevreci de başından beri karşı.

Özetle onlar, bu yolun Karadeniz sahil şeridini kullanılmaz hale getireceğini ve insanlarla deniz arasındaki ilişkiyi bitireceğini söylediler. Nitekim öyle de oldu.

Aslında bu yol tam bir doğa katliamı.

Tabii çevresel ve toplumsal anlamda ortaya çıkan ve çıkacak birçok sorunun yanısıra, denizin bu yola sık sık zarar vereceği, hatta büyük fırtınalarda yolu alıp götürebileceği uyarıları da yapıldı. Kuşkusuz bu önerileri ve uyarıları dinleyen olmadı.

Bu amaçla yol inşaatına karşı onlarca dava da açıldı.

Yol hizmete açıldı ama bu davaların çoğu sürüyor. Hatta, Başbakan'ın açılışı yaptığı Ordu-Bolaman kesiminde yol, açılan davalar ve Orduluların yoğun tepkileri nedeniyle kıyıdan değil, dağların bulunduğu taraftan geçirildi.

Böylece hem yol çok kısalmış oldu, hem de maliyet, Karayolları yetkililerinin iddialarının aksine çok düştü.

Bu yöntem yolun diğer kesimlerinde uygulanmadı.

Denizin dağlardan koparılan kayalarla doldurulması tercih edildi. Fırtına ve dalgaların tahribatını önlemek için de kilometrelerce beton mahmuz inşa edildi.

Yolun maliyeti giderek arttı.

Bu arada Şubat 1999'daki büyük fırtınada Karadeniz, bu konuda ısrar edenlere ağır bir ders verdi. Yolun yeni yapılan bölümleri önemli oranda tahrip oldu. Dolgu ve mahmuz yönteminin Karadeniz'i durduramayacağı ortaya çıktı.

Buna rağmen projeyi, iktidar olmayı kendilerine yakın bir kısım müteahhidi zenginleştirmenin vasıtası olarak gören anlayış yola devam etti.

Bu sefer daha büyük hafriyat, daha geniş ve dayanıklı mahmuzlar inşa edildi.

Müteahhitlerin devlete kestikleri faturalar ise Karadeniz gibi kabardı.

Bu nedenle bu yol sadece bir doğa katliamı da değil.

Projenin temelinde yatan mantık, bu inşaatın Karadeniz varolduğu sürece tam anlamıyla bitirilemeyeceğini gösteriyor.

Hiç bitmeyecek muhteşem (!) bir proje bu...

Başbakan Erdoğan açılış töreninde, Türkiye'nin en geri kalmış bölgelerinden biri olan Doğu Karadeniz için bu yolun önemini anlatmış.

Bu anlamda devlet, hiç bitmeyecek bu projeye kaynak aktarmaya devam edecek demektir.

(..) Neticede kısmen hizmete girse bile çevrecilerin ve uzmanların iddiaları odur ki, bu yolun inşaatı bilinen nedenlerle hiç bitmeyecektir. Karadeniz arada sırada bu yolun bir bölümünü yutmaya devam edecektir.

Böylece bu yol, bir emme basma tulumba gibi devletten birtakım paraların isimleri değişse bile bazı müteahhitlere aktarılmasını sağlayacaktır.

(..) Neresinden bakarsak bakalım muhteşem bir proje değil mi?

Uzmanlara göre bakımı ve tamiratı yapımından daha pahalıya patlayacak bir oto yol.

Sabah internette gezerken bir Karadenizli vatandaşa rastladım.

'Dilerim Karadeniz tezelden bu yolu yutar' diyordu.

Valla isteyen kızabilir ama ben de aynı dileği paylaşıyorum.”

Doğa, doğaya aykırı bu yapıya itirazını sürdürüyor.

Bu itirazdan acaba, 'dediğim dedik'çi politikacılar ve bürokratlar da bazı dersler çıkartabilecekler mi?

Ne dersiniz?

Yeni Şafak gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim