Herkesun bir CHP’si var, durur içerusunda

01.02.2013 07:08

Melih Altınok

Gün geçmiyor ki, yine bir “yeni CHP seferberliği”yle karşı karşıya kalmayalım sayın seyirciler.

İlk ve en şiddetlisine, 2010 ortalarında şahit olmuştuk.

Önlerinde referandum ve genel seçim olan Ergenekon çevreleri, bir devirme ve cilalama operasyonu gerçekleştirmişlerdi. Baykal yönetimindeki CHP’nin AK Parti karşısına çıkmayacağını bildikleri için Kılıçdaroğlu’nu zembille başa getirdiler.

Bendeniz o günlerde “Kılıçdaroğlu her derde deva terramisin midir” başlıklı yazılar yazıyordum. Partinin devletçi, milliyetçi, içe kapanmacı, ontolojisinin yanı sıra buna uygun edimlerini gözardı edemeyeceğimi söylüyordum. Sırf iktidardaki parti gibi dindar olmadığı için CHP’yi destekleyemeyeceğimi yazıyordum.

Yapılan reformların ve ülkedeki değişimin hakkını rakı masalarında verirken, köşelerinde “Aman AKP’li demesinler” refleksiyle hareket eden kalemlere ise gün doğmuştu.

Hürriyet’i ve böyle sola böyle Radikal’i, devlet kuran değil, devletin kurduğu CHP’yi “Çok çalışacağız”, “Hedefimiz yüzde 40” manşetleriyle selamlıyorlardı.

“Bizimkiler” ise “Yetmez ama evet” dedikleri hâlde CHP’nin MHP’nin dümen suyundaki hayır kampanyasına aldırmadılar.

İstanbul sermayesinin, merkez medyanın, Karargâh’ın vs. desteğinin yanı sıra Ergenekon’un parti içindeki müdahalelerini umursamadan umut dolu yazılar yazdılar.

Bereket kimse onları dinlemedi de bugün bile övündüğümüz referandumdan demokrasimiz kazançlı çıktı.

Ama statükonun savaşı bitmemişti. Tabii ki, üç beş yıldır “solcu olmayan” siyasal iktidarı reformlarından ötürü alkışlayan ve karizmayı çizdirip makyaj peşinde koşan araftakilerin umudu da.

Kapıda Haziran 2011 genel seçimleri vardı.

Bizimkiler, bu kez de Demirel-Koç işbirliğiyle tavsiye edilen tutuklu Ergenekon sanıklarının CHP’den aday olmasına karşın partinin kredi notunu alabildiğine yükselttiler.

Ama özgürlükçü solcular ve liberaller yine onları dinlememişti. Partinin seçimlerde MHP ekseninde yürüttüğü “açılım ihaneti” propagandası tutmadı. Sınırlı sayıda Ergenekon sanığı CHP listelerinden vekil seçilebildi.

Yine mi olmadı yoksa?

Şimdi CHP’de yine bir kriz var.

Ve CHP’li Birgül Ayman Güler’in lamı cimi yok, Türkler karşısında Kürtleri ikinci sınıf saydığı ırkçı açıklaması üzerine bonkör bankerler yine sahnede.

Güler’in sözlerinin ardından önce “Kılıçdaroğlu cevabını verir” dediler. “Genel Başkan yönetimden ulusalcıların temizleyecek” kulisleri yazdılar. Tepki istifalarının artarak süreceğini söylediler.

Olmadı. Genel Başkan çıkıp Güler’i sahiplendi. “CHP Milliyetçi ve ulusalcı bir partidir” buyurdu. Sanki sorun Güler’in bu sözlerinin “bilimsel” olması ve “cahil halkın” yanlış anlamasıymış gibi, “Burası üniversite kürsüsü değil, dikkatli olun” dedi. Basını suçladı vs.

Kayda değer bir istifa da gelmedi. Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Ergün falan yerli yerindeler maşallah.

Ya da sanki ırkçılık yapan ve ona sahip çıkan CHP ve bir vekili değilmiş gibi, “AK Parti’ye faşist diyebilir misiniz” diye soruyor bazı dostlar da. Yahu faşiste faşist demekten hiç gocunmadık da, CHP faşistlik yapınca AK Parti’ye niçin faşist diyelim, onu anlamadık?

CHP’nin seçmen sosyolojisinin aslında Birgül Hanım’ın ırkçı çıkışına uygun olmadığını söyleyen arkadaşlarımıza ise Cem Yılmaz’ın sözleriyle seslenmek isterim.

“Hepimiz cips yiyen insanlarız, lütfen birbirimizi kandırmayalım!”

Zira partinin tabanındaki tıpkı Kürtler gibi tarih boyunca ezilmiş, katledilmiş dezavantajlı kesimlerinin bile Güler’in görüşlerine çok uzak olmadığını görmek için alelade bir saha çalışması yeter de artar.

Vallahi Kılıçdaroğlu haklı

Aslında Kılıçdaroğlu dünkü “CHP herkesin kafasına göre tanımladığı parti hâline geldi” yakınmasıyla tartışmaları özetledi.

Sayın Genel Başkan haklı. CHP kurucusu, tarihi, bugünü, felsefesi ve somut icraatlarıyla net olan bir parti.

Ona neredeyse devrimci, reformcu, demokrat ve hatta liberal diyen bizimkilere ne oluyorsa?

Mustafa Kemal’in Türkleri ve Kürtleri eşit gören sözlerini aktaran ve “partinizin kurucusu Atatürk bile sizin gibi değildi” demeye getiren Başbakan da kulak vermeli Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerine.

Zira Başbakan’ın aktardığı bu sözler 1920’ye aitti. Yani Mustafa Kemal’in savaşı kazanmak için Kürtlerin, dindarların desteğine ihtiyaç duyduğu günlerde.

Sayın Başbakanım, tıpkı CHP gibi Atatürk de “herkesin kafasına göre tanımladığı bir idol hâlinde”.

Oysa tüm icraatlarıyla gün gibi ortada duruyor Atatürk.

İsterseniz Mustafa Kemal’in bir de, 1923 darbesinin ardından Kürtlere, dindarlara, solculara, liberallere, kısacası ne kadar “aykırı” kurucu unsur varsa neler ettiğine de bir bakın.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim