1. YAZARLAR

  2. Salih Tuna

  3. Her kılığa girin buna girmeyin!
Salih Tuna

Salih Tuna

Yazarın Tüm Yazıları >

Her kılığa girin buna girmeyin!

A+A-

Ayşe Arman bacımızın sayesinde kılık değiştirmek bi ufaktan moda oldu ya, acayip canım çekti benim de.

Lakin hangi kılığa girecektim?

CHP'li kılığına giremezdim.

Engin Ardıç erken davranmış; kendi hesabına bütün bir seneyi kurtarabilecek güzellikte bir yazıyla CHP'li kılığına girmişti.

Bekir Coşkun kılığına da giremezdim.

Her şeyden evvel köpek fobim engeldi buna.

Ahmet Hakan kılığına gireyim, dedim. Şappadak vazgeçtim.

Risk büyüktü çünkü!

Elemanımız tam o sırada Ahmet Arsan kılığına girmekle meşgul olabilir; talihsiz yazarınız da, Ahmet Hakan yerine yanlışlıkla Ahmet Arsan'a girebilirdi.

Tevafukla kılığa girmek olmaz; zira ademoğlu yaratılış itibariyle, nereye girdiğini bilmezse randıman alamaz.

Çaresizdim!..

Aklıma Ertuğrul Bey'ciğim geldi.

Yazık ki yazık; onun kadar seri ve kıvrak değildim!

Bir gün demokrat, bir gün “darbesevici” olabilecek kadar hızlı “kılık” değiştiremezdim.

Farzımuhal, bugünlerde İmralı'yla büyük mutabakat arayan halinden, (birdenbire) “Kapınıza çarpı işareti koyulmadı; kıymetini bilin!..” haline rücu ederse, ofsayda düşeceğim kesindi.

Ertuğrul Bey'ciğimin kıvraklığına ayak uyduramayacağım için kılığına girmeye cesaret edemedim.

Ama…

Pes etmedim!

Başka arayışlara yöneldim.

Hatta…

Oray Eğin kılığına girmeyi düşünebilecek kadar bir an gözümü kararttım.

Şükür ki şükür, iş işten geçmeden kendime geldim.

En kötü karar karasızlıktan iyidir düşüncesiyle, bir hobi olarak bile ilgimi çekmeyen İsmet Berkan kılığına girmeye karar verdim.

Ne ki, karar verir vermez çok tuhaf bir şey oldu; gaipten sesler duymaya başladım:

“Dünya dışı varlıkların insan formuna girdiklerini biliyoruz… Belirli misyonu olan bu varlıkların insan suretine girerek aramıza karıştığını tahmin ediyoruz…” gibi lakırdılar beynimin içinde yankılanıyordu.

“UFO”cu Haktan Akdoğan'dan duymaya alışık olduğumuz bu sözlerin adeta istilasına uğramıştım.

“Euzübesmele” çektim, “ayetelkürsi” okudum, da, çok şükür “suhulete” kavuştum.

Bir daha İsmet Berkan kılığına girmeyi tasarlamak mı!..Aman diyeyim!..

Bu adamda bir tuhaflık var. Ertuğrul Bey'ciğim tevekkeli “filozof” dememiş ona.

Sonra…

Uğur Dündar kılığına girmeye niyetlendim; lakin “Vakit”ten tırstım.

Ahmet Altan kılığına girmeye de, ne yalan söyleyeyim, üşendim! Roman yazmak, 24 saat demokrat kalmak hadi neyse de, bu saatten sonra “kadın ruhundan anlamak”la uğraşamazdım!

Uzun lafın kısası; gün akşam olmuş yine “boşta kalmıştım.”

Şu Allah'ın hikmetine bakın ki; kılık değiştirmekten umudumu tastamam yitirmek üzereyken, “boşta kalmak” ifadesi sayesinde bir mucize gerçekleşti.

Bu ifade işsizliği çağrıştırdı. İşsizlik de, milyonlarca işsizi.

Tahmin edeceğiniz gibi bir işsizin kılığına girdim…

Adı Şeref, üç çocuğu var, ev kira. 17 aydır çalmadık kapı bırakmamış; iş yok, güç yok!

Üstelik uçan kuşa borcu var!

Söz verdiği halde kaç aydır bir çift ayakkabı alamamış oğluna!

Geçen gün komşunun kızından görüp “yağlan ekmek” isteyen küçük kızını, “akşama” vaadiyle avutsa da annesi…

Şeref için akşam, her zamanki kadar akşam…

Evde ne bir gram yağ kaldı, ne alacak para.

Velhasıl…

Çocuklarının yüzüne bakacak yüzü kalmamış. Güneş doğmadan atıyor kendini sokaklara…

“Benden buraya kadar Şeref!” dedim, “Hadi bana eyvallah!..”

Sokak sokak dolaşamayız seninle!

Avare değiliz, gündemimiz çok yoğun:

Ergenekon, HSYK, “Kürt Sorunu”, AB, demokrasi, laiklik, “bizim mahalle”, “karşı mahalle” ve ayakkabı markası…

Kılık değiştirmek de bir yere kadar.

Hele Şeref'in kılığına girmek; aman Allah saklasın!..

Siz siz olun, Mehmet Yakup Yılmaz'ın, Haydar Dümen'in hatta bizzat Ayşe Arman'ın kılığına girin, sakın ola bir işsizin kılığına girmeyin.

Yahu Şeref bu ne ya!

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT