1. YAZARLAR

  2. Roni Margulies

  3. ‘Herkes kendini gizlemek zorunda’
Roni Margulies

Roni Margulies

Yazarın Tüm Yazıları >

‘Herkes kendini gizlemek zorunda’

A+A-

“Azınlıkların sığınabilecekleri bir liman vardı, ama 1923’ten sonra Müslümanlara da çok baskı yapılmıştır, Müslüman olarak yaşamak isteyene de zulüm edilmiştir ve sığınacak limanları olmamıştır.”

Konya’da Müslüman sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği ve davetli olduğum seminerlerin başlığı “Birarada yaşam” idi. Tam da biz sosyalistlerin kastettiği anlamda “birarada yaşam”. Konuşmamda, özetle, bu devlet bu Kemalist haliyle varolduğu sürece birarada yaşamın zor olduğunu, hem gayrımüslim hem gayrı Türk azınlıkların birarada yaşamak bir yana dursun, yaşamakta bile zorlandığını anlattım.

Bana yazılı olarak iletilen soru ve görüşlerin ilki yukarıda alıntıladığım ifadeyi içeriyordu. Bir diğeri şöyleydi:

“Devletin gadrine uğramamak için, gayrımüslim azınlıkların sessiz kalmayı tercih ettiğini söylediniz. Biz Müslümanlar da sizden farklı değiliz. Siz devleti ve askeri rahatlıkla eleştiriyorsunuz, ama biz bunu yapamıyoruz. Sonuçta herkes kendini gizlemek zorunda.”

Ne yalan söyleyeyim, o gün dank etti bana. Sünni Müslümanlar arasında ezilmişlik ve dışlanmışlık hissinin bu kadar yaygın olduğunu düşünmemiştim doğrusu. “Vay canına!” dedim içimden, “Müslümanlar da bu durumdaysa, kim kaldı hepimizi bu duruma sokan?”

Derken, hatırlarsınız, Onur Öymen’in Dersim’le ilgili veciz sözleri yankılandı.

Onur Başaran Öymen, devletin gerçekten de başarılı bir yöneticisi. Tanıyanlar, herhalde böyle olacağını baştan tahmin etmiştir. Her açıdan ‘tipik’ bir Cumhuriyet yöneticisi çünkü.

İstanbullu. (İstanbul dediysek, Gazi Mahallesi veya Beylikdüzü filan değil elbet, Başaran Bey Kadıköy doğumlu). Annesi babası öğretmen (Mahmud Münir Bey felsefe, Nebahad Hanım coğrafya öğretmeni). Galatasaray Lisesi’nde ve Ankara Siyasal’da okumuş. Dışişleri Bakanlığı’na girmiş. Emin adımlarla yükselerek Kopenhag ve Bonn’da Büyükelçilik, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı ve nihayet NATO Daimi Temsilciliği yapmış.

Emekli olduğu yıl CHP’den İstanbul milletvekili seçilmiş, ertesi yıl CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevine gelmiş.

Öymen gibi adamlar olmasa, Türkiye devleti ilelebet payidar olamazdı. Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i gençliğe filan değil, bu adamlara bıraktı.

‘Derin devlet’ dendiğinde devletin gizli saklı örgütleri kastedilir ya, asıl derin devlet bu adamlardır. Her koşulda ve sadece devletin bekasını düşünen, tüm hayatlarını buna adamış adamlar. Devleti, sadece devletin çıkarları doğrultusunda yöneten ve sadece kendileri gibi olanların yönetebileceğine inanan adamlar. Bu adamlar için, “vatandaş”, “millet”, “halk” gibi kavramlar devletin bekası için kullanılacak olan kalabalıkları ifade eder sadece.

Ve bu kalabalığın da sadece bir kesimine güvenir bu adamlar, sadece bir kesimini kullanırlar devletin bekası için: Türk, Sünni ve ama laik olan kesim. Bu kesimin de hiçbir hakkı hukuku filan yoktur, ama en azından devletin bekası için kullanılma onuruna sahiptirler.

Geri kalanı ise gereksizdir, tehlikelidir. Mümkün olsa yok edilmeleri tercih-i şayandır, epeyce bir kısmı yok edilmiştir zaten, ama hepsini yok etmek mümkün olamamıştır.

Öymen gibi adamlara Baskın Oran LAHASÜMÜT adını takmıştı: Laik, Hanefi, Sünni, Müslüman, Türk.

Abartmayalım, zaman zaman Lahasümüt olmayanlar da devlet yöneticisi olabiliyor. Ama Lahasümütlüğü benimsemek ve Lahasümüt gibi davranmak koşuluyla. Kemal Kılıçdaroğlu gibi.

Kılıçdaroğlu devlet yöneticisi değil, sadece parti yöneticisi. Ama çakma Lahasümüt olarak geleceği çok parlaktı. Şu Dersim olayında kısaca da olsa çatlak ses çıkardı ya, Lahasümütlüğü tam benimsememiş olduğu ortaya çıktı, artık hiçbir geleceği yok. Ne devlet ne de parti yöneticisi olarak. Dersimli bir Alevi için Lahasümüt taklidi yapmanın cezası gerçek Lahasümütlerin gözünde çok ağırdır.

Farkettiniz ama, değil mi? Dersim katliamı hakkında kapak kaldırıldığında ortaya dökülenlere hiç kimse şaşırmadı. Kimse “Yok yahu! Vay be!” filan demedi. Herkes biliyor çünkü. Ermeni katliamını da herkes biliyor, diğer katliamları da. Toplumsal bellek unutmaz. Ses çıkarmayabilir, itiraz etmeye gücü yetmeyebilir. Ama unutmaz.

On yıldır yaşadığımız sürecin sonucunda, Genelkurmay ve Ergenekon ve CHP ve devletin tüm organları ne kadar uğraşırsa uğraşsın, artık zaten unutturmak mümkün değil.

Öymengillerin iktidarı tehlikede. Onun için darbe ve katliam planları yapıyorlar. Onun için ‘kozmik’ odaları var. Onun için Kadir Kayan gibi cesur hâkimlere ‘taciz takibi’ yapıyorlar.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT