Hem dindar hem laik; hem inançlı hem hoşgörülü

13.03.2008 04:08

Mümtazer Türköne

Ferhat Kentel, Türkiye'nin parmakla gösterilecek sosyologlarından biri. Gündelik hayatın sosyolojisinden ideolojik akımlara ve büyük teorilere uzanan çetrefil yolu avucunun içi gibi biliyor.

Ahmet Demirel, yıllarca saha araştırmaları ile haşır-neşir olmuş, özellikle Cumhuriyet Tarihi üzerine emek mahsulü çalışmalarıyla tanınan bir siyaset bilimci. Bu iki değerli bilim adamı ile birlikte, din eksenli tartışmalara ışık tutacak önemli bir araştırma yürüttük. Çokça spekülasyona konu olan, halk adına ve halk yerine efsanelerin üretildiği ve herkesin "halk böyle düşünüyor" diye ahkâm kestiği kritik bir alanı, temsil edici bir saha araştırması ile merceğin altına yatırdık. VERİTAŞ, araştırma şirketi, 4.500 kişiye ulaşarak araştırmayı uyguladı. Sonuçlar dünden itibaren Star Gazetesi'nde yayımlanıyor.

Türkiye'de din eksenli tüketici siyasî tartışmaların, fasit bir daire içinde dönmesinin, sürekli başladığımız noktaya gelmemizin araştırmamızın da gösterdiği çok esaslı bir sebebi var. Hakim seçkin kültürü, dindarlığın doğasını kavrayamıyor. Dindarlık, genel kabul gören biçimi ile laik bir siyasal düzene karşı tehdit olarak algılanıyor. Toplumda dindarlık eğilimlerinin artmasının, dinin siyasal alana müdahalesine yol açacağı öngörülüyor. Yine dindarlığın artmasının, farklı inanç ve hayat biçimlerine karşı hoşgörüyü azaltacağından, toplumda çatışma ve kutuplaşmaları artıracağından korkuluyor. Bu korkuların ve endişelerin sahipleri, dindarlığı baskı altına alacak, dindarlığın varlık alanını daraltacak tedbirleri, "laik düzeni sürdürebilmek" adına zorunlu görüyor.

Bizim araştırmamız ise tam aksini ispatlıyor. Toplumun aynı anda hem dindarâne bir hayat yaşadığını hem de devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasını, yani laikliği savunduğunu gösteriyor. Her iki kişiden biri, dinî vecibelerini eksiksiz yerine getiriyor; ama aynı zamanda farklı inanç ve hayat biçimlerine karşı derin bir hoşgörü ile bakıyor. Kısaca aynı anda hem dindar hem laik; hem inançlarına sıkı sıkı bağlı hem de farklı inançlara hoşgörü ile bakan bir toplumumuz var.

Toplumun kendi vicdanında kurduğu sağlam dengelere ve sağduyusuna, herkesin şapka çıkartması lâzım. Siyasal düzeyde din eksenli yoğun tartışmalar karşısında toplum sorunlarını çözmüş, sağlıklı bir bünyenin güçlü işaretlerini veriyor. Toplum çatışmıyor, kutuplaşmıyor, farklı olana düşmanca bakmıyor.

Din eksenli tartışmaların en temel sorunu, seçkinlerin dinden korkusu. Araştırma çok çarpıcı bir şekilde gelir ve eğitim düzeyi yükseldikçe, dine mesafeli hatta karşıt bir duruşun arttığını gösteriyor. Seçkinlerimiz, yani okumuşlarımız ve zenginlerimiz dinden ve dindarlardan korkuyor. Bu korkunun kaynağında ise şaşırtıcı bir cehalet yer alıyor. Seçkinler dinin ve dindarlığın mahiyetini bilmiyor.

Dini, bireyleri ve toplumu gölgesine alan bir şemsiyeye benzetebiliriz. Diğer bireylerle dengeli ilişkiler, toplumun uyumlu bir parçası haline gelmek, çocukların iyi evlatlar olarak yetişmesi ve huzurlu bir hayatı sürdürmek ancak dindar bir hayatla mümkün. Çünkü toplumun bütün alanlarında kutsalın yol göstericiliğine ihtiyaç duyuluyor. Toplumu bir arada tutan din, siyasal düzeye ancak doğal dindarlığın alanı daraltıldığı zaman taşınıyor; üniversiteli genç kızlara getirilen başörtüsü yasağı gibi. Din, toplumun dengelerini koruyor ve sürdürüyor; ancak bir engelle karşılaştığı zaman çözüm için siyasal alana taşınıyor. Kısaca dindarlık, dini siyasallaştırmıyor, tersine siyasallaşmayı engelliyor. Dinin siyasallaşması, toplumdaki sade dindarlığa yasak konduğu zaman ortaya çıkıyor.

Toplum hem dindar hem laik. Hem inançlarına kuvvetle bağlı hem de farklı inançlara karşı derin bir hoşgörü besliyor. Sorun birbiri arasında dağlar kadar fark olan dindarlık, dinin siyasallaşması, İslâmcılık, "dincilik" gibi tanımlamaların birbirine karıştırılmasıyla başlıyor. Bu karışıklık ise din cahili okur-yazarlar tarafından yapılıyor.

Halbuki bireysel ve toplumsal alanda hayatın merkezine yerleşen din, siyasal alanda çok sınırda duruyor. Sağlıklı, dengeli ve hoşgörülü bir dindarlık biçimi, oldukça dindar olan toplumumuzun din anlayışını temsil ediyor.

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim