1. YAZARLAR

  2. Perihan Mağden

  3. Her Türk savcı doğar
Perihan Mağden

Perihan Mağden

Yazarın Tüm Yazıları >

Her Türk savcı doğar

A+A-

Zavallı AK Particik en en en ummadığı zamanda herhalde yedi Sivil Darbe Tokadını. Tokat; kanuni mi? Kanuni!
Öyle bir 'Kanunları En Tıkız/Kabızından Yorumla-Buluttan Nem Kap-Sen İn İyisi Davayı (sicilin için de iyi olur) Mutlaka Aç' savcılık/savcılar/alikırankanunkesenler sistemi haline gelmiş(ti) ki Hukuk Sistemimiz.
Buna 'Hukuk Sistemi' değil de, bire bir uygulanası/primitif/kısan-kasan-daraltan yorumlara en müsait 'Kanunlar Silsilesi' diyebiliriz ancak.
Bi şarkıcı bi mankene "Devede de boy var" mı dedi? Gelsin taksimetreyi, pardon kanunmetreyi, ÜÇ YIL HAPİS'ten açan savcılar.
Önlerine gelen herrr davayı 3 yıldan açınca içleri rahat ediyor/vazifelerini yerine getirmiş addediyorlar/artı kendilerine Süper 1 Güç vehmediyor- Türk Savcıları! Durum böyle.
301'den 318'lerden olmadık 'okumalarla' açılmış bulunan mahkemelerimiz Ergenekon Çocukları'nca basılıp analarımız ağlarken de; gıkları çıkmadı. 'Bana uzak yılan bin yargılansın' havasında mıydı, neydi AKP?
İşte sen Hukuk'un yerine; ordan bi revizyon/ burdan bi dikiş/burdan bi teğel hiç olmadığı kadar zımbır zımbır 1 Kanunlar Silsilesi'ni ikâme edersen, en basitinden karmaşığına davalar için 1 Savcılar+Hâkimler (Keyfi) İmparatorluğu'nun inayetine, vatandaşlarını terk edersen-
İşte aynı Savcılar+Hâkimler İmparatorluğu ennnn münasebetsiz uçlara çekme hakkını kendilerine ferah fücur tanıyan/upuzun/saçma sapan 'kalemlenmiş' kanunlarıyla, senin de karşına dikiliverirler. Bugün Türkiye'de hukuk yoktur!
Zira alabildiğine şahsileşmiş/şahsileştirilmiş bir 'Al bakalım çık bu kanunların içinden' düzeni, hatta düzeneği kuruludur.
Kalkar 1 Türkiye Cumhuriyeti Savcısı, öyle bir özgürlüklerden/haktan/hukuktan yana mütalaa verir ki, gözleriniz yaşarır Metnin Güzelliği'nden.
Sonra kalkar Aynı İnsan, başka bir davada, yazdıklarınızı bağlamından koparır atar, umulmadık iki satırınız için bir yıl altı ay hapsinizi ister!
Türk Hukuku'nun pençelerine teslim edilmiş olanlar (mesela: ben) HANGİ hâkime, HANGİ savcıya, HANGİ davada düşeceğiniz SONSUZ PİYANGOSU'yla sürekli huzursuz/tedirgin, dahası güvensiz bir yaşama mahkûm edilirsiniz-
Bana inanın (aynı doktorlar gibi) Dünyanın En İyi Savcı ve Hâkimleri de bu topraklarda mevcuttur. Dünyanın En Berbath Savcı ve Hâkimleri de. Denge giderek ikinci grup lehine bozulmaktadır. Durum, kanunların kısıtlayıcı yazılımları/yoruma her ucundan açıklıkları nedeniyle giderek çekilmezleşmektedir.
Burada: SORUN Hukuk Sistemimiz'in bu denli hâkim ve savcılarımızın bireysel farklarına dayalı olmasıdır. Oysa bu böyle olmamalıdır!
Evinizi boyatırken iyi badanacıya ya da kötü badanacıya düşebilirsiniz. Fakat davanız görülürken ASGARİ BİR NESNELLİK beklemek, en temel hakkınızdır.
Bizler nasıl Hakiki Bir Demokrasi'de yaşamıyorsak, yaşatılmıyorsak, buna layık bir türlü görülmüyorsak; maalesef ve maalesef (son majör örnekte de gördüğümüz üzre) Hakiki Bir Hukuk Devleti'nde de yaşamıyoruz. Yaşatılmıyoruz.
Zavallı AK Particik, DTP'nin kapatılma davasında susss pusss olduğu için utanç duyuyor mudur acaba şimdi? Tayyip Erdoğan, DTP'ye bir randevuyu çok görmesinin utancını/vebalini ciğerlerinde (bir köşesinde olsun) duyuyor mudur?
BendenÖtesiTufan Partisi, dikkâtini o denli (varsaydığı) 'Taban Arzuları'na ve de Büyük Potansiyel Darbe Tehlikesi'nin karşısında 'Türk Ordusuyla Baldantatlı Âlâkalar'a vermişti ki-
Türk Ordusu'nun Sivil Bürokratik Eliti'yle nasıl bir kopmaz/koparılamaz/ayrılamaz bütün olduğunu değerlendiremedi.
"Kuzey Irak'a ne idüğü belirsiz/büyük bir İNSAN, para, kaynak 'sarfiyatına' yol açacak, çocuklarımızı (karşılıklı) boğaz hizasına kadar karda tavşanlar gibi avlatacak Kara Harekâtı mı dediniz? Emriniz olur paşam!"
"Bakın 301'e bi türlü sırayı getirmiyoruz. DTP'ye bi randevuyu çok görüyoruz. Diyarbakır'a gidip 'Bekâra karı boşamak kolaydır'ı çekebiliyoruz. MHP'den bile valla billa milliyetçiyiz. Biz sizin yanı başınızda (canı gönülden) Kara Harekâtımız'ı destekleyip onların eleştirilerine dahi göğsümüzü siper edebiliyoruz. 12 Eylül'ün Devvv Eseri Kanunlar Silsilesi'ne (Anayasa da deniyor) dokunmadığımız gibi, bi maddeyi değiştirme cüretini gösterirsek, beş beterini başka maddelerin içine gizleriz. Bu memlekete düşünce ve ifade özgürlüğünün gelmemesi için ayağımızı bakın ne güzel sürteriz."
AKP, bu güzellemeleri/sağırlamaları yapmakla nasıl da meşgul iken Askeriyemiz'e-
Yahu bizde Askeriye bir tane değil ki!
Al sana Sivil Askeriye.
'Her Türk Asker Doğar' derken tam da kast edilen sanırım budur. 'Her Türk (savcısıyla/hâkimiyle/elçisiyle: Sivil Elitiyle) darbeci doğar.'
Anlıyordur şimdi AKP. Ya da hâlâ folklör yapıyordur. Ayet okuyordur. Vesaire

Radikal gazetesi

YAZIYA YORUM KAT