1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Karaman

  3. Hem İslam'ı bilmiyorlar hem de demokrat değiller
Hayrettin Karaman

Hayrettin Karaman

Yazarın Tüm Yazıları >

Hem İslam'ı bilmiyorlar hem de demokrat değiller

A+A-

Yeni keşfetmiş gibi veya suçüstü yakalamış edası içinde yahut belli mercilere suç duyurusunda bulunma vazifesini yerine getirmek için yahut da ilgi çekerek daha çok gazete satmak ve para kazanmak maksadıyla böyle yapıyorlar.

Ne imiş, Diyanet sitesinde "flört zinadır, dil, ağız, göz zinası vardır" diye yazmışlar.

Bu haberin veriliş tarzı ve satır araları şunu söylüyor: İslam'da böyle bir hüküm vardır veya yoktur; olsun olmasın Diyanet'in vazifesi, böyle şeyleri açıklamamaktır; çünkü biz bunlardan hoşlanmıyoruz, bunları saçma buluyoruz, bizim hayat tarzımıza ters düşüyor…

Ben de başlıkta ne diyorum?

"Bunlar hem İslam'ı bilmiyorlar, hem de demokrat değiller" diyorum.

İslam'ı bilselerdi hem dinde hem de gelenekte erkeğin kadına bakması, dokunması, öpmesi, tenha yerlerde baş başa kalmaları gibi konularda sınırların bulunduğunu, asırlardır Müslümanların bunlara riayet ettiklerini, etmeyenlere iyi gözle bakmadıklarını bilirlerdi.

Ayrıca muteber kaynaklarda Peygamberimiz'in (s.a.) "Gözün zinasının şehvetle bakmak, elin zinasının şehvetle dokunmak, ayağın zinasının kötü maksatla kadına doğru yürümek, dilin zinasının ilişki üzerine konuşmak, ağzın zinasının öpmek… olduğunu, kalbin (nefsin) zinaya meylettiğini, arzuladığını, organların ise buna uyduğunu veya uymadığını" açıkladığını bilirlerdi.

İnanmayı tanısalardı bunca inanan insana İslam'ı açıklayan Diyanet'in başka türlü hareket edemeyeceğini, ederse yok olacağını bilirlerdi.

Bütün bunları bilen, bilmesi gereken okur yazarlar böyle haberler yapmazlardı.

Evet bunlar demokrat da değiller.

Burada demokrat kelimesinden şunu kastediyorum: İnsan haklarına saygılı, farklılığa tahammül eden, kendi inancını ve hayat tarzını başkalarına dayatmayan.

Bunlar insan haklarına saygılı değiller. Saygılı olsalardı din özgürlüğü ile ilgili bağlayıcı kurallar içinde "inanma, inandığını açıklama ve uygulama" hakkının da bulunduğunu bilir ve buna göre davranırlardı.

Farklılığa tahammül edemiyorlar. Bunu içlerinden bazıları açıkça söylüyor (Mesela "bir İmam Hatipli'nin başbakan olmasını içime sindiremiyorum" diyor), bazıları da üstü kapalı veya davranışlarıyla ifade ediyorlar. Herkesin kendileri gibi inanmasını, yaşamasını, görünmesini ve düşünmesini istiyorlar; istemekle kalmıyor buna zorluyorlar.

Evet hadislerde "dil, ağız, ayak, el, göz, ağız…" zinasından söz edilmiştir. Elbette bunlar, cinsel temas manasında "gerçek zina" değildir, mecazidir, "günahtır ve zinaya götürebilir" manasında ifade edilmiştir. İslam hukukunda da bu fiillere uygulanan yaptırım, gerçek manada zinaya uygulanan yaptırım değildir. Ama sonuçta bunların da zina gibi kötü bir davranış olduğu ifade edilmiş ve uzak durulması istenmiştir.

Şimdi inanan ve inancına göre yaşamak isteyen bunlara uyar, inanmayan ve istemeyen de uymaz. Birileri istemiyor diye bunları Diyanet de, hocalar da değiştiremezler, gizleyemezler.

Hep uzlaşmadan, yumuşak yaklaşmadan söz ediliyor. Peki on sekiz yaşını doldurmuş ve birbiri ile evli olmayan kız ve erkeklerin isteyerek cinsel ilişki kurmalarına zina demeyen, bu ilişkiyi ayıp, günah ve suç saymayan, eşcinselliği tabii gören insanlarla nasıl uzlaşılacak veya bunlara nasıl "yumuşak" yaklaşılacak?

Çareyi kırk kere söyledik, bir daha tekrar edelim:

Böyle bir dünyada, ülkede, toplum içinde yapılabilecek şey herkesin kendi inancını ve hayat tarzını koruma hakkını tanımak ve farklıların birbirine tahammül etmeleridir. Tahammülün ötesinde bir "sempati, kabul, hatta hoşgörü" beklenemez.

Yeni Şafak gazetesi

YAZIYA YORUM KAT