1. YAZARLAR

  2. Ali Nur Kutlu

  3. Hesaplaşma - Helâlleşme
Ali Nur Kutlu

Ali Nur Kutlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Hesaplaşma - Helâlleşme

A+A-

 

Bir kere gücün zayıflamasın. AK Parti ve Erdoğan sandıktan güç kaybetmiş çıkınca, hesaplaşmak ve helalleşmek isteyenler çok oldu. Aslında helalleşmek isteyenler de, hesaplaşmak isteyenlerdi aynı zamanda. Güce tapanların ve siyasetin doğası böyledir. Pek de sevimli değil doğrusu.

AK Parti Herkes İçin Farklı Bir Anlam Taşıyor

Bizim hikâyemiz, yani biz muhafazakâr, dindar insanlarla AK Parti'nin ilişkisi çok rastlanan bir hikâye değildir. Geçen yıl yazmıştım, AK Parti sadece bir siyasi parti değildir diye. Hâlen de aynı fikirdeyim. Bu partiyi ve onun liderini başka türlü sevdik. Bizim gibiler, bu partiyi yüz yıllık hak ve adalet kavgamızda bir merkez olarak gördü. Maalesef artık içi boşaltılmış ve yıpranmış bir kavram hâlinde gelen “davamız”ın son durağıydı AK Parti. Bu nedenle insanlar canla, başla bu partiye sarıldı, destek oldu, sevdi. Erdoğan da bizim yüz yıldır beklediğimiz liderdi. Sadece bizim değil, Arapların, Kürtlerin, Çerkezlerin, yani yüz yıl önce savrulan Osmanlı milletlerinin lideri oldu. Hepimiz bu kutlu mücadele için heyecan duyduk, gurur duyduk.

Sorun şu, bazı insanlar AK Parti'yi ve onun liderini gönlünün çok müstesna bir yerine oturtup severken, başka insanlar böyle bakmadı bu harekete. Bunu da yadırgamıyorum inanın. Tüm partililerin bir dava derdinin olmasını beklemek yanlıştır. Onlar da siyaseten ya başka sebeplerle bu partide yer alabilirler, doğaldır.

AK Parti'de, gönülden sevenlerle, siyaseten burada bulunanların, bir arada yaşarken uygulanması gereken adalet ve dengenin bozulması büyüyü bozdu, gönülleri kırdı.

Keşke Bir Kere Tersleseydiniz Fitne Çıkaranları


“Bu davanın çocukları” diye, 26 Kasım 2014'de yazdığım yazıda, insanlarımızı siyasete, ticarete, kişisel ilişkilere kurban verirseniz, Allah rahmetini keser demiştim. O yazıdan sonra onlarca dava insanı daha kırıldı, üzüldü ve dışlandı. Sebebi ise bahsettiğim denge ve adalet ayarındaki bozukluktan kaynaklandı. Bu insanlar dışlanırken, maalesef çıkar ve ikbal peşinde olanlar ön plana çıktı.

Ankara'da fitne çıkarmak, bizim gibi insanları kötülemek ve yalakalık yapmak için, elinde fosforlu kalemle yazılarımızı okuyanlar var. Bu yazıyı da okuyor şu anda eminim. Bunlar çarpıtacak bir cümle bulduğunda, hemen heyecanla altını çizip, koşarak bizi sağa sola jurnallerken, bir tane büyüğümüz de, “bu ne ahlaksızlıktır” diye terslemedi bu insanları. “Bu yazar bizim kardeşimizdir, eleştirse de bu davanın çocuğudur” demedi. Bu, bir yazara yapıldığı gibi, iş adamına, üniversite hocasına, siyasetçiye, en yakın arkadaşlara bile yapıldı.

Bence rahmet biraz da bu yüzden kesildi. Sadece davanın çocuklarının kurban verilmesi nedeniyle değil, hepimizin hataları yüzünden rahmet kesildi aslında. Bir yazar olarak benim, bir okuyucu olarak sizin, siyasetçi olarak, iş adamı olarak diğerlerinin... yani hepimizin hatalarının sonucunu yaşıyoruz.

Faturayı Erdoğan, Davutoğlu ve Kürtlere Çıkaranlar

Üzücü olan şey, tüm bunların faturasını sadece Erdoğan'a, sadece Davutoğlu'na kesmeye kalkanlar var. Daha tehlikelisi, 'Kürtler ihanet etti, böyle oldu' diyenler, parti içinde ve toplumda bunu dillendirenler var. Çok ayıp ve üzücü.

Hayır, kim hatayı gördü ve ses çıkarmadıysa, kim ikbali için, kurban edilen dava kardeşini korumadıysa, kim yükselmek için yol arkadaşının cesedine basıp çıktıysa, kim davayı bırakıp kişisel hesapların peşinde koştuysa, kim adaletin dengesini bozduysa, kim insani ve İslami değerlerimizin hırpalanmasına ses çıkartmadıysa, hesabı ona kesmeliyiz, yani hepimize.

Ne zaman 'suçlu kim' diye etrafa bakmadan, 'ben nerede hata yaptım da bu kutlu hareket bu hale geldi' diye sormadıkça, eski günlere, yani Allah'ın rahmetinin üzerimize yağdığı günlere yeniden kavuşamayız.

Hesaplaşma ve helalleşme, ancak insanın kendi nefsini sorgulamasıyla başlar, gerisi boş laftır inanın.

Yeni Şafak

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum