Hedef İran

28.08.2010 04:24

Doğu Ergil

İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine ağustos ayı bitmeden bir hava saldırısı düzenleyebileceğine dair söylentilerin ortada dolandığı sır değil.

Malum "Duman olmayan yerden ateş çıkmaz". Pekala, belki de ateş çıkacak; ama henüz değil.

Birçok ülke istihbarata büyük paralar harcar ve her zaman bilgiler dışarıya sızdırılır. İran hakkındaki haber Amerikan hükümetinin istihbarata her yıl 100 milyar dolar harcadığı ABD kaynaklarından sızmıştır. Yakında haberin gerçek mi yoksa hüsnükuruntu mu olduğunu göreceğiz. Öte yandan, İsrail'in hayali ya da olası tehditler karşısındaki sicilini ve Irak'taki karmaşık duruma neden olan Amerikan maceraperestliğini göz önüne alırsak, bu iki ülke "özgür dünyanın güvenliği için" tehlikeli bir girişimde bulunabilir.

Yeni muhafazakarlarla (neokonlar) Pentagon'daki asker ahbaplarının ABD'de 11 Eylül benzeri bir terörist saldırının tekrarlanması ihtimaline karşı eski başkan yardımcısı Dick Cheney'nin direktifleri yönünde acil durum planı hazırladığı resmen biliniyor. Amerikan Hava Kuvvetleri'nin kıdemli subaylarının sızdırdığı habere göre, Bush yönetimi İran'a yönelik hem konvansiyonel hem de taktiksel nükleer silahlar kullanacakları geniş çaplı bir hava saldırısı düzenlemek istemişti. İran'ın 11 Eylül ile bir ilgisinin olup olmaması ya da ABD'ye bir tehdit oluşturması önemli değildi. İran radikal bir ülkeydi ve Evangelist olmayan her türlü radikallik yeryüzünden silinmeliydi. Planda, 450'ye yakın stratejik hedef listelenmişti.

Neokonlar artık iktidarda değil. Ancak, İsrail'in tek başına ya da Amerika ile İran'a olası bir saldırı düzenleyeceğine dair artan söylentilere bakılırsa yeni muhafazakarların ABD siyaseti üzerindeki kanaat ve etkilerinin gücü hâlâ silinmiş değil. Öte yandan, son yıllarda İran'ın misilleme kapasitesi kayda değer bir şekilde arttı. İran'ın uzun menzilli misilleri daha gelişmiş ve etkili. İran, uzaktaki hedefleri bombalama kapasitesine sahip (Kerrar ya da Striker isimli) insansız uzun menzilli bir misili test etti. Geçenlerde, 15,5 metrelik "Bıçak Sırtı" adlı saatte 82 mil yapabilen "dünyanın en "hızlı" savaş gemisini" Pasdaran veya Devrim Muhafızlarına verdi. Bu sıradışı gemi Güney Afrika'da yapıldı; ancak İran da yakında geminin seri üretimine başlayabilecek. İranlıların nükleer alandaki iddialı uğraşlarından henüz burada bahsetmedim bile.

Pasdaran, yönetimdeki Ulemaların rejimi korumalarına yardımcı olmak için yaratıldı; ama zamanla donanma kapasitesi de dahil birçok askeri yetenek kazandı. Pasdaran'ın bir birimi de Hormuz Boğazı'ndan geçen ABD savaş gemilerine akın eden küçük ve hızlı botlardan oluşuyor. Botların şaşırtıcı hamleleri ve bu dar kanal boyunca mayın döşeme yetenekleri yüzünden çok büyük tankerlere tehdit oluşturmaları onları tehlikeli bir eşekarısı kovanına dönüştürüyor. Hormuz Boğazı'nın bir mil genişliğindeki çıkış kanalındaki trafikle petrol deniz ticaretinin yüzde 40'ı, Japonya'nın petrol tüketiminin dörtte üçü dahil dünya petrol ticaretinin yüzde 20'si gerçekleştiriliyor.

İran'ın, dünyanın geri kalanına her gün yaklaşık 17 milyon varil petrol taşıyan boğazlarını tanker trafiğine kapatmak için detaylı planlar yaptığı biliniyor. Bu gerçekleşirse petrol fiyatları varil başına (bugünün parasıyla) 80 $'dan 400 ya da 500 $'a fırlayacaktır. Şüphesiz İsrail ve ABD dünyanın en çok nefret edilen ülkeleri olacaktır.

İran'ın "eşekarısı" diye tabir edilen hız botlarına patlayıcılar ve fanatik intihar bombacıları yerleştirilirse, Ekim 2000'de Aden Körfezi'nde USS Cole adlı 8.600 tonluk Amerikan savaş gemisine düzenlenen intihar saldırısına benzer saldırılar yapma kabiliyetine sahip olurlar. 2000'deki saldırıda 12 Amerikalı denizci öldürülmüştü ve 1 milyar dolarlık savaş gemisi iki yıl boyunca hareketsiz halde kalmıştı. İran'da, petrol trafiğine ağır hasar verebilecek ve yıllar boyunca boğazı çıkmaza sokabilecek bu botlardan çok sayıda var. Dolayısıyla İran'ı bombalamak askeri bir zafer kazanmak ya da onu nükleer hedeflerinden yıldırmak meselesi değil; küresel ekonomik dengelerin bir meselesidir. İran-Irak Savaşı'nda (1980-88) ellerinde mollaların verdiği cennetin anahtarlarıyla mayın tarlalarında yürüyen yüzlerce intihar gönüllüsüne şahit olmuşken İran'ın intihar gönüllülerinden oluşan sonsuz bir kaynağı olduğunu göz önüne alırsak, herhangi olası bir savaş askeri değil ruhani bir dirençle karşılaşacaktır ki Batı'nın bunu kavraması güçtür.

İsrail'in olası bir saldırısının zamanlamasına ne demeli? Obama büyük olasılıkla böylesine bir sorumluluğu tek başına üstlenmeyecektir. Böylesine önemli bir kararın ABD Kongresi tarafından alenen ya da el altından onaylanması gerekir. ABD Kongresi 10 Eylül'de tekrar yeniden toplanacak. İsrail'in İran'a saldırmasının önünü açan bir önerge (HR 1553) şu anda Kongre'ye doğru yol alıyor. Bu İki Buçukuncu Dünya Savaşı'nın başlangıcı olabilir.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim