Heykelleri Yarıştırıp İnsanları Savaştıran Ulusalcılık

21.08.2014 01:09
Heykelleri Yarıştırıp İnsanları Savaştıran Ulusalcılık
Uzun yıllardır “Mustafa Kemal heykellerine yapılan saldırı ve saygısızlıklar” masalı dinlemiş bir topluma şimdilerde “Mahsum Korkmaz’ın heykeline karşı yapılmış saygısızlık ve saldırı” masalları okumak gibi bir ahmaklık duruyor karşımızda.

Kenan Alpay / Haksöz Haber

Bu heykellerin sanatla, estetik kaygıyla veya toplumsal ihtiyaçlarla herhangi bir alakası yok. Pozitivizme yaslanan bütün modern ideolojilerde olduğu gibi anıt heykeller, Türkiye’de de Kemalizm vesilesiyle siyasal otoritenin önemli bir güç gösterisi olarak yaygınlaştırıldı.

Anıt heykeller resmi ideolojinin somut ve çatık kaşlı görseli olarak siyasi otoritenin halka karşı sürdürdüğü tahakkümü temsil etmekteler. İlaveten devlet sınıfları tarafından heykele ve heykelin temsil ettiği ‘şahsı manevi’ye karşı birey ve toplumun duygu dünyasına hem saygı ve sadakati hem de şükür ve borçluluk duygusunu kazımak üzere törenlerden müteşekkil bir siyasal hayat inşa ediliyor.

Bizim Ulusumuz, Bizim Heykellerimiz

Türkiye’de kişi başına kaç tane Mustafa Kemal heykeli düşüyor acaba? Büstler ve resimler için bu oran kaçtır sizce? Heykeller için harcanan malzeme ve emek ücretinin toplamı hesap edilebilir mi acaba? AB ve ABD’deki standartlarla kıyas yaparsak neredeyiz peki? Bundan daha önemlisi bu heykelleri tazim etmek maksadıyla milyonlarca insanın bir asırdır altında kaldığı psikolojik ve siyasi yükün telafisi nasıl olacak?

Niçin bir kez daha heykel tartışmasına döndüğümüz belli. Türk ulusalcılığının bütün sapkın davranışlarını kopya eden Kürt ulusalcılığında şimdi de heykel aşkı depreşiverdi de ondan. Diyarbakır Lice’ye bağlı Yolçatı köyünde “PKK Şehitliği”ne dikilen Mahsum Korkmaz heykeli etrafında dönen tartışmalar sadece Kürt sorunu için yürütülen barış sürecinin ne kadar kırılgan olduğunun göstergesi değil. Klasik ajitasyonlardan öteye PKK-BDP nezdinde siyasi süreci zehirlemek, barış sürecini sabote etmek üzere tıpkı Türk ulusalcıları gibi doğrudan toplumsal çatışmayı temin edecek provokasyonlara sarılmak adet olmuş.

Bizim gibilerin aklı ermiyor demek ki. Heykel dikip Türk-Kürt ulusalcılıklarını gıdıklamak, değişik yerlerde defnedilmiş 300’e yakın PKKlının cenazelerini getirip ‘şehitlik’ imar etmek, üstelik bunlara seküler bir kutsiyet ve dokunulmazlık atfetmek çok heyecan verici bir siyasal açılım olmalı. İlave bir tuhaflık da şu: Bütün bir ülke ve toplumu heykellerin gölgesinde yaşamaya mecbur tutan Türk-Kürt ulusalcı kadroları karşılıklı olarak birbirlerini “heykeli niye şimdi diktin?” ve “heykeli şimdi niye yıktınız?” yarışındalar.

Uzun yıllardır “Mustafa Kemal heykellerine yapılan saldırı ve saygısızlıklar” masalı dinlemiş bir topluma şimdilerde “Mahsum Korkmaz’ın heykeline karşı yapılmış saygısızlık ve saldırı” masalları okumak gibi bir ahmaklık duruyor karşımızda. Defalarca görüldüğü üzere ulusalcılık ideolojisine bağlı kadrolar ne kadar zeki ve tecrübeli olursa olsun önüne düştüğü toplumu işte böylesine sapkın ve şaşkın gündemlere angaje ediyor.

Elbette ki heykeli hâkimiyet bölgesine diken askeri-siyasi irade otomatik olarak onun neleri temsil ettiğini de belirlemiş oluyor. Mesela PKK/Halk Savunma Merkez Karargâh Komutanlığı adına yapılan açıklamada birçok şeyin yanı sıra şöyle bir cümle kuruluyor: “Mahsun Korkmaz büstünün indirilerek büstün üzerine askerlerce basılması Kürt halkının onuruna, şerefine, haysiyetine yapılmış büyük bir saldırı ve hakarettir.

Yazının Devamı>>>

Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim