1. YAZARLAR

  2. Akif Beki

  3. Hey gidi Rasih Efendi!
Akif Beki

Akif Beki

Yazarın Tüm Yazıları >

Hey gidi Rasih Efendi!

A+A-

Meclis oturumunda, Oktay Vural’ın MHP adına yaptığı konuşmayı dinlediniz mi?

Ben dinledim, iyi de etmişim.

Bir ara, beni de galiba hazirun arasında oturuyor zannetti.

Dönüp dolaşıp, isim vermeden sözü bana getirmesine şaştım.

Anlıyorum ki, ‘Ya 10 Kasım olmasaydı?’ başlıklı yazıma içerlemiş de, kürsüden cevap verme ihtiyacı hissetmiş.

Alakasız bir yerde, kelimesi kelimesine şöyle diyordu;

“10 Kasım ile ilgili endişelerimizi hurufiye bağlayanların, aslında sayın Başbakan’ı Hz. Musa’nın soyundan geldiğini ya da sandıktan çıkan mehdi olarak ilan eden hurufilere danışmasında daha büyük fayda bulunmaktadır.”

Hakkımdaki, Ergun Poyraz’dan mülhem bir kara propagandaya başvurmuş.

Bundan gocunmam ben.

Zira, ne derler bilirsiniz:

“Marifet iltifata tabidir;

Müşterisiz meta zayidir.”

Oktay Vural bile olsa, en azından sattığım fikrin bir taliplisi çıkmış.

Lakin anlaşamamışız, almadan gitmiş.

Varsın, arkadan kötülesin, ne kıymeti var!

***

Hazreti dinlerken, divan edebiyatının unutulmaz mısraları döküldü ağzımdan.

‘Hey gidi Rasih Efendi’ dedim, gayri ihtiyari.

“Hem mey içmez, hem güzel sevmez demişler hakkına,

Eylemişler Rasih’e, bühtan bühtan üstüne.”

Misal bu ya, ters mantık da geri tepiyor bazen...

10 Kasım tarihi üzerinden demokratik açılıma karşı çıkmanın, akıllıca bir muhalefet tarzı olmayacağını yazmıştım.

“Ne yani, 11 Kasım olsaydı, söyleminiz daha mı farklı olacaktı sanki?” diye de, yumuşak karın uyarısı yapmıştım.

Ters mantık önerim, MHP kanadında Oktay Vural’dan döndü; CHP’de ise, açılan korsan pankartlara çarptı.

Beni dinlemediler, ne oldu peki?

Sathi, şekilcilikten öteye geçmeyen, sığ bir muhalefet görüntüsü verdiler.

Oysa, hükümeti nasıl ters köşeye yatırabileceklerine dair taktikler de sıralamıştım.

Hem öyle sihirli bir formül de değildi.

Sokaktan çocuk çevirip sorsanız, vereceği akıl üç aşağı, beş yukarı aynı olurdu:

‘Bekleneni yapmamak, şaşırtmak...

10 Kasım gösterip, dağdan inemeyişlerden vurmak...

Bu iş, öyle değil böyle yapılır, demek...’

***

Uyarı görevimi yaptım, günah gitti benden.

Ne yapalım, itibar etmediler.

Canları sağ olsun!...

Son söz niyetine, diyorum ki;

‘Muhalefete hiç akıl vermez, asla meyletmez demişler hakkımda,

Eylemişler bana da, bühtan bühtan üstüne.’

RADİKAL

YAZIYA YORUM KAT