1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Herşey Emperyalistlerin Elinde midir?
Herşey Emperyalistlerin Elinde midir?

Herşey Emperyalistlerin Elinde midir?

Bugün, Şam Sarayı'ndaki zamâne Yezidi'ni kimlerin desteklediğini görünce kahrolmamak elde değil.. İran Meclisi bile, geçtiğimiz hafta, 250'den fazla üyesinin imzalayıp yayınladığı bir bildiri ile, Esed rejimini sonuna kadar, var güçleriyle destekleyece

A+A-

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

Stratejik gerekler adına bir halk kobay olarak kullanılabilir mi?

Suriye'deki durum ortada..

Ama, bazı konuların tekrar hatırlanmasında fayda var..

1- Baas ideolojisi..  Arab kavmiyetçiliği (el'arabiyyun) + sosyalizm (el'iştirakiyyun) temelleri üzerine 60 yıl öncelerde Mişel Eflak, Ekrem Houranî ve Salah Bitar  üçlüsü tarafından tedvin olunan bir ideolojidir.. Baas (rönesans/ diriliş) mânâsındadır.. 

Bu üç kurucudan ilk ikisi, direkt, gayrimuslim arab'dır; Bitar ise, müslüman bir aileden geliyordu..  

Bu ideoloji, ilk ortaya atıldığı andan itibaren, sadece Irak ve Suriye'de değil, hemen bütün arab ülkelerinde, kendilerini münevver/ aydın olarak niteleyen ve amma, kendi halklarının inancından kopuk olmakla yetinmeyip, arab ülkelerin kurtarılması asıl mücadele edilmesi gerekenin, (tıpkı bizdeki kemalist-laikler gibi) İslam olduğu fikrine saplanmış kesimler arasında ma'kes buldu, yankılandı, reddi mümkün olmayan derin etkiler meydana getirdi.. Ve bu ideoloji, İttihadçı'ların,  sonra kemalistlerin iktidarı ele geçirmek için takib ettiği şiddete, halk kitlelerini sindirmeye dayalı, jakoben /tepeden inmeci bir metodu ve bunun için de, ordular başta olmak üzere, okumuş kesimler üzerinde etkili bir sosyal kadrolaşma hareketini takib etti. Bu ideolojiye göre vücud bulmuş olan Baas partileri ve kadrolarının iktidara geldiği iki ülke vardır: Irak ve Suriye.. Bu iki ülkede de Baas ideolojisi ve Baas partileri çok kanlı şekilde iktidara gelmişlerdir, çok kanlı yöntemlerle iktidarda kalmışlardır.  Ve sonunda da bunlardan birisi, Irak, çok kanlı şekilde ve ülkesini bir küllüğe dönüştürecek büyük çılgınlıklarla tarih sahnesinden çekilmiştir; ikincisi (Suriye) de aynı usûlle aynı âqıbete doğru hızla ilerlemektedir.. Ve her iki ülkenin halkı da ezici büyük ekseriyetiyle müslümandı ve onlar esir ve rehine alınmışlardı.. Dolayısiyle de en ağır bedeli, başta bu ülkelerin müslüman halkları olmak üzere, bütün müslümanlar ödedi, ödemekte.. 

2- Suriye'deki Baas rejimi 48-50 yıldır, Baas Partisi kadrolarınca ve sıkıyönetimle idare olunan bir ülke.. 43 yıldır da, halkın yüzde 12 kadarını oluşturan küçücük bir azlığa dayanarak, Baba-Oğul Hâfız ve Beşşar Esed tarafından yönetilmekte, kanlı bir şekilde..

Baba Esed'in nasıl korkunç bir diktatör olduğunu bilmeyen yoktu.. Ki, tiranlıkta, Hama Katliâmı ile zirve yapmıştı..

Oğul Esed  ise, babasının ölümünü takiben, onun yerine tuhaf bir cumhuriyet saltanatı anlayışıyla getirildiğinde, mensubu olduğu yüzde 12'lik bir azlık kitlesiyle Esed Khanedânı'nın ve de Baas Partisi kadrolarının kuşatması altında olması, kaçınılmaz gözüküyor ve başka türlü davranmasına Baas ideolojisiyle yetişmiş kadroların ona, mülayemetle hükmetmek için izin vermiyeceği düşünülüyordu.. Ama, o ilk 10 boyunca, Suriye halkının beklemediği bir mülayim yönetim tarzı kurunca, halk kitleleri ona destek verdi.. Bu durum, geçen yıla kadar da böyle bir çizgi izledi.. Daha iki sene önce, Amerikalı bir gazeteciye verdiği mülâkatta, 'Niçin göz doktoru olmayı tercih ettiniz?'  şeklindeki soruya, 'Daha az kan olduğu için..'  diyecek kadar bir mülayemet ruhu taşıdığının mesajını veriyordu..

*

Ve arab diyarlarında diktatörleri arka arkaya deviren kasırgalar ona da ulaşınca.. Ki, ulaşması tabiî idi.. Çünkü, o mülayim idi, ama, sistem aynı sistemdi..

Ama, bugün ortaya koyduğu tablo, Gaddafî'nin Libya'da 42 yıllık çizdiği divâneliğin sonunda bütün ülkeyi küllüğe çevirmesini bile geride bırakacak bir çılgınlık sergilemekte..

Aman Allah'ım.. Göz doktorluğunu, daha az kan olduğu için tercih ettiğini söyleyen bir kimse, bugün, sadece kendisinin değil, babasının siyasetinin, Baas ideolojisi ve partisinin, teşkilatının ve milislerinin ve de mensub olduğu hanedan ile o hanedanın dayandığı yüzde 12'lik küçük bir azlık grubunun 45 yıllık tahakkümünü korumak için, gözünü kırpmadan, herşeyi yakıp yıkıyor.. Âdetâ,  babasının genlerinden nasıl bir tiranlık, kaniçicilik ve canavarlık duygusu tevarus ettiğini göstermek istercesine..

3- Bugün ortaya bir kez daha çıkmıştır ki, Suriye'deki mevcud rejim, normal yollarla hükûmet etme imkânını tamamiyle yitirmiştir.. Beşşar Esed, babası gibi, zulüm yoluyla saltanatını biraz daha uzatacak olsa bile.. Bundan sonra sulh u salâh içinde, huzur içinde hükûmet etmesi imkansızdır..

Çünkü, her ülkede varolabilecek bazı terör veya ısyan odaklarına karşı güvenlik tedbiri almak adına yaptıkları, öldürttüğü binlerce, onbinlerce insanın kanı onu terketmiyecek ve mazlumların geride bıraktıklarının aahh'ları, hışm ve gazabları, ona huzur vermiyecek; rüyalarını bile kabuslar basacak ve bombardıman ederek baştanbaşa harabeye çevirdiği şehirlerin korkunç silueti üzerine bir umacı, bir gulyabanî gibi ömrünün sonuna kadar takib edecektir..

4- Hele de, iletişim imkanlarının bu kadar geliştiği zamanımızda, bir çok gerçekler yöneten güçler  tarafından  gizlense bile, diktatörlükler, kandökücülükler bütünüyle gizlenemiyor ve ortaya yine de yığınla izler, işaretler çıkabiliyor..

Yazının Devamı… 

HABERE YORUM KAT