1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Her yol, Ergenekon’a çıkıyor!
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Her yol, Ergenekon’a çıkıyor!

A+A-

Güngören’deki patlama sonrasında ne diyorlar, “Ergenekon ile uğraşırken, PKK takip edilemedi.. Güngören’de şu kadar canımız gitti.”

Onlar bunu söylüyorlar da, onların böyle yorum yapacağını, bombayı patlattıranlar bilmiyorlar mı?

Bilmez olurlar mı hiç!

Biliyorlar!

Bombayı da onun için; öyle yorum yapılması için   patlatıyorlar zaten!

O halde, bombayı görüntüde kim patlatırsa patlatsın, sorumluluğu Ergenekon’dadır..

“2455 sayfalık iddianameyi, ne zaman okudunuz da yorum yapıyorsunuz” deniliyordu, şimdi iddianamenin tamamını okuyacak kadar süre geçti ya.. Şimdi iddianame tamamen okunduktan sonra yapılacak yorumlar başlayacaktı, araya Güngören patlaması giriverdi.. Böylelikle,  Ergenekon iddianamesi ikinci, üçüncü plana itildi. Artık herkes, onlarca derin olayı değil, patlatılan bir bombayı konuşuyor.

Gözlerden kaçırılan, Ergenekon’un yüzlerce bombası..

Konuşulan Güngören patlaması..

O halde, Güngören’deki patlamaların da sorumlusu Ergenekon’dur..

“Canım insaf edin. Her olay da böyle komplo mantığı ile yorumlanmaz ki!” diyecekler..

Doğrudur, komplo yorumlamalarında aşırıya kaçmamak, her olayda bir başka parmak aramamak gerekir. Ama “derin işler”in doğası, arkasında başka bir parmak aramayı gerektiriyor. Güneydoğu’da bile çözülen bir örgütün, bugün büyükşehirde eylem yaptığı iddia ediliyorsa, burada o örgüt lehine lokal bir güçlendirme olduğu açık değil mi?

Adeta hormonlanmış, dışarıdan destekle büyütülmüş bir güçle karşı karşıya olduğumuz açık değil mi?

Kaldı ki, “Her olayın arkasında komplo mantığı ile bir şeyler aramayın” diyenler, 2 sene önce de, Danıştay cinayeti için “Katil ortada işte. Daha arkasında neyi arıyorsunuz?” diyerek itiraz etmiyorlar mıydı?

“Danıştay cinayetinin dini gayelerle değil, provokasyon amacıyla işlendiği” tezine, “hayali iddialar” demiyorlar mıydı?

Ergenekon iddianamesi ile şimdi açıklığa kavuştu ki, Danıştay cinayeti, hiç de öyle dışarıdan göründüğü gibi, katilin “Başörtü yasağı lehine karar verildiği için gerçekleştirdim” açıklamasına paralel bir eylem değil..

Ergenekon iddianamesini okudukça, benzer ilişkileri tekrar tekrar görüyoruz zaten..

Dolayısıyla, Güngören’deki patlamayı, PKK açıkça üstlense bile, ben yine Ergenekon diyeceğim..

Önyargımdan değil.

Ergenekon iddianamesindeki somut olaylardan dolayı..

Bakın, terör örgütünün elebaşı, iddianameye geçen bir anlatımında neler söylüyor: “Şam’da kaldığım dönemde yanıma gelen bazı kişiler, ‘Biz Tansu Çiller’i öldürelim, sorumluluğu siz üstlenin’ diye teklifte bulundular. Ben bu teklifi kabul etmedim.”

Şimdi söyler misiniz, Ergenekon iddianamesinde bunu okuduktan sonra, Güngören’deki patlamayı PKK üstlense ne yazar ki?

Sonuçta, patlamayı üstlendiğini iddia eden PKK bildirisini açıklayacak adamı tavlamaya bakar!

Bu avlama ne karşılığında olur, yine Ergenekon iddianamesini okuyunca görüyoruz.

Özel KuvvetlerKomutanlığı görevlisinin, Apo’nun avukatına söyledikleri: “Açıktan ilişki olmaz. Bu ilişkiyi kabul etmeye kamuoyu henüz hazır değil. Şemdin Sakık’la da ilişkimiz vardı. Çok iyiydi. Yeşil kanalıyla silah alışverişi yapanlar da vardı.”

Görüyorsunuz işte, sonuçta tüm yollar, Ergenekon’a çıkar!

Aksini mi söylüyorsunuz, o zaman siz izah edin şu olayları:

Gazi Mahallesi’nde bir kahvehane taranıyor, failler bir türlü yakalanamıyor!

Behçet Cantürk, yakın ilişkide olduğu, görüştüğü kişiler (Susurluk bağlantılı) tarafından öldürülüyor.

Ömer Faruk Topal isimli kumarhaneci, iş arkadaşları tarafından (Susurluk’ta ismi geçen) öldürtülüyor, mahkeme, birçok delile rağmen sanıkları beraat ettiriyor. Beraat ettiren hakim, ara sıra Cumhuriyet’te, hukuktan bahseden yazılar döktürüyor!

Sabancı İş Merkezi’nde, cinayet işleniyor. Cinayetin bir numaralı sanığının, emniyet müdür yardımcısının referansı ile işe girdiği ortaya çıkıyor!

O emniyet müdür yardımcısı, Abdullah Çatlı ile birlikte, Susurluk kazasında ölüyor! Ve o araçta, susturuculu silah çıkıyor!

Bunlar, uzun yıllar öncelerin olayları. Yakın geçmişte Şemdinli’de yaşanan neydi?

İki astsubay, bagajda keleş ve el bombaları ile keşifteler.. PKK ile irtibatlı bir kişi hakkında bilgi topluyorlarmış... Birdenbire bom..

Bagajdaki keleş ile el bombaları ne içindi acaba?

Buyrun izah edin bu olayları.. İzah edin ki, sizin yorumunuzu kabul edeyim.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT