Her gün "Barışa Tecavüz" edilen bir ülkede yaşamak

18.04.2008 06:20

Koray Düzgören

31 Mart günü Gebze'de ırzına geçilerek öldürülen Giuseppina Pasqualino di Marineo adlı İtalyan sanatçının (Ülkesinde Pippa Bacca adıyla tanınıyor)

katledilmesiyle ilgili birçok haber yapıldı. Yazılar yazıldı.

Bunların hemen hepsini okudum.

İçlerinde beni en fazla etkileyeni Mithat Sancar'ın 17 Nisan'da Birgün Gazetesi'nde çıkan yazısı oldu.

Yukardaki başlığı da onun yazısından esinlenerek koydum.

Ben de ülkemizde barışa hemen hergün tecavüz edildiğini düşünenlerdenim.

Ülkemizde yıllardır devam edip giden savaşı, insan hakları ihlallerini ve insani değerlere yönelik her türlü hoyratlığı olağan karşılayan, hatta teşvik eden bir ortamda barış kavramının tecavüzle birlikte anılmasından daha doğal ne olabilir.

Lafı uzatmadan Sancar'ın yazısına dönmek istiyorum. ( Kısaltmalardan ötürü sayın yazarın bizi bağışlayacağını umuyorum)

"Adı, Giuseppina Pasqualino di Marineo.

(…) 33 yaşında bir sanatçı. "Gelinler Seyahatte" projesi kapsamında, sanatçı arkadaşı Silvia Moro'yla yollara düşmüş. Amaçları, "dünya barışına sanatsal etkinlikle katkıda bulunmak".

(…) Pippa, 31 Mart'ta Gebze civarında kayboluyor. Günler sonra, "bir çukurda ölü ve çıplak" bulunuyor; tecavüz edilmiş ve öldürülmüş. Fotoğrafları var gazetelerde; beyaz bir güvercine benziyor, ışıl ışıl gülümsüyor. Herhalde o da, yola çıkarken "bu ülkede güvercinlere dokunulmayacağına" inanmıştı; tıpkı Hrant gibi. O baharlar saçan gülümsemesi, hiç tedirginlik duymadığını gösteriyor.

Bedeni talan edilmiş, ruhu yağmalanmış, boğazı sıkılmış, gelinliğine al kanlar çalınmış. Yıllardır bu ülkede "barış"ın başına gelenler, onu da bulmuş. Bir çukurda ölü ve çıplak. Tarifsiz bir keder, kapkara bir utanç.

(…) O günkü gazetelerin başlıklarına göz atıyorum. "Barışa tecavüz" diye manşet atmış Posta. Ödünç alıyorum bu başlığı, duygularımı tamı tamına yansıttığı için.

(…) Çoğunda bunun ülke adına bir utanç olduğu vurgulanmış.

Hürriyet de, manşetten vermiş haberi. Ama öyle bir vermiş ki, başlığı okuyunca öfke duymamak imkansız. Pippa'nın kız kardeşinin sözlerinden ayıkladığı bir cümleyi öne çıkarmış ve demiş ki: "Kötü insanlar her yerde var." Yani hiçbirimizin suçu yok!

Yani bir Türk, dünyanın neresinde olursa olsun "iyi bir şeyler" yapınca, bu gurur hepimizin; ama "kötü bir şey" yapınca, bizimle ilgisi yok! Yani gurur ortak, utanç münferit! Ne kadar çirkin bir milliyetçilik bu, nasıl pervasız bir sinizm! Acıyı anlamak ve utancı kabul etmek yerine, kendini aklama çabasına düşmenin zavallılığı. Bu tür olaylara çanak tuttuğunu bilmekten kaynaklanan bir suçluluk itirafı, suçüstü yakalanmış olmanın saklanamayan telaşı!

"Sabıkalı bir sapık"ın işi diyerek, kimse sıyrılmaya çalışmasın bu çirkeften. Bugün utanç duyduğunu ima eden gazetelerin bir kısmı, (…) televizyonlar; erkek egemen düzeninin dışına çıkmış, özgürlüğe yelken açmış kadınları "hafiflik"le damgalayan, hele de özgür yabancı kadınları, "güçlü Türk erkeği"nin her türlü tasarrufuna açık seks objeleri olarak sunan kaç haber yaptıklarını sorgulasınlar.

Tecavüze uğrayan, tecavüzle birlikte katledilen yabancı ve yerli kadınların sayısını araştırsınlar. Kadının en ufak bir özgür tavrının, kaç mahkeme kararında tecavüzde hafifletici neden sayıldığını bulup çıkarsınlar. Özgürlük arayan kadınların hayatına "namus adına" nasıl kıyıldığını anlatsınlar. Bu ülkede özgürlük yürüyüşünü bir de barış talebiyle bütünleştiren kadınlara nasıl muamele edildiğini saklamasınlar.

(…) Bugün bu olaydan infial duyduğunu söyleyen muktedirler; o pek övündükleri "güçlü Türk erkeği" tavırlarıyla, barışa ve özgürlüğe kast eden hoyrat iktidar dilleriyle, vatan ve devlet adına yapılan işkence ve tecavüzleri örtbas eden ve/veya örtbas edenleri kollayan politikalarıyla Pippa'nın kurban gittiği bu vahşet arasında hiçbir bağlantı olmadığına inanıyorlar mı?

Erkek iktidarı ve şiddeti üzerine kurulu bu düzenden salt erkek oldukları için doğrudan ya da dolaylı bir şekilde nemalanan bütün erkekler; hangi niyetle olursa olsun bu gibi durumlarda kurbanın/mağdurun rolünü sorguladıklarında, mesela Pippa'nın tedbirsizliğinden söz ettiklerinde,

(..) bu vahşeti yaratan bataklığı beslediklerini ve onun bir parçası haline geldiklerini düşünmüyorlar mı?

Bugün bu olayı bir utanç olarak niteleyen herkese düşen bir görev var: Bu vahşetleri yaratan, hatta normalleştiren toplumsal şartlarla, siyasal zihniyetle, iktidar yapılarıyla, egemen kültür ve ahlâkla yüzleşmek ve hesaplaşmak. İşte ancak o zaman bu utanç bir şeylerin değişmesine vesile olur.

Pippa, "barış" adına yola çıkmış özgür bir kadındı. Birazcık bir araştırmayla, bu ülkede özgürlüğün ve kadınlığın ne kadar zahmetli ve "barış" sözcüğünün ne kadar tehlikeli olduğunu öğrenebilirdi. Belki de öğrenmişti. Bu ülkede barış diye yollara çıkanların, bugün utanç bildiren basının ve yetkililerin diliyle ve eliyle nasıl lanetlendiğini, nasıl "kanı helal" hale getirildiğini de biliyordu belki.

Hrant'ın kaldırımda yatan cansız bedeninin fotoğraflarını da görmüştü ihtimal. Ama o bir "beyaz güvercin"di ve "güvercinlerin öldürülmeyeceğine" inanmıştı. Bu ülkede bir güvercinin ancak bir kere katledilebileceğini, bunun "münferit" olduğunu ve bir başka güvercine artık dokunulmayacağını düşünmüştü yüreğinin bütün duruluğuyla.

Ah sevgili Pippa, gülüşün kanatıyor yüreğimi. Elimde değil, Hrant'ın gülüşünü hatırlıyorum sana baktıkça!

Güle güle kardeşim ve selam söyle lütfen Hrant kardeşimize!"

Yeni Şafak gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim